EVRENBİLİM

Evrenin Kaşifleri Voyager Uzay Araçları

Derin uzayın sırlarını keşfetmek adına inşa ettiğimiz ve 43 yıldır bu görevi başarı ile yerine getiren, Dünya’dan en uzak insan yapısı olan Voyager 1 ve 2 uzay araçları her geçen gün bizden uzaklaşıyor. İnsanlığın tüm evrene ve her dilde kozmik mesajı olan Altın Plaklar da bu araçların içinde yer alıyor…

Voyager Uzay Araçları Ne Amaçla Yola Çıktı?

Voyager’ların birincil amacı Jüpiter’in ve Satürn’ün yanından geçmekti. Satürn’deki tüm bilimsel hedefler yerine getirilirse Voyager 2 yoluna devam ederek Uranüs’e ve Neptün’e uğrayacaktı. Voyager’lar dünyaya fotoğraf ve bilimsel veri yollayacak, daha sonra gezegenin yerçekimiyle ivmelenerek bir sonraki hedeflerine sapandan fırlatılan bir taş gibi yol alacaktı.

Dış gezegenlerin her 175 yılda bir gerçekleşen diziliminden yararlanması planlanan araçlardan Voyager 2, 20 Ağustos 1977’de; Voyager 1’se 5 Eylül 1977’de fırlatıldı. Voyager 1, 2’den sonra yollanmıştı ancak daha kestirme bir rota izlemesi, böylece Jüpiter’e önce varması planlanmıştı. Voyager 1’in 1979’da Jüpiter’e varışıyla da görevin bilimsel keşifler başladı.

İlk Hedef Jüpiter

Jüpiter’e yaklaşırken

Dünya, Voyager’ların kameralarından takip istasyonlarına gönderilen Jüpiter ve aylarının ilk yakın çekim görüntülerini heyecanla izledi ve bu dünyaların ayrıntıların ilk defa görebildi.

Jüpiter’in ünlü kızıl noktasına yakından bakış

12 yıllık görev süresince Voyager’lar dış gezegenlerin yörüngesinde dönen 24 yeni uydu keşfetti ve NASA’nın Derin Uzay Ağı’nı uzaklardaki uzay araçlarından gelen sinyalleri dinleyebilecek biçimde geliştirmesine yardımcı oldu.

Voyager 1’in kamerasından Jüpiter’in ayı Io’daki bir volkanik püskürme
Voyager 1 kamerasından Jüpiter’in en büyük uydusu ve güneş sisteminin en büyük ayı olan 5.262 km çaplı Ganymede.

İkinci Hedef Satürn ve Ötesi

İki Voyager’da Satürn’ü geçti

Jüpiter’in ardından iki Voyager da Satürn’e doğru yola düştü. Voyager 1, önemli bir görevi başararak Satürn’ün dev ayı Titan’a yaklaştı. Birincil görevlerini böylelikle tamamlayan Voyager 1, gezegenlerin yörünge düzleminin üstünde bir rotaya oturtuldu.

Voyager 2 tarafından çekilmiş Uranus görüntüsü

Voyager 2’nin ise yeni hedefi Uranüs’tü. Bu hedef 1986’nın Ocak ayında başarıldı. Bir sonraki hedef ise Neptün’dü. Bu da 1989 yılında gerçekleşti.

Voyager 2 tarafından bize gönderilen Neptün gezegeni görüntüsü

Voyager Uzay Araçları İle Nasıl İletişim Kuruyoruz

Fırlatılışından kırk üç sene sonrasında, artık derin uzay keşfinin sınırlarını zorlayan iki araçla birden iletişim kurabilecek konuma ve donanıma sahip tek istasyon Avustralya’da bulunan Canberra Derin Uzay İletişim Tesisi (CDSCC) adlı takip istasyonu.

Canberra Derin Uzay İletişim Tesisi

Voyager’lar sadece Avustralya’yla haberleşiyor Canberra’daki takip istasyonu her gün iki Voyager uzay aracından da sinyal almayı sürdürüyor. Dünyadan milyarlarca kilometre uzakta oldukları için iki uzay aracının da gönderdiği sinyaller çok cılız olsa da bu istasyon uzay aracının alabileceği şiddette sinyal gönderebilecek kadar güçlü bir vericiye sahip tek yer.

Soluk Mavi Nokta

solukmavinokta

1990’da Voyager 1 kameralarını dünyaya çevirdi ve “Soluk Mavi Nokta” adıyla bilinen bu fotoğrafı çekti. En başından itibaren Voyager projesinin bir parçası olan gökbilimci Carl Sagan bu görüntüye baktı ve unutulmaz sözleri kaleme aldı…

Dünyamız, şimdiye kadar yaşama ev sahipliği yaptığı bilinen, tek gezegen. Türümüzün göç edebileceği başka bir yer yok. En azından yakın gelecekte. Ziyaret etmek mümkün. Yerleşmek, henüz değil…

Hoşunuza gitsin gitmesin, şu an için dünya, barınabileceğimiz tek yer. Birbirimize karşı daha nazik olmalı ve bu soluk mavi noktayı koruyup el üstünde tutmalıyız.

Bildiğimiz tek yuva, o…

Carl Sagan

Tamamını Okumak İsterseniz: Soluk Mavi Nokta

Altın Plaklar

Altın mesaj ve kullanım talimatları

İki uzay aracının üstünde de tıpkı vinil plakları andıran birer altın plak yer alıyor. Bu plaklarda 1,5 saatlik dünya müziği kaydı ve evrene yollanmış 55 farklı dilde merhaba mesajı bulunuyor. Plakların üstünde, plakların nasıl çalınacağını gösteren resimli bir temsil ve Dünya’nın galaksideki konumunun etraftaki atarcaların (pulsar) konumuna göre nasıl saptanacağını gösteren bir de harita yer alıyor.

Tüm konuşma kayıtlarından sonra gezenimizin sesleri başlıyor. Gök gürültüsü, yağmur, kuşlar, ateş, kalp atışı, kahkaha, ayak sesleri, motorlu araçlar…

Ardından mors alfabesiyle “Ad astra per aspera” sözleri sarf ediliyor. Bu, “Sıkı çalışarak yıldızlara gitmek” demek. Ardından 2. plaktaki tüm bu ses kayıtları, bir annenin çocuğunu öptüğü kayıtla son buluyor.

Altın plaklardan birisi monte edilirken

Voyager Uzay Araçları Şimdi Neredeler?

Her iki Voyager da dış gezegenleri çoktan geride bıraktı ve galakside farklı yönlerde ilerleyen iki kâşif olarak ilerlemeyi sürdürüyor. Bir yandan Dünya’ya veri yolluyor, bir yandan da fırlatıldıkları sırada aklımıza bile gelmeyen soruları yanıtlıyorlar.

İki Voyager’ın da gücü 2030 yılına kadar tükenecek. Böylece bilimsel aygıtları devre dışı kalacak ve artık bize sinyal yollayamayacaklar. Ancak bu yolculuklarının sonu anlamına gelmiyor.

Saniyede 17 kilometre hızla Güneş sisteminde zıt yönlere hareket eden araçlardan Voyager 2, en yakın gezegen sisteminin yanından 40.000 yıl sonra geçecek. Voyager 1 ise parlak Sirius yıldızının yanından bundan 296.000 yıl sonra geçip gidecek.

Yolladığımız disklerin içinde bulunan tüm kayıtlar ise, belki de dünyanın sonu geldikten sonra yaşamımıza dair tek ispatlar olarak kalacaklar.

Kaynaklar:

What NASA’s Golden Record taught me about humanity; https://www.theverge.com/2017/10/1/16380804/nasa-golden-record-voyager-probes-aliens-planet-earth-kickstarter

From the edge of the Solar System, Voyager probes are still talking to Australia after 40 years; https://theconversation.com/from-the-edge-of-the-solar-system-voyager-probes-are-still-talking-to-australia-after-40-years-82512

Görsel Kaynaklar: https://www.jpl.nasa.gov/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu