Felsefe

Münchhausen Üçlemesi: Gerçeği Kanıtlamak İçin Üç Geçersiz Yöntem

Okulda, iş ortamında veya arkadaş gruplarınızın içinde mutlaka rastlamışsınızdır. Bazen birisi kulağa pek de doğru gelmeyen hikayeler anlatır. Ya da kendinden emin bir biçimde çılgın bir iddia ortaya atar. Bunun bir sonraki adımı nedir? Bu “yanlış” iddialara/hikayelere nasıl yanıt verirsiniz? Akılcı düşünen birisinin tepkisi, böyle bir durumla karşılaşınca ortaya atılan iddialara karşı kanıt arama biçimindedir. Ama ya kanıt olduğunu düşündüğünüz şey, sadece kendinizi haklı olduğunuza ikna etme yönteminiz ise? Münchhausen Trilemma (Münchhausen Üçlemesi), bir argümanın doğruluğunu kanıtlamak için üç işe yaramayan yöntem olduğunu aktarır.

Askeri başarıları ile bilinen 1720 doğumlu Karl Friedrich Freiherr Von Münchhausen, seyahatlerinde yaşadıklarını anlatmayı seven Alman bir barondu. Birçok kişi onun hikayelerinin fazlasıyla abartılı ve gerçek dışı olduğundan şüpheleniyordu. Ünlü hikayelerinden biri, ata binerken bir bataklıkta mahsur kaldığı zaman ile ilgiliydi. Sözde baron bu bataklıktan kurtulmak için kendi saçını yukarı doğru çekmiş ve bataklıktan bu biçimde kurtulmayı başarmıştı. Bunun neticesinde baronun abartılı hikayeleri yazar Rudolf Erich Raspe’ye ilham verdi. Sonunda da kurgusal bir Alman asilzadesi olan Baron Münchausen karakteri ortaya çıktı. Bu nedenle Münchhausen adı da yaygınlaştı.

Karl Friedrich Freiherr Von Münchhausen’in kuruluş anı. Kaynak: https://en.wikipedia.org

Munchhausen Üçlemesi Nedir?

Alman baronuna atıfta bulunarak, epistemolojide (bilginin doğası ile ilgili bir felsefe dalı) bir tartışmaya “Munchhausen’in üçlemesi” denir. Üçlemeye göre herhangi bir bilgiyi doğrulamak için hiçbiri mutlak veya kesin bilgi sağlamayan üç seçenek vardır. Bu nedenle bir argümanı kanıtlamak için bu seçeneklerden birini seçerseniz kusurlu bir sonuca erişirsiniz.

1-Döngüsel Nedenselleştirme (Circular Reasoning)

Dairesel akıl yürütmede öncüller ve sonuçlar aynıdır. Bir şablon vermemiz gerekirse şu biçimde düşünebilirsiniz. A,B nedeniyle doğrudur. B,’de A nedeniyle doğrudur. Kanıt, doğru olduğu varsayılan, ancak kendisi kanıtlanmayı bekleyen bir temele veya ifadeye dayanır. Sonuç olarak, argüman bir daire içinde döner ve asla nihai, mutlak bir kanıt üretemez.

Döngüsel nedenselleştirmede ispatlamak istediği sonuç başlangıç noktası olarak kabul edilir. Bu mantığın hatalı bir kullanım biçimidir. Bir sonucun kendisinin veya bir kısmının önermelerin içinde bulunması durumudur. Birinci önermenin ikinci bir önermeye atıfta bulunularak desteklenmesine rağmen ikinci önermenin de zaten birinci önerme ile destekleniyor olması halidir. Bir örnek ile inceleyelim.

A: Öğretmenimiz bize yalan söylemenin kötü olduğunu söyledi.

B: Yalan söylemek neden kötüdür?

A: Çünkü öğretmenimiz öyle diyor. Bu nedenle yalan söylemek kötüdür.

2- Sonsuz Argüman

Küçük çocuklar doğaları gereği meraklıdır ve her şeyi sorgular. Bir çocuk ile ebeveyni arasında geçen bir konuşmaya şahit olduysanız anımsarsınız. Çocuğun bir sorusuna cevap verdiğiniz zaman başka bir soru gelir. Ona da cevap verince bir başkası. Eninde sonunda ebeveynin cevap veremediği bir an gelir. Bunun nedeni çocuğun sorduğu sorunun bir cevabının olmamasıdır. Herhangi bir bilimsel konuda sürekli “Neden?” sorusunu sorarak, herhangi bir olgudan yola çıkıp Evren’in başlangıcına kadar gidebilirsiniz; çünkü her şeyin nedenleri birbirine bağlıdır.

Sonsuz argüman şeması. Nihai bir kanıt arayışı kaçınılmaz olarak bir kanıttan diğerine sonsuza kadar devam eder. Örneğin, bir yöntemin nesnelliği, başka bir yönteme veya belirli bir felsefi varsayıma dayanır. Böylece sorun, etkili bir şekilde diğer yöntemin nesnelliğinin meşruiyetine veya altında yatan varsayıma kayar.

3- Dogmatik Argüman

Bu argümanda bir otoriteye yönelerek mutlak, reddedilemez bir temel aranır. Belirli bir argümanın neden geçerli olduğu gibi sorular “çünkü X öyle diyor” biçimde cevaplanır. Ancak modern bilimde bir otorite tarafından yapılan bir açıklamanın tanımı gereği doğru olabileceği fikri kabul edilmez. Tarih bunun örnekleri ile doludur.

Epistemoloji, felsefede bilgi teorisi ile ilgilenen bir alandır. Bilgi edindiğimiz veya argümanlarımızı haklı çıkardığımız yapıları, yöntemleri ve yolları inceler. Bize doğru bir şekilde akıl yürütebileceğimiz ve geçerli argümanlar üretebileceğimiz araçları sağlar. Epistemoloji önyargıları açıklar ve metodolojik bir analiz yoluyla bize doğru bilgi sağlar. Günümüzde bu durumun her zamankinden çok daha önemli olduğu kesin.

Kaynaklar ve ileri Okumalar:

Matematiksel

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu