Tarih

Bermuda Şeytan Üçgeni İle İlgili Duyduklarımızın Ne Kadar Gerçek Ne Kadarı Efsanedir?

Bermuda Şeytan Üçgeni, Atlantik Okyanusu’nda, Karayipler’e yakın bir bölgede yer alan ve çok sayıda gemi ile uçağın gizemli koşullar altında kaybolduğu öne sürülen bir deniz alanıdır. Yıllar boyunca yaşandığı söylenen kaybolma olayları, Bermuda Üçgeni’ni dünyanın en ünlü gizemlerinden biri hâline getirmiştir.

bermuda üçgeni
Bermuda Şeytan Üçgeni’nin sınırları konusunda ülkeler arasında bir fikir birliği yoktur. Üçgen kabaca Miami, Florida’dan Bermuda Adası’na ve Porto Riko’daki San Juan’a kadar uzanıyor.

Bölgede gemilerin, özellikle de uçakların kaybolmasına dair önemli erken yazılardan biri 1964’te Argosy dergisinde yayımlandı. Yazar Vincent Gaddis’in kaleme aldığı “Ölümcül Bermuda Üçgeni” başlıklı bu yazı, Flight 19 olarak bilinen tartışmalı kaybolma olayını ele aldı ve “Bermuda Üçgeni” terimini ortaya attı.

1970’lerde Bermuda Üçgeni üzerine çok sayıda yazı ve kitap yayımlandı. Bu dönemde bölge, daha çarpıcı bir adla “Şeytan Üçgeni” olarak da anılmaya başladı. Bu yayınların en popülerlerinden biri, sıra dışı konulara ilgi duyan yazar Charles Berlitz’in 1974 tarihli The Bermuda Triangle: An Incredible Saga of Unexplained Disappearances adlı kitabıydı.

Berlitz, sıra dışı konulara ilgi duyan bir dilbilimciydi. Bermuda Üçgeni’ndeki gemi ve uçak kayıplarını araştırdı, açıklaması güç gördüğü vakaları bir araya getirdi ve bölgede gizemli bir şeyler yaşandığı sonucuna vardı.

Bermuda Şeytan Üçgeni Efsanesi Nasıl Başladı?

Bermuda Şeytan Üçgeni İle İlgili Duyduklarımızın Ne Kadar Gerçek Ne Kadarı Efsanedir?
Bölge için kesin sınırlar yoktur. Ancak Britannica Ansiklopedisine göre toplam alanı 1,3 ile 3,9 milyon kilometrekare arasındadır.

Bermuda Üçgeni’nin sınırları konusunda araştırmacılar hiçbir zaman tam bir uzlaşmaya varmadı. Bazı anlatılar bölgeyi Karayipler’i ve Florida açıklarını kapsayacak biçimde tarif etti. Bazı haritalar ise bu sınırları kuzeye doğru New Jersey’e, hatta İrlanda’ya kadar taşıdı. Bu belirsizlik, kaybolan gemi ve uçaklarla ilgili söylentileri daha da büyüttü.

Zamanla insanlar bu kaybolmaları açıklamak için hayalet korsanlardan manyetik anomalilere, “elektrikli sis”ten astral girdaplara, batık şehirlere, UFO’lara ve deniz altındaki tanımlanamayan cisimlere kadar pek çok teori üretti. Bazıları Atlantis’in de bu bölgede bulunduğunu ileri sürdü.

Bermuda Üçgeni efsanesinin en ünlü vakası Flight 19 olayıdır. 1964’te yayımlanan dikkat çekici bir yazı, bu kaybolan devriye uçuşunu gizemli bir olay olarak anlattı ve Bermuda Üçgeni efsanesinin yayılmasına katkı sağladı.

5 Aralık 1945’te Florida açıklarında kaybolan Flight 19’un öncü uçağı Torpedo Bomber # 28’in fotoğrafı.

5 Aralık 1945’te, Florida’daki bir hava üssünden kalkan beş ABD Donanması Avenger torpido bombardıman uçağı, Atlantik üzerinde eğitim uçuşu yapıyordu. Görevi tamamladıktan sonra üsse dönmeleri gerekiyordu. Ancak uçuşun lideri olan pilot yönünü kaybetti. Fort Lauderdale’deki hava kontrolörleri uçakları geri yönlendirmeye çalıştı, fakat grup kısa süre içinde tamamen kayboldu.

Gemiler ve uçaklarla yürütülen geniş çaplı arama çalışmalarına rağmen Flight 19’a ait hiçbir iz bulunamadı. Olayı daha da gizemli hâle getiren şey, arama kurtarma çalışmalarına katılan büyük bir deniz uçağının da iz bırakmadan kaybolmasıydı.

Flight 19’u bu kadar ünlü yapan şey yalnızca beş uçağın kaybolması değildi. Olay, sonradan eklenen eksik bilgiler, hatalı ayrıntılar ve abartılı anlatımlarla giderek daha gizemli bir hâl aldı. Bu yönüyle Flight 19, Bermuda Üçgeni efsanesinin nasıl büyüdüğünü gösteren en iyi örneklerden biridir: Gerçek bir kaybolma olayı, dramatik anlatılarla birleşince doğaüstü bir gizeme dönüştü.

Gemiler Ve Uçaklar Neden Bermuda Şeytan Üçgeninde Batıyor?

Bermuda Üçgeni efsanesine en güçlü itirazlardan biri Lawrence David Kusche’den geldi. Kusche kitaplarında, bu kaybolma olaylarının kamuoyuna nasıl aktarıldığını sorguladı. Kusche, özellikle Charles Berlitz’in anlatılarını sert biçimde eleştirdi. Onu yalnızca hatalı yorum yapmakla değil, bazı kanıtları çarpıtmakla da suçladı.

Deniz kuvvetleri kayıtlarını inceledi, görgü tanıklarıyla konuştu ve kendisi de pilot olduğu için Flight 19’un rotasını bizzat uçtu. Sonunda, uçakların kaybolmasının trajik ama doğaüstü olmayan nedenlerle açıkladı. Ona göre olayda mekanik sorunlar, yön bulma hataları ve pilotaj hataları belirleyici olmuştu.

Bu görüşü destekleyen başka veriler de vardı. Dünyanın en eski ve en bilinen deniz sigortası kurumlarından biri, Bermuda Üçgeni’nden geçen gemiler için daha yüksek sigorta ücreti talep etmiyordu. ABD Sahil Güvenliği de bölgede kaybolan gemi sayısını olağan dışı bulmuyordu.

Bermuda Üçgeni’nin efsaneleşmesinde bölgenin doğal özellikleri de etkili oldu. Bölge çok derin okyanus çukurlarına yakındır. Okyanus tabanı yer yer binlerce metre derine iner. Bu yüzden bir gemi ya da uçak enkazı dibe çöktüğünde, onu bulmak son derece zorlaşır.

Sığlıklar, resifler ve güçlü akıntılar da denizciler için tehlike yaratır. Özellikle Gulf Stream gibi hızlı okyanus akıntıları, uygun hava koşullarında beklenmedik derecede yüksek dalgalar oluşturur. Karayipler ile Atlantik arasındaki ani fırtınalar ve su hortumları da hem gemiler hem de uçaklar için ciddi risk doğurur.

Bu nedenle Bermuda Üçgeni’ndeki kaybolmaları açıklamak için uzaylılara, dev deniz canlılarına ya da doğaüstü güçlere başvurmak gerekmez.

Sonuç olarak

Buna rağmen Bermuda Üçgeni efsanesi hâlâ savunucular bulur. Bazı araştırmacılar, bu kez şüphecilerin hatalarını gündeme getirir. Onlara göre Bermuda Üçgeni’ni çürütmeye çalışan yazarlar da zaman zaman sağlam kanıt sunmadan genelleme yapar, hatalı kaynaklara dayanır ve eleştirdikleri kişiler kadar seçici davranır.

Bu tartışma, sözde bilimsel konularda taraf tutmanın ne kadar kolay sorun yaratabildiğini gösterir. Bir kişi ister Bermuda Üçgeni gibi gizemleri savunsun, ister onları çürütmeye çalışsın, aynı ilkeye bağlı kalmalıdır. İddialarını doğru, güvenilir ve denetlenebilir bilgilere dayandırmalıdır. Aksi hâlde şüphecilik de gerçeği aramak yerine başka bir inanca dönüşebilir.


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir