
Anatoli Fomenko, geometri ve topoloji alanlarında önemli çalışmalar yapmış bir Rus matematikçidir. Ancak tarih üzerine geliştirdiği görüşler, akademik çalışmalarından çok daha tartışmalıdır.
Fomenko’ya göre tarih hakkında bildiğimizi sandığımız hemen her şey yanlıştır. Antik Roma, Antik Yunan ve Antik Mısır, bildiğimiz biçimleriyle hiç var olmamıştır. İsa 1. yüzyılda değil, 12. yüzyılda yaşamıştır. İnsanlık tarihinin büyük bölümü ise Orta Çağ’da gerçekleşen sınırlı sayıdaki olayın adları, yerleri ve tarihleri değiştirilerek yeniden anlatılmasından oluşur.
Fomenko, yaklaşık kırk yıl boyunca geliştirdiği bu yaklaşıma Yeni Kronoloji adını verdi. Ona göre MS 800’den önceki dönem hakkında güvenilir bir tarihsel kayda sahip değiliz. Yazılı tarihin güvenilir bölümü ancak 10. ve 11. yüzyıllardan sonra başlar. Antik Çağ’a yerleştirdiğimiz olayların çoğu da gerçekte Orta Çağ’da yaşanmıştır.
Diğer bir deyişle, Antik Çağ aslında Orta Çağ’dır. Bu görüşe göre tarih yalnızca zaman zaman kendini tekrar ediyor gibi görünmez; aynı olaylar farklı kişiler, yerler ve dönemler altında birden fazla kez anlatılmıştır.
Anatoli Fomenko Yeni Kronoloji’yi Nasıl Geliştirdi?
Fomenko’nun matematik alanındaki birikimi, Yeni Kronoloji’yi geliştirmesinde önemli rol oynadı. Fomenko, 1973 yılında tarihsel kaynaklarda anlatılan Ay tutulmalarıyla modern astronomik hesaplar arasında uyuşmazlık bulunduğunu ileri süren çalışmaları incelemeye başladı.

Daha sonra bazı gök olaylarını kendisi hesapladı ve bunların tarihçilerin belirttiği dönemlerde gerçekleşmiş olamayacağı sonucuna vardı. Ona göre sorun birkaç yanlış tarihle sınırlı değildi; tarihsel kronolojinin tamamı yüzlerce yıl kaymış olabilirdi.
Fomenko, Beytüllahim Yıldızı’yla ilişkilendirilebilecek gök olaylarını, İsa’nın çarmıha gerilmesi sırasında yaşandığı düşünülen tutulmaları ve eski yıldız kataloglarını bu bakış açısıyla yeniden değerlendirdi.
Bu düşüncenin daha eski öncüleri de vardı. Fransız Cizvit bilgin Jean Hardouin, Antik Çağ’a ait çok sayıda metnin Orta Çağ’da üretildiğini öne sürmüştü. Rus devrimci ve araştırmacı Nikolay Morozov ise İncil’de anlatılan gök olaylarından hareketle İsa’nın 1. yüzyılda değil, 5. yüzyılda yaşamış olabileceğini savunmuştu.
Fomenko, bu eski kronoloji eleştirilerini astronomik hesaplarla birleştirdi. Ardından tarihsel anlatılarda tekrar eden örüntüleri sayısal yöntemlerle göstermeye çalıştı.
Anatoli Fomenko Tarihi Sayılara Nasıl Dönüştürdü?
Fomenko güçlü bir matematikçiydi ve tarihe de bir matematikçinin alışkanlıklarıyla yaklaştı. Karmaşık anlatıları verilere dönüştürmek ve bunların içindeki tekrar eden örüntüleri belirlemek istedi.
Çıkış noktası basitti. Tarih kitapları savaş, isyan ve salgınlarla dolu dönemleri uzun uzun anlatırken daha sakin yılları birkaç cümleyle geçer. Fomenko, her yıla ayrılan sayfa sayısını grafiğe aktardığında o döneme özgü bir tür “istatistiksel parmak izi” ortaya çıktığını düşündü.
Daha sonra farklı tarih kitaplarının grafiklerini karşılaştırdı. Grafiklerdeki yükseliş ve düşüşler benzer aralıklarla ortaya çıkıyorsa bunun rastlantı olmadığı sonucuna vardı. Ona göre bu metinler farklı çağları değil, aynı olayların başka adlar ve tarihler altında yeniden anlatılmış biçimlerini içeriyordu.

Fomenko önce aynı Roma dönemini anlatan iki kitabı karşılaştırdı. Bunlardan biri Titus Livius’un eseri, diğeri ise modern bir Rus tarihçinin çalışmasıydı. İki kitabın benzer grafikler üretmesini, yönteminin işe yaradığının göstergesi olarak kabul etti.
Ardından Antik Roma ve Orta Çağ Roma’sına ilişkin metinlerde de benzer örüntüler buldu. Buradan hareketle bu iki anlatının aslında aynı tarihsel döneme dayandığı sonucuna ulaştı.
Yeni Kronoloji Neden İkna Edici Değildir?
Fomenko’nun yöntemi ilk bakışta nesnel görünür. Tarihsel anlatıları sayılara dönüştürür, grafikler çıkarır ve benzerlikleri ölçer. Ancak matematiksel bir görünüm, kullanılan veriyi kendiliğinden güvenilir hâle getirmez.
Bir tarihçinin belirli bir yıla kaç sayfa ayırdığı, o yılda gerçekte kaç önemli olay yaşandığını doğrudan göstermez. Kitabın amacı, uzunluğu, yazarın ilgi alanları, ulaşabildiği kaynaklar ve anlatım tercihleri sayfa dağılımını etkiler. Bu nedenle iki grafiğin birbirine benzemesi, iki metnin aynı tarihsel dönemi anlattığını kanıtlamaz.
Fomenko, hükümdar dizilerini karşılaştırırken de ölçütlerini esnetir. Birbiriyle uyuşmayan saltanat sürelerini yaklaşık değerler olarak kabul eder, gerektiğinde birkaç hükümdarı tek bir kişi gibi değerlendirir ve karşılaştırmaya uymayan isimleri dizinin dışında bırakır. Bu yaklaşım, yapboz parçalarının kenarlarını keserek onları birbirine uydurmaya benzer.
İstatistiksel bir benzerliğin anlamlı olduğunu göstermek için yalnızca uyuşan örnekleri sunmak yeterli değildir. Araştırmacının karşılaştırma kurallarını önceden belirlemesi, aynı kuralları bütün verilere uygulaması ve bulunan benzerliğin tesadüfen ortaya çıkma olasılığını sınaması gerekir.
Fomenko ise çoğu zaman önce benzerliği bulur, ardından eşleştirme ölçütlerini ulaştığı sonuca göre düzenler. Görüşünü destekleyen örnekleri öne çıkarırken uyuşmayan verileri geri plana iter. Bu nedenle yöntemi, bilimsel olarak yeniden üretilebilir ve yanlışlanabilir bir test sunmaz.
Astronomik hesaplarında da benzer bir seçicilik görülür. Fomenko, Batlamyus’un Almagest adlı eserindeki binden fazla yıldızın yalnızca küçük bir bölümünü kullanarak kataloğu Orta Çağ’a tarihlendirmeye çalıştı. Daha geniş yıldız grupları incelendiğinde ise sonuçlar geleneksel Antik Çağ tarihlendirmesiyle uyum gösterir.
Mezopotamya, Çin ve Avrupa’dan günümüze ulaşan çok sayıdaki tutulma kaydı da hem birbirleriyle hem de modern astronomik hesaplarla genel olarak örtüşür. Fomenko’nun önerdiği yüzlerce yıllık kayma gerçek olsaydı, bu kayıtların tarihlerinde sistematik uyuşmazlıklar görülmesi gerekirdi.
Üstelik tarih yalnızca yazılı kaynaklardan oluşmaz. Sikkeler, yazıtlar, papirüsler, yapı katmanları, mezarlar, seramikler ve gündelik eşyalar yüzyıllar boyunca devam eden maddi bir süreklilik gösterir. Radyokarbon tarihleme ve dendrokronoloji gibi birbirinden bağımsız yöntemler de genel kabul gören kronolojiyi destekler.
Sonuç olarak
Fomenko’nun matematikteki başarısı, ona örüntüleri belirlemek için güçlü araçlar verdi. Ancak istatistik, verinin bağlamını ortadan kaldırmaz. Yeterince geniş bir tarihsel malzeme içinde, özellikle karşılaştırma kuralları sonradan esnetildiğinde, birbirine benzeyen diziler bulmak kaçınılmazdır.
Bu nedenle Fomenko’nun yaklaşımı, matematiğin tarihi yeniden yazdığı bir başarı öyküsünden çok, güçlü matematiksel araçların güvenilir olmayan veriler ve esnek ölçütlerle kullanıldığında nasıl yanıltıcı sonuçlar üretebileceğini gösteren çarpıcı bir örnektir.
Fomenko’nun Yeni Kronolojisi, kabul edilen tarih çizelgesini sorgulayan tek iddia değildir. Heribert Illig’in ortaya attığı Hayalet Zaman Hipotezi daha dar bir döneme odaklanır. MS 614 ile 911 arasındaki 297 yılın hiç yaşanmadığını savunur. Okumak isterseniz: Hayalet Zaman Hipotezine Göre Orta Çağ’dan 297 Yıl Hiç Yaşanmadı
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Fomenko, Anatoly. (1994). Empirico-Statistical Methods for Analysis of Narrative and Numerical Sources with. Applications to the Problems of Ancient and Medieval History and Chronology. Journal of Applied Mathematics and Stochastic Analysis. 6. 10.1155/S104895339300036X.
- A Russian mathematician rewrote world history — and it is bonkers. Yayınlanma tarihi: 22 Mart 2022. Kaynak site: BigThink. Bağlantı: A Russian mathematician rewrote world history — and it is bonkers
- filippov, iouri. “Anatoly Fomenko. History: Fiction or Science? Chronology 1.Introducing the Problem. A Criticism of the Scaligerian Chronology. Dating Methods as Offered by Mathematical Statistics. Eclipses and Zodiacs.” History: Fiction or Science? Chronology 1, 2001.
Matematiksel



