Evrenin Nihai Sonu Nasıl Gelecek? Ürkütücü 4 Senaryo

Bundan yaklaşık 1 trilyon yıl sonra, son yıldız doğacak. Yaklaşık 100 trilyon yıl sonra da son ışık da sönecek.

Bildiğimiz evren, 13.8 milyar yıl önce doğdu. Ancak başlangıcı olan her şeyin bir sonunun da olması gerekiyor. Bu nedenle yavaş ve sancılı bir biçimde evrenin sonunun geleceğini biliyoruz. Bu kötü haberdi. İyi haber şu ki, hiçbirimiz bu durumu görmek için etrafta olmayacağız.

Bilim insanları dünyanın sonunun nasıl olacağını biliyorlar. Güneş’in yakıtı bir gün bitecek ve kırmızı dev aşamasına girecek. Son bir patlamayla Dünya’yı kömürleşmiş, cansız bir kaya haline getirecek. Devamında da yakın gezegenleri içine alacak.

Senaryoya göre değişmekle birlikte, kozmosun tadını çıkarmak için daha en az beş milyar yılımız var. Ancak anladığımız kadarıyla eninde sonunda bir sonu gelecek.

1929’da Amerikan gökbilimci Edwin Hubble evrenin genişlediğine dair delilleri ortaya koydu. Eğer evren genişliyorsa bir zamanlar şimdikinden daha küçük olmalıydı. Buna dayanarak Büyük Patlama teorisi ortaya sürülecekti. Bu Büyük Patlama’dan geriye kalan parıltıyı bugün bile kozmik mikrodalga arka plan radyasyonda, gökyüzünde her yönde görülen radyo dalgalarında görebiliriz.

Evrenin sonu hakkındaki düşünceler ise çok daha belirsiz. Sonuçta, geleceğe yönelik kestirim yapmak kolay değil. Evrenle deney yapıp farklı senaryolar deneme imkânımız da yok. Ancak yine de farklı senaryolar var. En çok bilinen dört tanesine göz atalım.

Karanlık madde ve karanlık enerjinin evrendeki tahmini dağılımı. Grafiğe göre evrenin %69’unu karanlık enerji, %25’ini karanlık madde, oluşturmaktadır.

Evrenin Sonu: Büyük Çöküş ve Büyük Donma

Evren, tekilliğin aniden şişmeye başladığı, adına Büyük Patlama dediğimiz bir olayla başladı. İlk şişme durduktan sonra evren, hızı azalsa da genişlemeye devam etti ve günümüzde halen devam ediyor.

Uzun bir süre Evren’deki maddelerin kütleçekim kuvvetiyle bir fren etkisi yaratacağı ve Evren’in genişleme hızını yavaşlatacağı düşünüldü. Ne var ki yapılan tüm gözlemlere ve hesaplamalara karşın, Evren’de onun genişlemesini yavaşlatacak kadar büyük miktarda madde bulunamadı.

Hatta tersine 1998’de birbirinden bağımsız iki ekibin süpernovalar üzerine yaptığı çalışmalarda Evren’in genişleme hızının giderek arttığı ortaya çıktı. Bu hızlanmaya hangi etkinin yol açtığı bilinmediğinden ona “karanlık enerji” dendi. Bu durumda da Evren’in sonu için olası iki senaryo ortaya çıktı.

Birinci senaryoya göre karanlık enerji zamanla zayıflayıp kütle çekiminin savaşı kazanmasına olanak verecek. Bu da evrenin genişlemesinin durmasına ve büzülmesine neden olacak. Bu durumda galaksiler çarpışacak, evrenin sıcaklığı artacak, yıldızlar bile yanıp kül olacak.

Sonucunda da dev bir kara delik her şeyi yutacak. Nihayetinde de evrenimiz bir tekillikten çıktığı gibi yine bir tekillikte yok olacaktı. Bu senaryoya Büyük Çöküş (Big Crunch) denir.

Büyük Çöküş senaryosunun mümkün olması için öncelikle Evren’in büyüme hızı yavaşlamalıdır. Fakat bu olmuyor aksine hızlanıyor. Bu da bizi ikinci senaryoya götürüyor. Nihai sonumuzun bu teorisi, genişlemenin galaksiler, yıldızlar, gezegenler ve madde (tüm maddeyi oluşturan atom altı yapı taşları bile) artık kendilerini bir arada tutamayana kadar genişlemesi varsayımına dayanır.

Bu senaryoya göre de Evren’in içerdiği madde miktarı onun genişlemesini durdurmaya yetmeyecek, sonunda yoğunluğu düşecek ve soğuyacaktı. Buna da Büyük Donma (Big Chill) denir. Eğer karanlık enerji son beş milyar yıldır olduğu gibi Evren’in genişleme hızını arttıracak yönde davranırsa, Evren’in sonu büyük donma senaryosundaki gibi olacaktır. Bilim insanlarının çoğunun benimsediği “son” budur.

Büyük Parçalanma (Big Rip)

Gökbilimciler evrenin hızlandığını ilk fark ettiklerinde, sonsuza kadar genişleyeceğini düşündüler. Ancak, karanlık enerjinin doğasını daha iyi anlayana kadar, evrenin sonu için başka senaryolar da mümkündür. Bu diyagram, bu olası kaderleri özetlemektedir.

Bir de 2003’te ortaya atılan büyük parçalanma kuramı vardır. Buna göre karanlık enerjinin şiddeti zamanla artacaktır. 20 milyar yıl kadar sonra, en zayıf kuvvet olan kütleçekim kuvvetini yenecektir. Bunun sonucunda birbirine kütleçekim kuvvetiyle bağlı duran bütün yapılar sırayla dağılacaktır.

Önce gökada kümeleri dağılacak, sonra gökadalar parçalanacak, ardından da Güneş Sistemi gibi gezegen sistemleri ayrışacaktır. Son noktada yıldızlar ve gezegenler patlayacaktır. Karanlık enerji şiddetini daha da arttırıp elektromanyetik kuvveti de yenecektir. Böylece moleküller ve atomlar ayrışacaktır. Son olarak karanlık enerji atomun içindeki kuvvetlere de baskın gelecek ve onları da parçalayacaktır.

Büyük Değişim (Big Slurp)

Higgs alanı kararsız ise, kuantum tünelleme benzeri bir kıvılcım ile ateşlenip, bünyesindeki potansiyel enerjisini daha düşük enerji seviyesine çökerken etrafa saçabilir ve bu da çevresindeki alanları ateşleyip daha fazla potansiyel enerjinin açığa çıkmasını sağlayacaktır. Buna bağlı olarak bir vakum bozunması ortaya çıkabilir

Evrenin sonu ile ilgili ileri sürülen bir başka teori ise kozmosun değil de atom altı parçacıkların incelenmesine dayanıyor. Bilim kurgu romanlarına özgü bir teoriye benzetilen bu teori evrenin sonuna dair en tuhaf öngörüleri içerir.

Bu teori temel parçacıklara kütle kazandırmada rol oynayan parçacık olan Higgs Bozonu’nun doğası hakkında açıklamaların yayınlanmasından sonra ortaya çıktı. Bilinen fizik yasalarına göre, tüm diğer parçacıklara kütlelerini vermekten sorumlu bir parçacık olan Higgs bozonunun bir gün her şeyi yok etmesi mümkündür.

2012’de keşfedildiğinde, Higgs’in bir protonun kütlesinin 126 katı civarında bir kütleye sahip olduğu bulundu. Ama bu kütlenin değişmesi teorik olarak mümkün. Belki de Evren şu anda mümkün olan en düşük enerji konfigürasyonunda değildir. Tüm kozmos, gerçek bir boşluğun aksine, kararsız bir sahte boşluk olarak bilinen şeyde olabilir.

Higgs birdenbire daha düşük bir kütleye ve farklı özelliklere sahip olmaya başlarsa, evrendeki diğer her şey benzer şekilde etkilenirdi. Bu durumda elektronlar protonların etrafında yörüngede durmaz, bu da atomları imkansız hale getirirdi.

Herhangi bir canlının böyle bir durumda yaşayıp yaşayamayacağı bilinmiyor. Fizikçilere göre, bu durum doğrudan evrenin ölümüne neden olmasa da kesinlikle onu yaşamak için berbat bir yer haline getiriyor.

Evrenin Sonu İle İlgili Kesin Olarak Ne Biliyoruz?

Karanlık enerji evrene hükmetmeye devam ederse ve kozmosun genişlemesi devam ederse, er ya da geç evrenin ısı ölümü olarak bilinen şeyle karşılaşacağız. Termodinamiğin kanunları, bunun er ya da geç olacağını söylüyor.

Bu durumda Evren ya da ondan geriye kalanlar termal dengeye ulaşacak. Sıcaklık düşmeye devam edecek, yavaş yavaş mutlak sıfıra yaklaşacak ama asla tam olarak ulaşamayacak. Bu durum elbette herhangi bir yaşam biçiminin ölümü anlamına gelir.

Hangi “son” Evrenin gerçek sonu olacak? Karanlık enerjinin özellikleri henüz tam olarak anlaşılmadığından, araştırmacılar bu senaryolardan hangisinin geçerli olacağını bilmiyorlar. Ancak yine de birbirinden ürkütücü bu olası “son”ların hepsi de elimizdeki kuramlara dayanılarak üretilmiştir. Göz atmak isterseniz: Karanlık Enerji Nedir? Karanlık Enerjiyi Nasıl Tespit Edebiliyoruz?


Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Göz Atınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu