Biyografiler

Yaşamı Sanata Dönüştüren Bir İnsan: Helen Keller

Bakan körler, duyan sağırlar ve konuşan dilsizlerle dolu bir dünyada Helen Keller gören bir kör, duyan bir sağır ve konuşan bir dilsiz ve her şeyin ötesinde yaşamı sanat biçimine dönüştürmüş olağanüstü bir insandır.

Helen Keller 1880 yılında ABD – Alabama’da çiftçilik yapan bir ailenin sağlıklı bir çocuğu olarak dünyaya geldi. Ancak bu durum uzun süremeyecekti. 19 aylıkken muhtemelen kızıl veya bir tür bakteriyel menenjit, gibi bir hastalığa yakalandı. Hayatından umut kesilmişken yaşama tutunan Helen, bu hastalığın izlerini ömür boyu taşıyacaktı. Çünkü hastalık bebeğin görme, duyma ve konuşma yeteneğini de beraberinde götürmüştü. Sonraki yıllar Helen ve ailesi için oldukça zordu. Ancak ailesi pes etmedi.

Yapılan kontroller her ne kadar tedavinin imkansız olduğunu ortaya koysa da onlar sonunda Alexander Graham Bell’e başvurdular. Telefonun mucidi olarak tanıdığımız Bell, aslında kendisini işitme engelli çocukların eğitilmesine adamış bir bilim insanıydı. Bell’in önerisi ile Helen Keller, Perkins Körler Okulundan Anne Sullivan adlı bir öğretmen ile çalışmaya başladı.

3 Mart 1887’de Anne Sullivan, Helen Keller’a ders vermeye başladı. Aslında ikili arasında neredeyse 50 yıl boyunca sürecek bir ilişki de bu sayede başlamış oldu.  Birlikte, sağır, kör insanların neler başarabileceğine dair toplumun ön yargılarını paramparça etmeyi başardılar. Bu esnada Helen 6 ve Sullivan ise sadece 20 yaşındaydı. Bundan sonrası da bir öğretmenin karanlığa ve sessizliğe hapsolmuş bir çocuğun hayatında neler değiştirebileceğinin hikayesidir…

Helen Keller’in Anne Sullivan İle Tanışması

Sullivan, okul müdürü Michael Anagnos tarafından Helen’in Alabama’daki evine gönderildi. İlk işi Helen’in güvenini sabırla kazanmaya çalışmak oldu. Sonrasında da Helen’in eğitimine, Boston bölgesindeki okulun ilk müdürü Samuel Gridley Howe tarafından onlarca yıl önce uygulanan teknikleri kullanarak başladı. Sullivan, Helen’e öğretmek istediği nesneleri önce eline veriyor, tanımasına yardımcı oluyor, sonra da avucunun içine nesnenin adını harflerle yazıyordu.

1866’da Massachusetts’te doğan Sullivan, ilk elden engelli olma deneyimine sahipti. Çocukken, bir enfeksiyon görme yeteneğini büyük oranda kaybetmişti. Ardından geçirdiği operasyonlar sonucunda kısmen geri kazanmıştı.

Devamında, Helen körler için özel bir yazı yöntemi olan kabartma Braille Alfabesi’ni öğrendi. İkisi o kış Alabama’dan Perkins’e gitti ve sonraki kışları okulda geçirdi, burada Helen ilk kez kendi yaşındaki diğer çocuklarla (parmakla heceleyerek) iletişim kurdu. 1893 yılında Latince öğrenmeye başladı ve kısa zamanda Latince kitap okuyup anlar duruma geldi. 1894 yılında New York’taki Wright-Humason Sağırlar Okulu’na gitmesine karar verildi. Bu okulun seçilme nedeni, dudak okumayı çok iyi öğretmesiydi. Helen, okulda kaldığı iki yıl süresince matematik, coğrafya, Fransızca ve Almanca öğrendi.

Bu esnada Sullivan yine Helen’in yanındaydı. Derslerde anlatılanları Helen’in avucuna yazarak ona çevirmenlik yaptı. Okunması gereken kitap ya da makaleleri Braille Alfabesi’yle yazıp Helen’in kolayca izleyebileceği duruma getirdi. Üniversiteye gitmek en bü­yük dileğiydi. Uzun ve yoğun ça­lışmalardan sonra 1900 yılının sonbaharında bu düşü de ger­çekleşti. Üniversiteye giriş sınavında soruları Helen’e çevi­ren, eğitim süresince yanından bir an bile ayrılmadan yardımına koşan, onu sınavlara hazırlayan yine Anne Sullivan’dı.

Helen Keller Üniversite Eğitimi Alan İlk Görme Ve İşitme Engelli Kişidir

Helen Keller, 1904 yılında üniver­siteden başarıyla mezun olurken, dünyada ilk kez üniversiteyi bitiren görme ve işit­me engelli biri olarak tarihe geçti. Üniversiteye devam ederken Helen bir taraftan da yaşamını anlattığı ilk kitabını yazdı. “Ya­şam Öyküm” (The Story of My Life) adını verdiği kitap onun ülke çapında ünlenmesine yar­dımcı oldu. Helen’in yaşamı kısa zamanda tüm dünyanın ilgi­sini çekti. Zaman içinde kitabın yayımlanmasını sağlayan tanınmış sosyalist eleştirmen John Albert Macy ile çok iyi dost oldular. Sonrasında bu dostluk Anne’nin onunla evlenmesi ile devam etti. Artık üçü bir arada yaşıyorlardı.

helen keller

John sayesinde Helen sosyalist düşünce ile tanıştı ve konu ile ilgili makaleler yazmaya başladı. 1913’te Sosyalizm hakkındaki makalelerini “Кaranlığın İςinden” adlı kitabında topladı. Sonraki yıllarda yaşamları konfe­rans gezileriyle, makale ve ki­tap yazmayla dolu dolu geçti. İkili bir vodvil ( toplumsal sorunları mizahi bir yaklaşımla hicveden tiyatro türü) sahnelemeye başladı. Sonucunda bu gösteri tüm dünyada çok ilgi çekti. Bu vodvil turnelerinde kazandıkları paraları “Amerikan Görme Engelliler Vakfı”na bağışladılar. Helen, bütün hayatını ve gelirini kör çocukların öğrenimi ve yetiştirilmesi için harcadı. 1931‘de körlere yardım için kurulmuş bir cemiyete verilmek üzere bir milyon dolar yardım topladı. Daha sonra iki milyon dolarlık sermayesi olan Helen Keller Fonu’nu kurdu.

Parmak Uçlarında Hissederek Yaşamak

Helen Keller yaşamı

Anne Sullivan’ın 1936 yılında ölümü Helen Keller için yıkıcı bir kayıp oldu. Ancak o yine de çalışmalarına devam etti. Helen Keller, yaşamı boyunca görme ve duyma eksikliğinin kendisine bir engel oluşturmasına kesinlikle izin vermedi ve her dakikasını dolu dolu yaşayarak, gören görmeyen herkese örnek oldu. Helen Keller, 1964’te ABD’nin en büyük sivil madalyası olan “Özgürlük Madalyası”nı aldı. 1 Haziran 1968’de yani 88 yaşındayken yaşama veda etti.

Helen Keller yaşamı parmak uçlarında hissederek yaşarken, fiziksel engelleri olmamasına rağmen “görmeden, duymadan” yaşayanlara şöyle sesleniyordu. “Yalnızca üç gün daha görebileceğinizi düşünün. Nasıl tüm ayrıntıları gördüğünüzü anlayacaksınız. Üç gün daha işitebileceğinizi düşünün. Her bir sesin, her bir notanın nasıl özlemle ruhunuza dolduğunu göreceksiniz. Yaşanacak üç gününüz kaldığını düşünün. Yaşamın tüm saniyelerini nasıl özlemle yaşadığınızı göreceksiniz.”

Akıllarda kalması dileğimizler…


Detaylar ve ileri okumalar için:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir Yorum

  1. Sn. Sibel Çağlar
    Matematiksel’i her seferinde keyifle bugün bize acaba neleri aktarmak suretiyle bilgi dağarcığımızda yeni açılımla genişleteceğini düşünmeden edemiyorum. Özellikle de matematiğin zihin açıcı yönünü açıya çıkarma çabanız takdiri şayan, sizi ve ekibinizi de tebrik ediyorum. Matematiksel ile hayata yeni pencere açarak ele almanız hem matematik bilimine hem de diğer bilimlere olumlu yönde katkı sağlayan bir unsur olarak öğretici, bilgilendirici, eğitici bir Web sitesi. Başarılar dilerim 💐 ❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu