Prag Orloj: Bir Saatten Çok Daha Fazlası

Güneş’in, Ay’ın ve gezegenlerin konumla­rını gösteren mekanizmalar çağlar boyunca yapılagelmiş. Çoğunlukla Dünya merkezli evren dü­şüncenin etkisiyle yapılan bu aletlerin en ünlüsü ise Prag’da bulunan Gökbi­lim Saati ya da Prag Orloj.

Prag Eski Şehir meydanındaki bu ünlü saati, 1410’da saat ustası Mikulas ile Prag Karl Üniversitesi matematik ve astronomi profesörlerinden Jan Ondrejuv inşa etmişler. 15. yüzyıl sonlarında ise, saat ustası Hanuş Usta (Master Hanuš) saati yeniden tasarlamış ve çalışır hale getirmiştir.

prag astronomik saat

Saati yaptıktan sonra, dünyanın en önemli adamlarından birisi haline gelen bu saat ustasının adı, ülkenin kralından bile daha çok duyulmaya başlamış devamında. Öyle ki, Avrupa’nın her yerinden insanlar Prag’a, yalnızca bu saati görmek için gelir olmuşlar.

Kaynaklara göre bu başarı kendisine mutluluk getirmez. Ustanın ününü kendisini geçmesinden rahatsız olan dönemin kralı Hanuş’un gözlerine mil çektirir. Amacı, bu saat kulesinden başka bir yere daha yapıl­masının önüne geçmektir.

Kör olan Hanuş Usta, bu duruma dayanamaz, saatin mekanizmasına kendini asarak intihar eder. Saatin mekanizmasını bozan usta, aynı zamanda da kraldan intikamını almış olur ve 50 yıl boyunca hiç kimse saati tamir edemez.

1552’de saati tamir etmeyi başa­ran isim Jan Tâborsk olur. Ünlü saat, günümüze dek aralıklarla onarımdan geçer devamında.

Orloj’un gökbilim kadranı, Orta­çağ gökbiliminde kullanılan usturlaplar gibi düşünülebilir. Bu düzeneğe büyük bir mekanik usturlap demek yanlış ol­maz. Hatta Orloj, o dönemde yapılmış il­kel bir planetaryum olarak da değerlendi­rilebilir.

Ancak verdiği mesajlar işlevselliğinden daha da önemlidir.

Hanuş Usta’nın saati, iki büyük yuvarlaktan oluşur. Saatin dış tarafındaki rakamlar İbranicedir. Saatin etrafında 4 tane kukla vardır. Bu kuklalar insanlara neleri yapmamaları gerektiğini anlatır. Soldan en baştaki, elindeki aynayla kendine bakar; kendini be­ğenmişliği sembolize eder. Onun yanındaki kukla, elinde altın torbası olan bir adamdır; cimriliği sembolize eder. Bir yandaki kukla ise iskelettir; yaşama karşı isteksizliği anlatır. Sonuncu kukla, elinde mandoline benzer bir müzik aleti bulunan adam da; gece hayatına ve sefahate düşkünlüğü anlatır.

Kısacası bu kuklalar, ‘kendini beğenmiş, cimri, yaşama karşı isteksiz ve sefahate düşkün olmayın’ der.

Saatin altında da insanlara yapma­ları gerekenleri anlatan 4 kukla vardır. Bu kuklalar da, bilime, adalete, astronomiye ve eğitime önem verme konusunda bizleri uyarır.

Her saat başı, İsa’nın 12 havarisi de pence­renin önünden geçerek ufak bir gösteri yapar. Horozun ötmesiyle gösteri biter.

1956 ile 1958 yılları arasında Prag’da yaşayan Nazım Hikmet’in satırlarında da bu saat yer alır:

Şair memleketten uzak,
Hasretten delik deşik
Eski Kent’te duruyordu.
Meydanlıkta yapayalnız
Gotik duvar üstünde
Hanuş ustanın saati
On ikiyi vuruyordu.
Ve çanları çalan ölüm
Ve yukarda öttü horoz
Şair memleketten uzak,
Hasretten delik deşik
Etrafına dalgın baktı…

Astronomik saat ve hâlâ çalışan en eski saat olma unvanını taşıyor. Bir çok kişiyi zaman içinde, geçmişin izlerinde yolculuğa çıkaran bu eser, aynı zamanda geçmişten gele­ceğe bir mesaj iletiyor…

Matematiksel

Etiketler

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.
Başa dön tuşu