Eğitim Bilimleri

İkilemde Bırakan Öyküler ve Kohlberg Ahlak Gelişimi Evreleri

Zor bir karar almanız gerektiğini düşünün. Neyin doğru ya da neyin yanlış olduğuna nasıl karar verirsiniz? Görünen o ki bu aldığımız kararlar neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusunda kendi iç standartlarımızı geliştirip geliştirmediğimiz ile ilişkili. Bu konu hakkındaki en önemli çalışma 1958 yılında Lawrence Kohlberg (1927-1987) tarafından yapılmıştır. Sonucunda da Kohlberg ahlak gelişimi evreleri belirlenmiştir.

Ahlaki davranış ve ahlaki yargıyı açıklamak için oldukça kapsamlı bir araştırma yapan Lawrence Kohlberg bu evreleri saptayabilmek için kişilere ahlaki ikilemler içeren bazı hikâyeler vererek, her hikâye hakkında çeşitli sorular sormuştur. Aşağıda bu hikâye­lerden bir örnek verilmiştir.

Karısı hasta olan Turgut’un tedavi için gerekli ilacı almaya parası yetmemektedir. Aynı şehirde bulunan bir eczacı da bu hastalığa derman olacak ilacı icat etmiştir. Bu ilacı, tamamıyla kendi karını düşünerek fahiş fiyata satmakta ve indirim yapmamaktadır. Turgut tanıdığı herkesten borç almış fakat ilacın parasının ancak yarısını biriktirebilmiştir. Eczacı ile konuşup karısının ölmek üzere olduğunu, ilacı kendisine daha ucuza satmasını ya da daha sonra ödemesine olanak tanımasını ister, kesin bir dille “hayır” yanıtını alınca ilacı eczaneden çalmayı düşünmeye başlar. Sizce Turgut ilacı çalmalı mıdır? Neden?

Tahmin edebileceğiniz gibi yukarıdaki gibi hikayelere, yaşlı insanlar gençlerden daha karmaşık cevaplar verdi. Kohlberg, cevapları her biri iki aşama içeren üç seviyeye ayırdı. Dönemler kişinin “ahlaki davranışına” ya da “doğru olarak neyi algıladığı ve bunu nasıl belirlediğine” göre sıralandı.

Kohlberg Ahlak Gelişimi Evreleri

Kohlberg’in ahlaki gelişim aşamaları, insanların doğası gereği iletişimsel, akıl yeteneğine sahip oldukları ve başkalarını ve çevrelerindeki dünyayı anlama arzusuna sahip oldukları varsayımına dayanır. Bu modelin aşamaları, bireyler tarafından benimsenen niteliksel ahlaki gerekçelerle ilgilidir ve bu nedenle herhangi bir kişinin eylemlerinin veya karakterinin övgüsüne veya suçlanmasına doğrudan tercüme etmez.

1. Evre: Gelenek Öncesi

Gelenek öncesi ahlaki akıl yürütme düzeyi özellikle çocuklarda yaygındır. Ancak yetişkinler de bu akıl yürütme düzeyini sergileyebilir. Bu düzeydeki akıl yürütenler, bir eylemin ahlakını doğrudan sonuçlarıyla değerlendirir. Geleneksel öncesi seviye, ahlaki gelişimin birinci ve ikinci aşamalarından oluşur. Genel olarak benlikle ilgilidir.

  • Ceza ve İtaat Eğilimi: Bu evredeki kişilere göre Turgut karısının iyileşmesi için ilacı çalarsa suçludur. Polisler onu yakalar ve cezalandırır. Kişinin düşüncesinin temelinde cezadan kaçma davranışı yatar. Sonucunda ceza almayacağı bir davranışı yapar. Kapalı alanda sigara içmenin cezası olduğunu bilen kişi, ceza yememek için kurala uyar. Trafik kurallarına dikkat eder çünkü aksi durumlarda ceza alacaktır. Öğrenci, kimse görmüyorsa kopya çeker. Biri görüyorsa ceza alacağı için çekmez. Burada davranışı sergileyip sergilememekte en önemli etken kişinin ceza alma korkusudur. Ceza ile karşılaşmayacağından emin olduğu her anda bu davranışları yapmaktan kaçınmayacaktır.
  • Saf Çıkarcı Eğilim: Bu evredeki kişilere göre Turgut ilacı çaldığı takdirde suçsuzdur. İnsan karısı için böyle fedakârlıklar yapmalıdır. Çünkü kişi aynı durumda olsa karısı da aynı fedakârlığı yapardı. Birey uzun vadede kendi yararına olacaksa kısa vadede bedel öder. Davranışı uzun vadede somut olarak kendisine dönmelidir. Arkadaşı borç isteyen biri ona borç verir böylece ondan daha sonra bir şeyler isteyebilir. Öğrenci, arkadaşlarıyla ders notunu paylaşır. Çünkü kendisi de onlardan ders notu ya da başka bir şey isteyebilir. Kişi, kendisine sunulan bir teklifi karakterine uymasa dahi ileride işine yarayacağı için kabul eder.

2. Evre: Geleneksel Düzey

Geleneksel ahlaki akıl yürütme düzeyi ergenler ve yetişkinler için tipiktir. Geleneksel düzey, ahlaki gelişimin üçüncü ve dördüncü aşamalarından oluşur. Toplumun doğru ve yanlış konusundaki sözleşmelerinin kabulü ile karakterizedir. Bu düzeyde birey, itaat veya itaatsizlik için hiçbir sonuç olmasa bile, toplumun kurallarına uyar. Bununla birlikte, kurallara ve sözleşmelere bağlılık biraz katıdır. Bu nedenle bir kuralın uygunluğu veya adaleti nadiren sorgulanır.

  • İyi Çocuk Eğilimi: Üçüncü aşamada bireyler, toplumun görüşlerini yansıttığı için ilk başkalarının onayına veya onaylanmasına açıktır. Bu beklentileri karşılamak için “iyi bir erkek” ya da “iyi bir kız” olmaya çalışırlar. İyi davranış, başkalarını memnun eden, onlara yardımcı olan ya da onlar tarafından takdir edilen davranıştır.
  • Kanun ve Düzen Eğilimi: Dördüncü aşama otorite ve sosyal düzen itaatine dayalıdır. Bu nedenle üçüncü aşamada sergilenen bireysel onay ihtiyacının ötesindedir. Merkezi bir ideal veya idealler genellikle neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirler. Eğer bir kişi bir yasayı ihlal ederse, belki de herkes yapacaktır. Bu nedenle yasa ve kuralları yerine getirme yükümlülüğü vardır.

Ahlaki gelişiminin 3. evresinde olan bir kişi ise Turgut’un ilacı çalması gerektiğini, çünkü onun karısını sevdiği için hırsızlık yaptığını ve bu yüzden onu suçlamanın yanlış olduğunu düşünür. Ya da Turgut’un ilaç çalmaması gerektiğini, çünkü onun tüm yasal yollan denediğini, ancak eczacının bencil olduğunu söyleyebilir.

3. Evre: Gelenek Sonrası

Geleneksel sonrası ahlakçılar kendi etik ilkeleriyle yaşarlar. Bunlar tipik olarak yaşam, özgürlük ve adalet gibi temel insan haklarını içeren ilkelerdir.. Geleneksel sonrası ahlak sergileyen insanlar kuralları yararlı ama değiştirilebilir mekanizmalar olarak görürler. Kurallar, sorgulanmadan uyulması gereken mutlak dikte değildir. Teorisyenler genellikle bir çok insanın bu evreye erişemediğini düşünmektedir.

  • Kontrat ve Yasaya Uygunluk Yönelimi: Doğru davranış, insan haklan ve top­lum yararı gözetilerek, toplum tarafın­dan kabul edilmiş ilkelere uygun davra­nıştır. Bu, çoğunluk kararı ve kaçınılmaz uzlaşma yoluyla sağlanır. Demokratik hükümet görünüşte beşinci aşamaya dayanıyor.
  • Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi: Doğru ve yanlış, sosyal düzenin yasa ve kurallarıyla değil, kişinin kendi vic­danıyla ve kendi geliştirdiği ahlak ilke­leriyle tanımlanır.

Ahlak gelişiminin son evresinde olan bir kişi Turgut’un ilacı çalması gerektiğini, çünkü ilacı çalmakla karısını ölüme terk etmek arasında bir tercihe zorlandığı ve böyle bir durumda önemli olanın insan hayatının korunması olduğunu belirtebilir. Ya da onun ilacı çalmaması gerektiğini düşünür. Karısı kadar başka insanların da ilaca ihtiyacı olabileceğini ve Turgut’un bütün insanların hayatının korunmasının göz önünde bulundurması gerektiğini sebep gösterebilir.

Kohlberg Ahlak Gelişimi Kuramı Hakkındaki Eleştriler

Kuramda davranışlar­dan çok düşünce ön plana çıktığından oldukça eleştirilmiştir. Düşüncenin ahlaki olması, davranışın da öyle olacağı anlamına gelmez. Örneğin, sürekli ahlaktan söz eden kişilerin ahlak dışı davranışlarda bulunduklarına sıkça rastlıyoruz. Kohlberg, düşünce-davranış boyutunda ortaya çıkabilecek tutarsızlıklara kuramında değinmemiştir.

Ayrıca bu ahlak basamaklarının evrensel olduğunu iddiasına karşın. 27 farklı kül­türde yapılan araştırmaların gözden geçirildiği bir çalışmada, ahlak gelişiminin Kohlberg’in öne sürdüğünden çok daha fazla, kültüre bağımlı olduğu or­taya çıkmıştır.

Kohlberg’in kuramındaki bir başka sorun, kişisel ahlak düzeyi ile toplumsal ahlak düzeyinin her zaman uyuşmamasıdır. Örneğin, 6. evredeki bir kişi zor bir ahlak soru­nuyla karşılaştığı zaman, evrensel ve mantıken tutarlı ideal ahlak ilkelerine göre dav­ranacaktır. Bu ilkeler yasalara ters düşecek olursa, o kimse de yasalara ters düşecektir.

Ancak bu kimse, aynı zamanda yasaların toplum yararı için genel görüş birliği ve anlaşma sonucunda yapıldığının da bilincindedir. Burada sorun, 6. evredeki bir kim­senin 1. evredeki bir toplumda nasıl yaşayabileceğidir. Ancak tüm bu eleştirilere karşın Kohlberg’in bu çalışması konunun ayrıntılarına ışık tutmuş, özellikle kültürlerarası araştırmaların yapılmasına yol açmış ve bu alanda bilgi birikimine kat­kıda bulunmuştur.

Hadi soralım kendimize: “Turgut’un hikâyesine bizim tepkimiz ne olurdu? Acaba, gündelik hayatımızda hangi durumlarda gelenek öncesi dönemdeki gibi davranıyoruz?”



Kaynaklar:

  • Bir Ahlak Eğitimcisi Olarak Lawrence Kohlberg; https://dergipark.org.tr
  • Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı; Sosyal Psikolojiye Giriş; Evrim Yayınevi-2014; ISBN: 978-975-503-226-9
  • Pegem Akademi Yayınları 2016 /Gelişim Psikolojisi

Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi önemseyen, amatör olarak öykü yazarlığı yapan, Türkçeyi çok seven bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık çokça dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha değerli olduğunu düşünüyorum. Bilimin, bilmenin ve bilenin gücüne inanıyorum. Paylaşmak güzeldir!
Başa dön tuşu