Salvador Dali’nin Kısa Süreli Uyku Tekniği İle Yaratıcılığınızı Arttırın

Gün içinde yaptığımız küçük kaçamaklar olarak da tanımlayabileceğimiz şekerlemeler aslında sadece çocuklar için faydalı değildir. Ayrıca uyuklamak artık tembelliğin de bir işareti değil. Giderek daha fazla araştırma İngilizce’de power nap adı verilen, Türkçe ‘ye de güç uykusu ya da kısa süreli uyku biçiminde çevrilen, bizim bildiğimiz adıyla şekerleme yapmanın sizi bir şekilde daha üretken hale getirdiğini ortaya koyuyor.

Aslına bakarsanız, Aristoteles’ten Albert Einstein’a tarihteki bir çok ünlü ve başarılı ismin değişen sürelerde gündüz uykularını benimsediğini görüyoruz. İkinci dünya savaşı sırasında, Winston Churchill’in öğleden sonra en az bir saat kestirdiğini biliyoruz. Sanatçı Salvador Dalí ve mucit Thomas Edison’un ise ilhama ihtiyaç duyduklarında benzer ama oldukça tuhaf bir uyku tekniği benimsediklerini de uzun zamandır okuyoruz.

Salvador Dalí, yaratıcılığı ateşlemek için uykunun N1 aşamasında uyanmak da dahil olmak üzere çeşitli kısa süreli uyku teknikleri denemesi ile bilinmektedir.

Bunu tam olarak bilinçli bir biçimde yapıp yapmadıkları kesin olmasa da Dalí ve Edison beyinlerinin uykunun ilk aşamasına geçmesine izin veriyor ancak hemen ardından da uyanmayı tercih ediyordu. Tekniğin kendisi arka planındaki fikirden aslında daha da ilginç. Dalí ve Edison bunun için bir sandalye üzerinde oturur pozisyonda uyuyordu. Bu esnada bir kaşık veya top gibi bir nesneyi de elinde tutuyordu.

Gözlerini kapatıp uykuya daldıkları anda elbette bu nesne yere düşüyor ve bunun sonucunda da aniden uyanıyorlardı. Bir kaç dakika sersemlik durumu yaşadıktan sonra da işlerinin başına kaldıkları yerden devam etmek için zinde bir biçimde dönüyorlardı. Bu kısa süreli uyku tekniği size saçma geldiyse konu ile ilgili yakın zamanda gerçekleştirilen bir araştırmaya göz atalım.

Bu Kısa Süreli Uyku Tekniği Neden İşe Yarıyordu?

Bir fotoğrafçı Thomas Edison’u 1904’te atölyesinde uyurken yakalamış.

Hipnogojik yani uyku-uyanıklık arası olarak bilinen aynı zamanda N1 adıyla da anılan bir uyku evresidir. Bu evre derin bir uykuya dalmadan bir kaç dakika önce ortaya çıkar. Ayrıca hemen hemen hepimiz bir gece uykusunun yaklaşık yüzde 5 kadarını bu evrede harcarız.

Ancak, diğer uyku evreleri hakkında bir çok araştırma gerçekleşse de bu uyku aşaması aslında üzerinde çok da çalışma yapılmamış ve tam olarak ne amaca hizmet ettiği anlaşılamamış bir evredir. Bu evre esnasında, kişiden kişiye değişiklik olsa da, temelde şekiller ve renkler görüp, hayal kurabilirsiniz. Ancak aynı zamanda hala odanızda olan sesleri de duyabilirsiniz. Bu nedenle uyku ile uyanıklık arası biçiminde adlandırılmaktadır.

N1 Uyku Evresi İle İlgili Bir Araştırma

Uyku evreleri

Bu tekniğin gerçekten bizler gibi sıradan beyinler için işe yarayıp yaramadığını merak eden araştırmacılar bunu test etmek için yola çıktılar. Çalışmalarına uykuya dalmada bir sorun yaşamayan 103 kişi katıldı. Bu kişilerden, deneyden önceki gece uyarıcılardan uzak durmaları ve normalden biraz daha az uyumaları istendi.

Deneyde bu kişilerin 10 matematik problemi çözmeleri gerekiyordu. Problem bir sayı dizisinin kuralını bulmak ve sonraki sayıyı tahmin etmek ile ilgiliydi. Ancak bu kuralı fark etmek için sıradan değil, kalıpların dışında düşünmek yani yaratıcı düşünmek gerekiyordu. Deneyin ilk aşamasında katılımcılar doğru cevaplar bulmak için çabaladılar.

Daha sonra 20 dakikalık bir mola verildi ve katılımcılar karanlık bir odaya alındı. Burada üç ayrı gruba ayrıldılar. Bir grubun uyumasına izin verilmedi. Bir grup normal biçimde uyudu. Bir gruptakiler ise tıpkı Dalí ve Edison gibi rahatladılar ve ellerinde bir nesne tuttular. Bu esnada da katılımcıların beyin dalgaları kayıt altına alındı.

Deneyin bu aşaması bittikten sonra katılımcılar daha fazla matematik problemi çözmek zorunda kaldılar. Bunun sonrasında uyanık kalanların sadece yüzde 31’i ve daha derin bir uyku seviyesine ilerleyenlerin yüzde 14’ü sorunları çözmeyi başardı. Ancak N1 aşamasına ulaşan katılımcıların yaklaşık yüzde 83’ü gizli kuralı bularak soruları doğru yanıtladı.

Yaratıcılık İçin Kısa süreli Uykunun Gerçekten de Kısa Sürmesi Gerekiyor

Fikir size cazip geldi ise gerçekleştirmeniz oldukça kolay. Öncelikle uzanabileceğiniz sıcak, loş ve sessiz bir yer bulun. Uykuya geçmekte zorlanıyorsanız bu egzersizi deneyin: Gözlerinizi kapatın ve nefesinizi tamamen boşaltın. Sonra dört sayıda yavaşça nefes alın. Yediye kadar sayarken nefesinizi tutun ve sekize kadar sayarken nefesi ağzınızdan boşaltın. Bu alıştırmayı üç ya da dört kez tekrarlayın. Bu egzersizin tamamı 60 saniye kadar alır ve uykuya çabuk dalmanıza yardımcı olur.

Çoğu kişinin güç uykusu (power nap) olarak söz ettiği uyku türü 20-30 dakika civarındadır. Bu uzunlukta bir uyku, geleneksel uykunun beş aşamasının ilk ikisinin yararlarını barındırır. Beyninizin daha hızlı ve daha doğru çalışmasını sağlar. Örneğin sınav gibi, önemli bir çok şeyi birden hatırlamaya çalışıyorsanız, bu tarz bir şekerleme çok yararlı olur.

Eğer uyku sürenizi uzatırsanız ( 50- 90 dakika arası) bu uykunun adı “Tembel uykusu” olarak bilinir. Bu uyku esnasında uyku döngünüzü tamamlarsınız. Örneğin uykusuz geçen bir geceden sonra fiziksel ve zihinsel olarak aşırı derecede yorgunsanız, bu türden bir şekerleme, vücudunuzun kendini tamir etmesi için yeterli zamanı sağlayacaktır. Ancak uzun süreli şekerlemelerin yararları olmasına rağmen, uyku sersemliği olarak adlandırılan bitkinlik duygusu hissetmeniz riski de vardır.

Ancak bu çalışma bize yaratıcılık ihtiyacımız olduğu zaman daha da kısa süreli uyumamız gerektiğini söylüyor. N1 aşamasının neden “yaratıcı uykunun tatlı noktası” olduğu hala belirsiz. Araştırmacıların N1 uykusunun farklı türdeki yaratıcı görevler üzerindeki etkisini test etmeyi planlıyorlar. Ancak işin güzel tarafı hepimizin evimizde bunu kendi kendimize deneyimleme olanağı bulunuyor.



Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

2 Yorum

  1. Bu konuyu arayarak bu yazıya geldim paylaştığın için çok çok çok teşekkür ederim

Başa dön tuşu