Prester John: Dünyayı Değiştiren Ancak Hiç Varolmayan Kral

Prester John yani Rahip Jonh adını hiç duydunuz mu? Duymadıysanız yalnız değilsiniz. Aslında onu kimse görmedi. Ancak bu kral bir biçimde Ortaçağ tarihini biçimlendirdi. Ayrıca bu kral olmasaydı muhtemelen geometri, haritalama ve hatta coğrafi keşifler bile olmayabilirdi. Merak ettiniz mi? Gerçekten ilginç bir hikaye okumaya hazır olun…

Prester John Ortaçağ ve Erken Modern dönemlerde Avrupa’da efsanevi bir figürdü. O dönemde yaşayan Avrupalılar, Prester John’un Doğu’da bir yerde, Ortaçağ Hıristiyanlığının sınırlarının ötesinde bir krallığı yöneten zengin ve güçlü bir Hıristiyan hükümdar olduğuna inanıyorlardı.

Avrupalılar, Müslümanlara karşı mücadelelerinde Doğu’da güçlü bir Hıristiyan müttefik bulmayı umdukları için bu efsanevi hükümdarla temas kurmaya son derece hevesliydiler. Bu nedenle, nerede yaşadığını kimse bilmese de, krallar, papalar ve imparatorlar ona, güçlerini birleştirmek için, mesajlar ve ricalar gönderdiler.

Bunun nedeni, Prester John’un krallığında zümrüt nehirlerin aktığına, altınla dolu olduğuna ve hem mükemmel savaşçı hem de iyi Hıristiyan adamlara ev sahipliği yaptığına inanmalarıydı. Kısacası, Rahip John, tüm Hıristiyan hükümdarların arkadaş olmak isteyecekleri türden bir Hıristiyan hükümdarıydı. Ne yazık ki, bu neredeyse kesinlikle imkansızdı. Krallığı hiçbir zaman bulunamadı, ancak kendisinin dünya tarihi üzerinde büyük bir etkisi oldu.

Prester John Efsanesi Nasıl Başladı?

Prester John efsanesi ilk olarak 12. yüzyılda ortaya çıktı. Bu, Avrupa’dan Hıristiyanların Kutsal Toprakları Müslümanlardan zorla almaya çalıştığı Haçlı Seferleri zamanıydı. Aslında her şeyin başlangıcı 1165 yılında çoğaltılan bir mektuptu. Bu mektup, o zamanlar Hıristiyan âleminin en güçlü iki hükümdarı olan Bizans İmparatoru Manuel Comnenus ve Kutsal Roma İmparatoru Frederick Barbarossa’ya gönderilmişti.

Prester John’un Mektubu.

Mektupta Babil kulesi ve Gençlik çeşmesi gibi yerleri de bünyesinde barındıran bir yerden bahsediliyordu. Tüm bu bölgeye sahip olan kişi ise efsanevi kral Prester John idi. Mektubu da bizzat o imzalamıştı. Günümüzde böyle bir kralın aslında hiç var olmadığını biliyoruz. Ancak o dönemde bu güçlü krallık ve onun güçlü hükümdarı miti Avrupa’daki liderlerin kararlarını 400 yıl kadar etkileyecekti.

Mektup ve etrafında gelişen söylentiler, 1. ve 2. Haçlı Seferleri sırasında, doğudaki zenginliğin farkına varmış olan Avrupalı toplumlar ve kralları tarafında yeni bir heyecan ve beklenti yarattı. Prester John’un Mektubu, Orta Çağ boyunca en çok satanlardan biriydi ve bu mektubun 100’den fazla versiyonu, ilk ortaya çıkışından sonraki yüzyıllarda yayınlandı.

Prester John, Doğu Afrika haritasında tasvir ediliyor

Çok geçmeden Avrupalı haritacılar, bu efsanevi krallığın yeri hakkında tahminler yürütmeye başladılar. İlk olarak bu efsanevi kralı doğuda aramaya karar verdiler. 13. ve 14. yüzyılda İpek Yolu üzerinden Uzak Doğu’ya giden ve içlerinde ünlü seyyah Marco Polo’nunda olduğu Avrupalı misyoner ve gezginler, burada bu bölgenin Hristiyanlıkla bağlantısının olmadığını kısa sürede fark edeceklerdi.

Ayrıca, 14. yüzyılda Moğol İmparatorluğu parçalanma evresindeydi. Sonuç olarak, Prester John arayışı Orta Asya’dan Afrika’ya, daha özel olarak modern Etiyopya ve Eritre’yi kapsayan bir bölge olan Habeşistan’a kaydı.

Prester John Krallığı Neredeydi?

Avrupalılar Habeşistan’da Hıristiyanların olduğunu biliyorlardı. Ancak MS 7. yüzyıldaki İslam fetihlerinden sonra iki bölge arasındaki temas kesilmişti. Kısa süre sonra Prester John’un Habeşistan hükümdarı (bugünkü Etiyopya) olduğu Avrupa’da yaygın olarak kabul edilecekti.

Abraham Ortelius’un ( 1527-1598) Prester John haritası’

15. yüzyılda başlayan Keşif Çağı’nda Portekizli kaşifleri motive eden etkenlerden biri de Prester John efsanesiydi. Hala bu efsanevi hükümdarın krallığını bulmayı ve Müslümanlara karşı onunla / onun soyundan gelenlerle ittifak kurmayı umuyorlardı. Bunun için öncesinde Portekiz’de önemli bir seferberlik başladı. Denizcileri gemi inşası, navigasyon ve harita yapımı bilimlerinde eğitmek için Portekiz’e bir dizi uzman getirildi. Sonrasında Kristof Kolomb’da bu eğitimden faydalanacaktı. Bu sayede de geometri ve haritalama dünyaya hükmetmenin bir aracı haline geldi.

Portekizliler, 1440’ların sonlarından itibaren Gine’nin Atlantik kıyılarında ilerlemeye başlamışlardı. 1480’lerde Afrika’nın güney ucuna ulaşmışlardı. Sonunda hayal ettikleri krallığa ulaştıklarını düşünüyorlardı. Ancak yanıldıklarını kısa süre içinde anlayacaklardı. Bu keşiften on yıl sonra,1529 yılında Osmanlı imparatorluğu tarafından desteklenen Adal Sultanlığı, Etiyopya’yı işgal edecekti.

Portekizli Kaşifler Bir Biçimde Dünyayı Biçimlendirdiler

Portekizliler birlik göndererek Etiyopya’ya yardım ettiler. Ancak aynı zamanda ulaştıkları bu uygarlığın ne çok zengin ne de çok güçlü olduğunu fark ettiler. Sonucunda Roma Katolik kilisesi Etiyopya’yı Hıristiyan inanışına uygun biçimde davranmayan rahipler olarak görmeye başlamıştı. Bu da nihayetinde Etiyopya’da bir iç savaş çıkması ve 1630’larda Avrupa ile bağlantılarının kesilmesine neden oldu.

Sonuç olarak, Portekizliler, Prester John’u asla bulamadılar. Ancak Asya’ya giden bir deniz yolu buldular ve böylece dünya tarihinde yeni bir çağ başlattılar. Öte yandan Afrikalıları “öteki” olarak kabul ettikten sonra, işgücü sağlamak için köleleştirilmelerini kabul etmek çok daha kolay olacaktı. Yıllar içinde de Prester John efsanesi unutulmaya başlanacaktı.



Kaynaklar ve ileri okumalar

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu