Değişim Körlüğü: Farkları Görebiliyor musunuz?

Muhtemel bu yazıyı okuyan herkes bir yerlerde iki resim arasındaki farkı bulun bulmacası ile karşılaşmış ve istemsiz bir biçimde çözmeye çalışmıştır. Bu tip sorular genelde çocuklar için tasarlanmaktadır. Ancak aslında yetişkinler için de önemli bir gerçeği vurgular. Sizin için aşağıya bir örneğini ekledik. İki resim arasındaki farkı ilk bakışta görebildiniz mi?

Dünyayı anlamlandırmak için beynimizin gördüğümüz şeyler arasında hangisinin en önemli olduğunu belirlemesi, kaynaklarını bu önemli olana odaklaması ve geriye kalanları çöpe atması gerekiyor. Bu hesaplamalar şaşırtıcı derecede karmaşıktır ve beynimizin hesaplama rezervleri büyük olsa bile sonsuz değildir. Yukarıdaki resme baktığımızda, büyük detayları fark ederiz ancak kayanın dibinde güneşlenen bir grup insanın olmadığını görebilmemiz için detaylara odaklanmamız gerekir.

Bu tür bir bulmaca önemsiz görünse de, aslında algıyla ilgili önemli bir gerçeği ortaya çıkartır. Görünüşte benzer şeyler arasındaki küçük farkları görmeme eğiliminde olduğumuz için, bizi başlangıçta gördüklerimize karşı daha dikkatli olmamız konusunda uyarır. Aslında, psikologlar bu durumu değişim körlüğü olarak adlandırırlar. Beynimiz gerçekten de etrafımızda olan biteni görmek konusunda yeterince iyi değildir.

Değişim körlüğü sadece bulmacalarda karşımıza çıkmaz. İşe giderken yıllarca aynı yolu kullandığınızı düşünelim. Muhtemel bu yolda bir günden diğerine meydana gelen küçük değişiklikleri fark edemezsiniz. Yolun kenarındaki bir evi farklı renge boyadıkları, yeni açılan bir dükkan gibi detaylar pek dikkatimizi çekmez. Sonra bir sabah yine evden işe giderken bir anda sokakta bir fark olduğu dikkatinizi çeker. Bir değişikliği fark eder etmez de diğer değişiklikler birden daha kolay fark edilir hale gelir.

Değişim Körlüğü Neden Gerçekleşiyor?

Sanal gerçeklikten bahsettiğimiz günümüzde aslında hepimizin bilmesi gereken bir olgu vardır. Beyin en inandırıcı sanal gerçeklik deneyimini zaten bizlere yaratır. Baktığımız, dinlediğimiz ve dünyaya dokunduğumuzda, onu tam olarak olduğu gibi, dolayımsız, sansürsüz, ham olarak deneyimliyor gibi hissederiz. Ama aslında bu bir hiledir. Gerçek şu ki, fiziksel gerçekliğin sadece anlık görüntülerini yakalarız.

Bu yetersiz duyusal bilgiyi bir başlangıç noktası olarak kullanan beyin ise sonrasında boşlukları doldurur. Tahmin eder, süsler ve biçimlendirir. Kısacası dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, beynimiz tarafından yaratılan ve yalnızca kısmen gerçekliğe dayanan bir biçimde algılarız. Ancak kendinizi ve beyninizi suçlamadan önce bilmeniz gereken bir şey var.

Yakın çevremizde durmadan değişen tüm duyusal bilgileri işleyecek olsaydık, aşırı veri yüklemesi ile felç olurduk. Bu nedenle beyin seçici bir dikkat süreci yürütür. Bu nedenle beyninizin bu biçimde çalışması aslında doğru olanı yapması anlamına gelir. Bazı bilgilerin bir kenara atılıp kullanılmaması, zihinsel kestirme­lere sapılması ve inanılabilir hikayeler uydurması gibi problemler, psikologlar tarafından, “değişim körlüğü ” olarak adlandırılıyor.

Değişim Körlüğü İle İlgili Bazı Örnekler

Konu ile ilgili en önemli çalışma “Görünmez Goril Testi” olarak da bilinir ve ünlü çalışma Daniel Simons ve Christopher Chabris tarafından yapılmıştır. Bu deneyde araştırmacılar katılımcılardan iki grup insanın paslaşmasını gösteren bir video izlemelerini istedi. Bu esnada da görevleri atılan pas sayısını saymaktı. Onlar işin matematiği ile uğraşırken oyuncuların arasından goril kostümlü birisi geçti. Ardından katılımcılara bu gorili görüp görmedikleri soruldu. Çoğu grupta, katılımcıların %50’si gorili görmediklerini söylediler. Bu deney ileriki süreçlerde defalarca tekrarlandı.

Görünmez Goril Testi. Simons ve Chabris’in temel çalışması İngiliz Televizyonu’nda bisikletlilere yönelik kamu güvenliği reklamı olarak, motorcularda potansiyel tehlikelere dikkat çekmek için tekrar kullanıldı. Bu reklamda goril, ay yürüyüşü yapan bir ayı ile değiştirildi

Ve aslında bu değişim körlüğü dikkati dağılmış araba sürücülerinden, güvenilmez görgü tanıklıklarına kadar bir çok sorun ile yüzleşmemize neden olur. Yakın tarihli bir çalışmada, araştırmacılar bir grup radyologa bir dizi X-ışını taraması verdi. Onlardan akciğer kanseri nodüllerini aramalarını istedi. Bu kişiler için bu görev günlük rutinlerinin bir parçasıydı. Ancak radyologların bilmediği bir şey vardı. Aslında araştırmacılar, röntgenlerin içine tipik bir nodülden 48 kat daha büyük bir gorilin görüntüsünü yerleşmişlerdi.

Yukarıdaki taramada garip bir şey fark ettiniz mi? Sağ üst köşede dans eden gorili görmediyseniz, yalnız değilsiniz. Radyologların yüzde 83’ünün, ortalama dört kez kontrol etmesine rağmen hayvanı göremedi.

Sonuç olarak;

Dikkat, yaş, nesnelerin nasıl sunulduğu ve psikoaktif ilaçların kullanımı gibi değişim körlüğünü etkileyebilecek başka faktörler de vardır. Ancak genel anlamda, dikkatsizlikten kaynaklanan bu körlükten kaçınmak mümkün olmasa da, bu durum hakkında bilgi sahibi olmamız önemlidir. Beyniniz, size en fazla değeri sağlayacağını düşündüğü görsel ipuçlarını kaydetmenize ve yorumlamanıza yardımcı olacak kadar gelişmiştir. Bu nedenle hem önemli hem de önemsiz görsel bilgiler bazen gözden kaçabilir. Simons’un dediği gibi, “Bakmak, görmekle aynı şey değildir. Farkında olmak için dikkatinizi ona odaklamalısınız.


Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz