Anasayfa » Manşet » Bir Felaket Senaryosu: Arılar Neden Yok Oluyorlar?

Bir Felaket Senaryosu: Arılar Neden Yok Oluyorlar?

Arılar; meyvelerimizin, sebzelerimizin, çiçeklerimizin ve hayvanlar için besin olan yonca gibi ekinlerin en önemli polen taşıyıcılarıdırlar.

Tüm dünya tahıl üretiminin üçte birinden fazlası arıların polen taşımasına bağlıdır.

Arılar, besinleri bilinçli olarak polenlemezler. Her canlının beslenme ihtiyacı olduğu gibi arıların da beslenme ihtiyacı vardır ve bunu polenleme yoluyla gerçekleştirirler.

Arılar; beslenmek için ihtiyaç duydukları proteini polenden, karbonhidratı ise çiçeğin özsuyundan alırlar. Arılar çiçeklerden beslenirler ve çiçekten çiçeğe konarken de polen taşıma işini gerçekleştirmiş olurlar.

Dünyada arıların olmadığı bölgelerde veya arılar için çekici olmayan bitkilerin dikildiği bölgelerde polen taşıma işini insanlar elleriyle yaparlar. Bir titreştirici veya fırça yardımıyla çiçekten çiçeğe polen taşımanın yapıldığı bu iş insanlar için bir geçim kaynağıdır.

Arılar polen taşıma işini ses dalgaları yayarak yaparlar. Uçuş kaslarından müzikteki Do sesine benzer bir frekans yayarak çiçeği titreştirirler ve bu etki ile polen serbest kalır. Polen arının tüylü bedeninde toplanır ve balarısı bunu evine (kovanına) yiyecek olarak götürür.

Dünyada 20 binden fazla arı türü vardır. Bu türlerin çok azı balarıları gibi yüksek sosyal davranış göstermektedirler.

Balarıları, 40 bin – 50 bin arasında bireysel arı organizmasından oluşan bir süper organizma olarak düşünülebilir. Bu toplulukta hiçbir merkezi otorite yoktur. Dolayısıyla nasıl olup da ortak karar aldıkları, nasıl görev ayrımı ve iş bölümü yaptıkları, çiçeklerin yerini nasıl birbirlerine bildirdikleri, tüm ortak sosyal davranış şekilleri akıllara durgunluk verecek şekilde mükemmel tasarlanmıştır.

Arıların kendilerine has bir sağlık sistemleri vardır. Bazı arılar yuvalarındaki hasta bireyleri tespit edebilir ve hasta bireyi koloniden ayıklayarak koloniyi sağlıklı tutabilir.

Arılar bitkilerden reçine toplarlar ve bu reçineyi yuva mimarisinde tutkal olarak kullanırlar. Bu reçineye Propolis adı verilir. Propolis doğal bir dezenfektandır, antibiyotiktir. Kolonideki bakterileri, küfleri ve mikropları öldürür. Böylece koloninin sağlığını ve toplu bağışıklığını destekler.

Balarısı kolonilerinin toplu halde öldükleri haberi ilk olarak yedi yıl önce ABD’ den geldi. Arıların ölmesi demek çiçeksiz bir tabiat ve işlemeyen bir gıda sistemi demektir ve bu insanlık için bir felaket habercisidir.

ABD’ de arıların sayısı II. Dünya Savaşından bu yana azalmakta, 1945 ile karşılaştırıldığında şu anda ABD’ de bakılan kovan sayısı yarı yarıya inmiş durumdadır. ABD’ de yaklaşık olarak iki milyon kovan arıya dek inildiği düşünülmektedir.

Dünya geneline bakıldığında koruyucu bitki, yonca ve kabayonca ekimi bırakıldı. Bu bitkiler topraktaki nitrojeni sabitleyen doğal gübrelerdir. Bunların yerine sentetik gübreler kullanılmaya başlandı. Yonca ve kabayonca arılar için yüksek besin değeri olan bitkilerdir.

II. Dünya Savaşından sonra çiftliklerdeki yabani bitkileri öldürmek için bitki öldürücüler kullanılmaya başlandı. Oysaki bu yabani bitkilerin çoğu arıların yaşamlarını sürdürmek için ihtiyaç duydukları çiçekli bitkilerdi.

II. Dünya Savaşından beridir arıların yaşamak için ihtiyaç duydukları çiçek veren bitkilerin çoğunu sistematik olarak yok ettik ve ediyoruz.

Arılar son 50 yıldan fazla bir zamandır ölüyorlar…

Zihin açıcı konuşmaların yapıldığı, ufkunuzu genişleten konuşmacıların katıldığı TED konuşmalarından biri olan Marla Spivak’ ın gerçekleştirdiği “Why Bees Are Disappering” başlıklı konuşmada arıların neden yok olduğunu, bu yok oluşun insanlığa olan negatif getirilerini öğrenecek ve bu olumsuz duruma karşı neler yapmamız gerektiği konusunda bilgi sahibi olacaksınız.

Videoyu Türkçe altyazılı izlemek için subtitles kısmından “Türkçe” seçeneğini seçebilirsiniz.

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Busra Meral

Busra Meral
Okumak, araştırmak, yeni şeyler öğrenmek, bunlar üzerinde düşünmek, tartışmak ve paylaşmak benim için büyük keyif. Yazmak ise bambaşka bir dünya. Kurumsal hayat karmaşasından kaçıp buraya sığınıyorum. Paylaştıkça her şeyin daha güzel olacağına gönülden inanıyorum. "Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." Francis Bacon

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.