Sınavlara Neden Son Günlerde Çalışmaya Başlamamalıyız?

Sınavlara son gece çalışmak bir çok öğrenci için alışkanlık olmuştur. Sonucunda da sınavdan birkaç gün önce ezberlenerek öğrenilen bilgiler sınav tarihi geçtikten sonra hızla unutulmaya başlanır.

Bu bilgileri unutulması da sonraki bilgilerin anlamlı öğrenilmesini zorlaştırır. Anlamlı öğrenilemeyen bu yeni konular ise kısa sürede tekrar unutulur ve bu kısır döngü sürüp gider.

Öğrencilerin çoğunun başarısızlıklarının başlıca nedenlerinden birisi de bu durumdur elbette.

İşte bu yüzden bu soruyu soruyoruz: Sınavlara neden son günlerde çalışmaya “başlamamalıyız”?

Psikolojide ilk deneysel hafıza araştırmacısı olan Hermann Ebbinghaus (1850 – 1909), psikoloji bir doğa bilimi statüsü kazanmadan önce psikologların ve filozofların kullandığı “içebakış” metodu yerine, dış gözlem metodunu kullanmıştır.

[Burada bahsettiğimiz içebakış metodu, bireyin kendi düşünce, duygu ve güdülerini (kaynağı akıl olan sebep) tahlil etmesidir. Doğa bilimleri ise konusu tabiat, tabiat olayları ve kanunları olan fizik, kimya, gök bilimi, biyoloji vb. bilim alanlarıdır.]

Unutma Eğrisi

Nesnel olan bu bilimsel metodu kullanan Ebbinghaus, insan hafızasının kanunlarını bulmak amacıyla uzun sürecek olan bir deneysel araştırmaya başlamıştır. Araştırma için Yılmaz Özakpınar’ın Psikoloji Tarihi kitabından şu satırlara, anlatımı biraz basitleştirerek, bakalım:

“Ebbinghaus’un önemli bir bulgusu, unutmanın, öğrenmenin tamamlanmasından (yani bir ya da arka arkaya iki hatasız tekrara ulaşıldıktan) sonraki ilk saatlerde en hızlı (yani birim zamanda en fazla miktarda) olduğu ve iki günden sonra unutma hızının iyice azaldığıdır. Fakat unutma hızı düşmekle birlikte, öğrenmeden sonra geçen süre içinde unutulan miktar birimli olarak artar.”

Yani öğrenme sağlandıktan sonra geçen her zamanda daha yavaş unutmaya başlıyoruz fakat unuttuklarımızın miktarı her geçen saniye yavaş yavaş artıyor.

“Öğrenme ölçütüne ulaşıldıktan sonra geçen 20 dakikada unutma oranı %31,8; 1 saatin sonunda %55,8’dir. Yani ilk 20 dakikadan sonraki 40 dakikada unutma oranı %14 artıyor.”

“Oysa altıncı günde %74,6 olan unutma oranı, otuz birinci günde ancak %78,9’a yükseliyor. Artış %4,3’tür. Yani altıncı günden otuz birinci güne kadar geçen 25 günde birikimli unutma oranı ancak %4,6 artmıştır. İşte bu bulgudan, Ebbinghaus’un unutma eğrisi diye söz edilir.”

unutma eğrisi

En yüksek unutma hızı, öğrenmeden sonraki ilk zaman dilimlerinde. Öğrenmeden sonraki süre uzadıkça unutma hızı azalıyor.

Tüm bu araştırmalar ve varılan sonuçlar, Ebbinghaus’un bulgusunu genel bir kanun durumuna getirir.

Ebbinghaus’un Unutma Eğrisi İle İlişkili Jost Kanunu

Ebbinghaus dışında Almanya’da hafıza ve düşünme süreçleriyle ilgili deneyler yapan farklı isimler de vardı: A. Jost.

Yine Özakpınar’ın aynı kitabından şu satırlara bakalım:

“Örneğin A. Jost toplam egzersiz sayısı aynı kalmak üzere egzersizlerin zamansal dağılımının, öğrenmenin kuvvetini farklı etkilediğini gösteren ilginç bir deney yapmıştır. Jost, aynı sayıdaki egzersiz miktarını zamana yayarak öğrenmenin, bir oturumda toplu egzersizle öğrenmeden daha kalıcı olduğunu ortaya koymuştur.”

Yani sınavlardan uzun süre önce başlayıp tekrarlar yaparak öğrenilen bilgi daha kalıcı oluyor ve sınavdan sonra dahi uzun bir süre hatırlanmaya devam ediyor. Bu sayede yeni bilgiler daha anlamlı öğrenilebiliyor.

“Jost’un bu bulgusu, Ebbinghaus’un unutma eğrisi ile çok güzel bağlantıya gelir. Zamana yayarak öğrenme, öğrenmeyi eskitir; eskiyen öğrenme, artık unutma hızının çok yavaş olduğu bir zaman dilimine girmiştir. Bu durumu Jost, kendi adıyla anılan bir kanunla şöyle ifade etmiştir: ‘İki öğrenme şu anda aynı hatırlanabilirlik derecesinde fakat farklı eskilikte ise bundan sonraki zaman içinde eski olan öğrenmenin hafıza temeli daha iyi korunur.’”

“Şu anda eski öğrenme, Ebbinghaus eğrisine göre, unutma hızının en yüksek olduğu başlangıç evrelerini geride bırakmış olarak yeni öğrenmeyle aynı hatırlanabilirlik derecesindedir.

Eski öğrenme, unutma hızının yüksek olduğu, öğrenmenin bitiminden sonraki ilk zaman dilimlerini geride bırakmış olduğu halde şu an yeni öğrenmeyle aynı hatırlanabilirlik derecesinde ise bu mukayesenin mantıksal sonucu şudur: Eski öğrenme yeni öğrenmeye göre orijinal süreç olarak çok daha kuvvetliydi.” Burada orijinal sürecin kuvvetli olmasıyla kastedilen ise öğrenmenin toplu olarak değil zamana yayarak gerçekleşmiş olmasıdır.”

unutma eğrisi

Kuvvetli öğrenilen bilgi, tekrarla zamana yayarak öğrenilen bilgidir. Grafikte de görüldüğü gibi her geçen gün bilginin hatırlanması yüzdesi artmaktadır.

Tüm bu bilimsel araştırmaların ışığında anlıyoruz ki öğrendiklerimizin kalıcılığı için öğrenmeyi sınavlardan önceki bir iki günde toplu olarak gerçekleştirmemeliyiz.

Bilgiyi ilk öğrendiğimiz andan itibaren yapılacak tekrarlarla zamana yayarak öğrenmeliyiz. Bu şekilde bilgilerimiz sınavlarda sonra da kalıcılığını koruyacaktır.

Çalışma konusunu sınavlar üzerinden anlattığım için ayrıca birkaç söz söylemek istiyorum bu sınavlar hakkında.

Öğrencilerimiz, kademesi ne olursa olsun bilmelidirler ki okullarda olmalarının sebepleri sınavlar değildir. Okullar, siz öğrencilerimize düşünmeyi öğretmek için, ufkunuzu ve bakış açınızı genişletmek için varlar.

Evet, biliyoruz ki eğitim sistemimiz oldukça kötü durumda. Hatta kimileri için bir eğitim sisteminin varlığı bile söz konusu değil. Fakat bunlar bireyin gelişimini imkânsızlaştırmıyor, sadece zorlaştırıyor. İşte bundan dolayı burada iş anne-babalara, çağdaş öğretmenlere ve siz öğrencilerimize kalıyor.

Bu yazıyı ve daha birçoğunu okuyorsanız, öğrenmeyi öğreniyorsanız ve öğreneceklerinizi merak ediyorsanız doğru yoldanız; okulun sizin için yapamadığı siz kendiniz için yapmaya başlamışsınız. İyi öğrenmeler!

Kaynak: Özakpınar, Y., 2016. Psikoloji Tarihi. Ötüken Yayıncılık, 3. Baskı.

Atakan YÜCEL

Matematiksel

Atakan YÜCEL

Merhaba! Edirne Keşan Anadolu Öğretmen Lisesi'nden 2014'te, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünden 2018'de mezun oldum. Şuanda mezun olduğum üniversitenin aynı bölümünde yüksek lisans yapıyorum. Kendimi geliştirebileceğim her alanda geliştirmek için çaba harcıyorum. Bireylerin özgelişimlerinin hiçbir zaman sona ermeyeceğini ve herkesin kendisini geliştirmesi için farklı alanlarda birtakım fırsatları olduğunu düşünüyorum. Fırsatların olmadığı zamanlarda ise gerçekten gelişim isteyen bireylerin, kendilerine fırsatlar yaratabileceğine inanıyorum. İlerlediğim bu özgelişim yolunda birçok çalışma yapmak için çaba sarf ediyorum. Kitaplar okuyor ve yazılar yazıyorum. Alanım olan matematik ile sınırlı kalmayıp, felsefeye ve sanata da vakit ayırıyorum. Bakış açımı genişletmek için farklı ülkelerden, farklı kültürlerden insanlarla tanışıyorum ve bunun için zaman yaratıyorum. Yeni diller öğrenmek için planlar yapıp bunları uygulamaya çalışıyorum. Bireyin özgelişimini gerçekleştirirken alması gereken güç, her zaman kendi içindeydi ve hala da içinde. Bu gücü kullanmaya giden yol, tamamen zihnimizde bitiyor. İyi gelişmeler dilerim!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı