Anasayfa » MATEMATİK HER YERDE » Van Gogh’un ”Yıldızlı Gece”sinin Ardındaki Beklenmedik Matematik

Van Gogh’un ”Yıldızlı Gece”sinin Ardındaki Beklenmedik Matematik

Türbülansların matematiksel olarak anlatılması ne kadar zor olursa olsun, sanatı kullanarak nasıl göründüklerini betimleyebiliriz tıpkı Van Gogh gibi…

Resimler yalnızca ressamların ruh hallerini yansıtmakla kalmaz, çoğu zaman resmedilen anın fiziksel durumuna ilişkin bilgiler de verir. Fırça darbelerinin, renklerin, özellikle de ışığın ustalıkla kullanımı hareket ve parlaklık gibi etkileri ortaya çıkarır.

1889 Haziranında, Vincent van Gogh, kulağını keserek kendisini yaraladığı yer olan Saint Paul de Mausole’deki odasının penceresinden bakarak, gün doğumu öncesi manzarasını çizdi. “Yıldızlı Gece” tablosun­da resmedilen, adının çağrıştırdığı gibi yıl­dızlı ve sakin, huzur dolu bir gece değil, tutku dolu fırça darbeleriyle yapılmış, fırtı­nalı bir gökyü­zü idi.

O ve diğer empresyonistler (empresyonizm, izlenimcilik: doğadaki unsurları olduğu gibi anlatmak yerine, kişinin içinde yarattığı izlenim ve duyguları yansıtmayı hedefleyen akım) ışığı kendilerinden önceki sanatçılardan farklı bir yolla tasvir etmişti.

Örneğin suda yansıyan güneş ışığı ya da ”Yıldızlı Gece”de görülen, gece Samanyolu’nda eriyormuş gibi görünen yıldızların ışığı gibi.

Işığın hareketini ele geçirmeye çalışıyor gibiydiler. Bu etkiye, tuvaldeki renklerin içindeki ışığın yoğunluğu anlamına gelen parlaklık sebep oluyordu.

Beynimizdeki görsel korteksin ilkel kısmı farklı renklendirilmiş iki alanı, eğer parlaklıkları aynıysa bir araya getirerek birbirine karıştırır. Fakat beyinlerimizin ilkel olmayan alt bölmesi bu karşıt renkleri birbirine karıştırmadan görebilir. Aynı anda gerçekleşen bu iki farklı yorumla, bir çok empresyonistin çalışmasında ışık, titreşiyormuş ve garip bir şekilde ışıyormuş gibi görünür.

İşte Yıldızlı Gece tablosunu bu kadar büyüleyici yapan şey budur aslında, belki de bundan biraz daha fazlası…

Şimdi resimden fiziğe geçelim.

Kimilerinin kuantum mekaniğinden daha zorlu olduğunu söylediği ve bilim camiasını halen uğraştıran türbülans konusuna. Türbülans bir sıvının ya da gazın hareket halindeki düzensizliği olarak tanımlanır.

Rus matematikçi Andrey Nikolaevich Kolmogorov türbülans konusunda yaptığı çalışmalarla bilinir. Kolmogorov istatistiksel bir yaklaşımla bu konudaki bilinmezliği gidermeye çalışmış, bir akışkanın hızındaki değişimler ile enerjisinin sürtünme nedeniyle dağılma oranı arasında bir ilişki bulunduğunu öne sürmüştür.

Kolmogorov’un 1940’lı yıllarda yaptığı bu çalışmalar günümüz türbülans
modelinin temellerini oluşturmuştur.

***

2004’te, bilim insanları Hubble Uzay Teleskobu’nu kullanarak bir yıldızın etrafındaki uzak gaz ve toz bulutunun girdaplarını gördüler ve bu görüntü onlara Van Gogh’un Yıldızlı Gece’sini hatırlattı. Bu durum Meksika, İspanya ve İngiltere’den bazı bilim insanlarını, Van Gogh’un resimlerindeki parlaklık hakkında detaylı bir şekilde çalışmaya teşvik etti. Fark ettiler ki Van Gogh’un resimlerinin birçoğunda gizlenmiş, Kolmogorov’un denklemine yakınlık gösteren, belirgin bir akışkan yapı deseni var.

Araştırmacılar resimleri dijital ortama aktararak parlaklığın herhangi iki piksel arasında nasıl bir değişim gösterdiğini ölçtüler. Piksel ayrılıkları için ölçülen eğrilerden, Van Gogh’un psikolojik rahatsızlığı olan dönemlerde çizdiği resimlerin, akışkan türbülansına dikkat çekici derecede benzer olduğu sonucuna vardılar.

Sanatçının psikolojik olarak çalkantılı dönemlerinde türbülansı daha iyi yansıtması bir tesadüf mü yoksa bu ruh hali türbülansı yansıtma konusunda sanatçıda bir şeyleri m itetiklemiş bilinmiyor.

Ancak görünen o ki böyle bir analiz yöntemi sayesinde belki de ilk kez bir sanat eserinin yarattığı etkinin öznel ifadesi sayısal olarak da
desteklenmiş oluyor.

Konu ile ilgili videoya da göz atabilirsiniz.

Referans Yazı: Pınar Dündar – Van Gogh’un Türbülanslı Dünyası – Bilim Teknik Ekim 2015

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Avatar
Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.