Uzay Yolculuğu İnsan Vücudunu Nasıl Etkiler?

Birçok insan yörüngeye, Ay’a ve hatta ötesine seyahat etmeyi hayal eder. Bununla birlikte, uzay yolculuğu gerçekliğini deneyimleyenler, bir dizi potansiyel sağlık sorunuyla karşı karşıya kalır. Sonucunda bizler yaşadığımız gezegen Dünya’nın bize her saniye uyguladığı çekim ivmesine uyum sağlamış canlılarız. Nitekim, uzayda insan vücuduna pek de iyi şeyler olmuyor.

Atmosferde 100 km ve üzerine, yani uzay olarak kabul edilen boşluğa çıktığımızda vücudumuz artık Dünya yüzeyindeki gibi hissetmez. Bu nedenle uzaya çıkanlar vücutlarını korumak için uzay giysileri giymek zorunda kalır. Bunlar aşırı sıcaklıklarda astronotun yaşamını sürdürmesine yarar. Ayrıca vücudu küçük parçacık çarpmalarından, parlak ışıktan ve radyasyondan korur. Ancak bir yere kadar.

Uluslararası Uzay İstasyonu astronotlarının üçte ikisi uzaydan geri geldiklerinde görüşlerinde bozulma olduğunu rapor etmişlerdir. Yapılan taramalar, göz yuvarlağının arka kısmının bir şekilde düzleştiğini, retinanın kırıştığını ve uzun zaman mikro yerçekimine maruz kalındığında hipermetropi geliştirdiğini göstermiştir.

Bunun açıklaması, vücut sıvılarının yükselip astronotların gövde ve kafalarında birikmeleri sonucunda, beyine ve gözün arka bölümüne baskı yaparak şeklinin değişmesine neden olmasıdır. Günümüzde görme problemleri 40 yaş üzeri Uluslararası Uzay İstasyonu sakinleri için numaralı gözlük gerektiren meslek riski olarak kabullenilmektedir. Ancak diğer riskler bundan biraz daha tehlikelidir.

Diyelim ki bir uzay yolculuğu programına dahil oldunuz. Koltuğunuza oturmuş geri sayımın tamamlanmasını bekliyorsunuz. Önünüzdeki dakikalar, saatler, günler ve hatta aylar boyunca vücudunuzda neler olmasını beklemelisiniz? Uzayın insan vücudu üzerindeki belli başlı etkilerine birkaç örnek verelim:

Uzayda Vücudunuza Neler Olacak?

Öncelikle güzel bir haber verelim. Uzayda astronotların boyu uzar. İnsan omurgasında bulunan omurların arasındaki diskler Dünya’nın çekim etkisi nedeniyle sürekli baskı altındadır. Uzayda ise diskler üzerinde böyle bir baskı oluşmaz. Bu da disklerin arasının biraz açılmasına ve sonuç olarak astronotların boyunun uzamasına neden olur. Uzun boy fikri hoşunuza gitmiş olsa da döndüğünüz zaman yaşayacağınız sırt ağrısı sizin için sorun olacaktır.

Uzay yolculuğunuz esnasında mikro kütleçekimi nedeniyle vücut sıvıları vücudun üst kısmında toplanacaktır. Bunun sonucunda da yüzünüz şişecektir. Astronotların suratları bu nedenle kırmızı ve şişkindir. Sıvılar vücutta değişik biçimlerde dağıldığı için bacak çevresi de yaklaşık %10-%30 incelir. Bacaklardan beyne doğru hareket eden sıvı neredeyse 2 litredir.

Uzayda, kemik yoğunluğu, ayda yüzde bir kadar düşüş göstermektedir. Kana karışan kalsiyum, böbrek taşı riskini de artırır. Birçok astronotun Dünya’ya döndüğünde böbrek taşı düşürmesinin nedeni budur. Kalp uzayda, Dünya’da olduğu kadar güçlü çalışmak zorunda değildir. Bu durum, zamanla kalbin boyutlarında küçülmeye neden olur.

Dünya’da, gezegenin manyetik alanı ve atmosferi tarafından uzay radyasyon ortamını oluşturan parçacıkların çoğundan korunuyoruz. Ancak uzayda astronotlar, artan radyasyon seviyelerine maruz kalırlar. Radyasyona maruz kalma risklerini azaltmadaki büyük zorluk, bazı uzay radyasyonu parçacıklarına (özellikle galaktik kozmik ışınlara) karşı korumanın zor olmasıdır. Artan radyasyona maruz kalma, astronotların ne kadar toplam radyasyon yaşadıklarına ve bu maruziyeti yaşadıkları zaman dilimine bağlı olarak hem kısa hem de uzun vadeli sağlık sonuçlarıyla ilişkilendirilebilir.

Uzayda Vücut Dengemizi Kaybederiz

Denge organlarının yer aldığı iç kulak, uzayda, Dünya’da olduğu gibi çalışmaz. Bu nedenle göreve yeni başlayan astronotların uzayda yaşadığı ilk sorunlardan biri de, denge kaybı nedeniyle oluşan uzay tutması olacaktır. Elbette daha bitmedi. ISS’deki astronotlar için yürümek diye bir şey söz konusu değildir. Serbest düşmeden dolayı uzay mekiğinin içinde âdeta süzülürler. Aylarca yürümemiş bir kişi, Dünya’ya döndüğünde bir süre yürüme zorluğu çekecektir. Bu nedenle yeryüzüne dönen astronotlar kucakta taşınır.

Astronotlar düzenli egzersiz yapmazlarsa uzayda geçirdikleri her ay kemik yoğunluklarının yaklaşık %1’ini kaybedebilirler. Osteoporozu olan insanlara benzer şekilde, Dünya’ya döndüklerinde kemiklerini kırma olasılıklarını çok daha artırır.

Astronotlar için artık 24 saatlik bir günden söz edilemez. Örneğin Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) Dünya’nın etrafında 90 dakikada bir tur atar. Bir başka deyişle, 24 saatte Dünya’nın etrafında 16 kez dolanır. Yani ISS’de 16 kez gün doğumu ve gün batımı yaşanır. İşte astronotlar da bu koşula uyum sağlayana kadar uyku sorunları yaşar.

İnsan Vücudu Uzaya Uyumlu Gibi Gözükmüyor, Peki Ya Psikolojimiz?

Uzay boşluğunda küçücük bir alanda tıkılı kalmak insan psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Dünya’dan 400 kilometre yukarıdaki ISS’deki astronotların işi, gelecekte Mars’a gidecek olanlardan elbette daha kolaydır. Uzay istasyonunda kalmak üzere seçilen keşif ekipleri, altı ila 12 aylık görevleri süresince bir ekip olarak etkili bir şekilde çalışabilmelerini sağlamak için dikkatlice seçilir, eğitilir ve desteklenir. Bir Ay veya Mars görevi için seçim ve hazırlık süreci elbette daha detaylı olur.

Mürettebat üyeleri arasındaki iletişim ve anlayış, görevin başarısı için hayati önem taşır. Ancak görev ilerledikçe moral ve motivasyonda değişiklikler olması mümkündür. Bu, görev ne kadar sürerse sürsün, azaltılmış uyarılma, sevdiklerinize duyulan özlem veya Dünya’daki acil durumlarına yardım edememe duygusu artacaktır.

Sonuç olarak uzayın derinliklerine yapacağımız yolculuklarda en büyük engel gördüğünüz gibi insan vücududur. Aşmamız gereken diğer engeller ise enerji, iletişim, ulaşım ve yaşam kaynaklarının sürdürülebilirliği gibi şeylerdir. Ancak bilim durmaksızın ilerlediği için şanslıyız. Bu sorunların hepsine er ya da geç bir çözüm bulunacaktır.


Göz Atmak İsterseniz


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz