Pollyanna ve Wobegon Gölü İlkesi: Gerçekleri Görmemize Engel İki Durum

Düşünce hatalarından bahsedildiği zaman akla genellikle olumsuz olan şeyler gelir. Örneğin belli ön yargılarımızdan dolayı bir grup insana karşı belli bir tepki ile yaklaşmak veya düşünce biçimimiz ile uyum sağlamayan gerçekleri görmekten gelmek genellikle adını duyduğunuz düşünce hataları arasında yer almaktadır.

Elbette bu tip önyargılarımız zararlıdır. Ancak aslında, tüm kültürlerde ve tüm insanlarda derinden kök salmış yaygın bir önyargı vardır. Bu ise belli bir düzeyde kalırsa, bizlerin daha mutlu, daha sağlıklı ve başkalarıyla daha olumlu ilişkiler içinde olmamıza yardımcı olur. Buna Polyanna ilkesi (Polyannacılık) adı verilir.

Pollyanna İlkesi Nedir?

“Pollyanna İlkesi” terimi, bir konuşma sırasında olumluya odaklanma eğilimini ifade eder. Bu prensip adını Eleanor Porter’ın (1913) bir tarihli kitabının çocuk kahramanı Pollyanna Whittier’den almıştır. Bu kitaptan sonra da “Pollyanna” iyimserler için oldukça yaygın bir etiket haline gelmiştir.

Pollyanna, her talihsizliğe iyi tarafından bakan, sadece mutlu olayları hatırlayan ve dünyadaki herkesin tamamen keyifli olduğuna inanan bir karakterdir.

Bu ilke ilk olarak 1970’lerde, insanların karamsar ve somurtkan olmaktan çok, iyimser ve pozitif olma eğiliminde olduklarını ileri süren araştırmacılar Margaret W. Matlin ve  David Stang tarafından tanımlandı. İkili bulgularını, The Pollyanna Principle: Selectivity in Language, Memory, and Thought adlı kitapta ortaya koydu. Öncesinde, 1969’da Jerry Boucher ve Charles E. Osgood, çeşitli dilsel fenomenler hakkındaki gözlemlerini anlatan “Pollyanna Hipotezi” adlı bir makale yayınlamışlardı.

Genel olarak olumluya odaklanmanın yanı sıra, Pollyanna ilkesi, hoş ve olumlu anıları hatırlamamızın çok daha olası olduğunu ileri sürer. Hatta nötr olayları gerçekte olduğundan daha olumlu olarak hatırlama eğiliminde olduğumuzu öne sürer. Bu nedenle geçmişte yaşadığımız olumsuzluklar ne olursa olsun zamanla unuturuz. Bunun sonucunda da geçmişimizi genellikle iyi duygular ile anımsarız.

Hepimizin zor günleri ve zor anları var ve hiçbirimiz her zaman Pollyanna olamayız. Hayattaki çoğu şeyde sağlıklı bir pozitiflik ve iyimserlik dengesi önemlidir. Aksi takdir de Pollyanna İlkesi faydadan ziyade zarar verme potansiyeli taşır. İnsanlar genellikle olumsuzluktan ziyade olumluya odaklanma eğilimine sahip olabilir.

Ancak hayatın olumsuz yönlerini tamamen görmezden gelmek sizi daha mutlu, başarılı ya da sağlıklı yapmaz. Sonuçta hayatın zorluklarının, tehlikelerinin ve adaletsizliklerinin farkında olmalıyız. O zaman onlarla yüzleşmek zorunda kaldığımız zamanlarda daha sağlam bir biçimde hayata tutunabiliriz.

Wobegon Gölü Etkisi: Kendini Ortalamanın Üstünde Görmek

“Wobegon Gölü Etkisi” olarak adlandırılan Pollyanna Prensibi’ne benzer bir durum daha vardır. Bu etki adını, Garrison Keillor’un “bütün kadınların güçlü olduğu, tüm erkeklerin yakışıklı olduğu ve tüm çocukların ortalamanın üzerinde olduğu” ütopik Lake Wobegon kasabasından almaktadır.

Wobegon Gölü etkisi, kişinin diğerlerine göre başarılarını ve yeteneklerini abartma eğilimidir. Bunun sonucunda da az yetenekli insanlar kendilerini çok yetenekli görürken, kusurları hakkında da farkındalık sahibi olmadan zorluk çekerler.

Kendi hakkında yanılma ve bilişsel farkındalık eksikliği genellikle kibirle ilişkilendirilir. Kendilerine üstün görmelerine ek olarak, yanılıyor olabileceklerini de asla düşünemezler. Bir şeyi bilmediklerini ya da bir şeye dair becerileri olmadığını kabul etmeleri imkansızdır. Deneyler ve anketler, çoğu insanın ortalamadan daha iyi veya daha fazla arzu edilen özelliklere sahip olduğuna inandığını defalarca göstermiştir. Ayrıca bu kişilerin temelde iki problemi vardır. Bu kişiler iyi kararlar almada ve kendini eleştirmede zorlanacaklardır.

Sonuç olarak Pollyanna ilkesi ve Wobegon Gölü Etkisi aslında kişinin gerçeklikten uzaklaşmasına neden olur. İyimserlik ve özgüven güzel şeylerdir. Ancak elbette bunların yerinde ve dozunda olması sağlıklısıdır.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu