Psikoloji

Carl Sagan da Yanılmıştı! Sürüngen Beyin Bir Efsanedir!

Yoğun stres ya da ani öfke anlarında beynimizin ilkel bir bölümünün kontrolü ele geçirdiğini duymuş olabilirsiniz. Bu anlatıya göre, içimizdeki bu mantıksız yan, beynimizin gelişmiş ve insana özgü kısmından gelmez. Evrimin beynimizde bıraktığı, sürüngen atalarımızdan kalma eski bir kalıntıdan kaynaklanır. Bazılarına göre suçlu, “sürüngen beynimizdir”.

sürüngen beyin

Bilim iletişimcisi ve astrofizikçi Carl Sagan, Pulitzer Ödülü’nü The Dragons of Eden, yani Cennetin Ejderleri adlı kitabıyla kazandı. Bu kitap, zekânın ve bilincin insanlarda nasıl ortaya çıktığına dair düşüncelerini içeriyordu.

Ancak kitap yalnızca övgü almadı; bazı bilim çevreleri onu sert biçimde eleştirdi. Bunun temel nedeni, Sagan’ın kitapta Paul D. MacLean’ın üçlü beyin modeli ve “sürüngen beyin” fikrine geniş yer vermesiydi.

Bugün sayısız kitap, makale ve popüler içerik, sürüngen beynimizin hayatımızı yönettiğini ve daha iyi davranmak için onu aşmamız gerektiğini söyler. Bu anlatılar, saldırgan ya da dürtüsel davranışları nasıl durduracağımızı açıklamaya çalışır. Bunda bir miktar doğruluk payı vardır. Ancak genel olarak beyin böyle çalışmaz. Birazdan göreceğimiz gibi bu model artık oldukça eski kalmıştır.

Üçlü Beyin Modeli Ve Sürüngen Beyin Nedir?

Beynin nasıl evrimleştiğini düşündüğümüzde, bunu çoğu zaman “üçlü beyin modeli” ile açıklarız. Bu modele göre bir yanımızda sürüngen beynimiz, bir yanımızda duygusal beynimiz, bir yanımızda da üstün zekâmızı temsil eden neokorteksimiz vardır.

Bu beyin anlayışı, sinirbilimci Paul MacLean’in üçlü beyin kuramına dayanır. MacLean, bu kuramı 1990’da ayrıntılı biçimde ortaya koydu.

Beyin, üst üste konmuş bloklar gibi değil; giderek büyüyen, karmaşıklaşan ve daha güçlü işlem kapasitesi kazanan tek bir yapı olarak gelişti.

MacLean, araştırmaları sırasında sürüngenler ve memeliler arasında bazı ortak davranışlar fark etti. Rutinleri sürdürmek, bölgeyi korumak ve hayatta kalmaya yönelik tepkiler vermek gibi davranışları daha “ilkel” kabul etti. Memelilere özgü davranışların ise daha sonra gelişen beyin yapılarıyla ilişkili olduğunu düşündü.

MacLean bu fikri “üçlü beyin” modeliyle açıkladı. Ona göre insan beyninin içinde üç ayrı katman vardı. En eski katman sürüngen beyindi. Memeliler evrimleştikçe bu yapının çevresinde ikinci bir sistem gelişti. MacLean buna paleomemeli kompleks ya da limbik sistem adını verdi.

Daha sonra yüksek primatlarda üçüncü bir katman, yani neokorteks gelişti. Bu yapı dil, akıl yürütme ve karmaşık düşünme gibi bilişsel becerilerle ilişkilendirildi. Böylece MacLean, insan beynini üst üste eklenmiş üç evrimsel katman gibi yorumladı. Bu model kısa sürede çok popüler oldu.

Sürüngen Beyin Bir Efsanedir

Ama işin aslı şu: Beynimizin içinde ayrı bir “kertenkele beyin” yoktur. Beyin, üst üste eklenmiş üç ayrı parçadan oluşmaz. Tek bir bütün olarak çalışır.

Eğer üçlü beyin modeli doğru olsaydı, beynin eski bölümleri tüm memelilerde neredeyse aynı kalırdı. Sonradan yalnızca yeni katmanlar eklenirdi. Fakat araştırmalar bunun böyle olmadığını gösteriyor.

Örneğin amigdala, maymunlarda sıçanlara göre çok daha gelişmiştir. Yani evrim eski beyin parçalarını olduğu gibi bırakıp üstüne yenilerini eklemez. Var olan yapıları da değiştirir, geliştirir ve birbirine bağlar. Bu yüzden “ilkel beyin bizi yönetiyor, gelişmiş beyin onu kontrol ediyor” düşüncesi fazla basittir.

Eski sinirbilim anlayışı, MacLean’in modelinden etkilenerek beynin bu eski bölümlerinin bağımsız çalıştığını düşünüyordu. Buna göre öfkeyle tepki verdiğimizde sürüngen beynimiz devreye giriyor, evrene bakıp varoluşumuzu düşündüğümüzde ise neokorteksimiz çalışıyordu.

Bugün bunun tam olarak doğru olmadığını biliyoruz. Beynimiz evrimleştikçe yeni işlevler kazandı, büyüdü ve biçim değiştirdi. Ama bu süreçte parçalar birbirinden ayrı kalmadı. Beynin tüm bölgeleri birbiriyle güçlü bağlantılar kurdu.

Sürüngen beyin diye adlandırılan eski bölgeler, ani dürtüleri ve hızlı tepkileri başlatabilir. Ancak bu tepkiler tek başına hareket etmez. Beyin bir bütün olarak çalışır. Bunu bir arabanın kontağını çevirmeye benzetebiliriz. Kontak motoru başlatır, ama arabanın hareket etmesi için bütün sistemin birlikte çalışması gerekir. Sürücü de bu sistemin parçasıdır. Bu benzetmede sürücü, neokorteks gibidir.

Örneğin öfke çok karmaşık bir duygudur. Yalnızca ilkel bir tepki değildir. Bu yüzden “bunu bana sürüngen beynim yaptırdı” demek fazla basit bir açıklamadır.

Sonuç Olarak

Yine de üçlü beyin modeli tamamen yanlış değildir. Açlık, tehdit algısı ve olumsuz duygular gibi temel tepkileri daha gelişmiş düşünme süreçleriyle düzenleyebiliriz. Durumu değerlendirir, bağlamı düşünür ve ilk tepkimizi değiştirebiliriz.

Kısacası beynimizde yaşam için gerekli eski yapılar vardır. Ancak bu yapılar tek başına karar vermez. Modern insan beyninin içinde, diğer bölgelerle birlikte çalışan bağlantılı bir sistemin parçası hâline gelmiştir.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • You Don’t Actually Have A ‘Lizard Brain’, Evolutionary Study Reveals. Yayınlanma tarihi:7 Eylül 2022; Bağlantı: https://www.sciencealert.com
  • 1- Cesario, J., Johnson, D. J., & Eisthen, H. L. (2020). Your Brain Is Not an Onion With a Tiny Reptile Inside. Current Directions in Psychological Science, 29(3), 255–260. https://doi.org/10.1177/0963721420917687
  • 2- David Hain et al. Molecular diversity and evolution of neuron types in the amniote brain .Science377, eabp8202(2022). DOI:10.1126/science.abp8202

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir