Laktoz İntoleransı Nedir? Neden Süt İçmek Bazı Kişilere Rahatsızlık Verir?

Laktoz intoleransı, laktoz adı verilen bir tür doğal şekerin parçalanamama durumudur. Laktoz, süt ve yoğurt gibi süt ürünlerinde yaygın olarak bulunur. İnce bağırsağınız laktozu sindirmek ve parçalamak için yeterli laktaz enzimini üretmeyi bıraktığında laktoz intoleransı olursunuz. Bu olduğunda, sindirilmemiş laktoz kalın bağırsağa geçer. Bunun sonucunda kalın bağırsağınızda bulunan bakteriler sindirilmemiş laktoz ile etkileşime girer. Bunun sonucunda da şişkinlik, gaz ve ishal gibi semptomlar ortaya çıkar. Bu durum ayrıca laktaz eksikliği olarak da adlandırılmaktadır.

Laktoz intoleransı yetişkinlerde, özellikle Asya, Afrika ve İspanyol kökenlilerde çok yaygındır. Eğer siz de karın ağrısı çekmeden bir bardak süt içebiliyorsanız bu özel bir gene sahip olduğunuz anlamına gelir.

İnsanlar, memeli canlılar arasında bebeklik döneminin ardından süt tüketmeye devam eden tek türdür.

Süt, meyvelerde ve diğer tatlı yiyeceklerde bulunan şekerlerden farklı olan, laktoz adı verilen bir şeker türü içerir. Bebekken vücudumuz, anne sütündeki laktozu sindirmemizi sağlayan laktaz adı verilen özel bir enzim üretir. İşin aslı, memeliler sadece süt emerken, yani yavruyken laktaz üretebilirler. Memeli büyüdükçe bu enzimin üre­timi durur. Tipik bir erişkin memeli için laktaz üretmek yararsız bir uğraştır. Çünkü artık annesinden süt emmediği için sütü sindirmeye ih­tiyacı yoktur.

Laktoz (sütteki şeker) laktaz tarafından glikoz ve galaktoza parçalanır. Kaynak: Waikato Üniversitesi

Diğer memeliler gibi, insanların çoğu da büyüdükleri zaman laktaz en­zimini üretmeyi durdururlar. Bu açıdan taze süt vücut tarafından kabul edilemez ve laktoz intoleransı sıkıntısı yaşamamıza neden olur. Ancak, bazı insanlar DNA’larında bu laktaz şalterini yok eden bir mutasyona sahiptirler. Bu insanlar erişkin­liğe ulaşsalar bile laktaz enzimini üretmeye devam ederler. Bu sayede de süt içer­ken herhangi bir sorun yaşamazlar.

Neden Bazı İnsanlarda Laktoz Toleransı Vardır?

Süt, memelilerin bebeklerinin başlangıç gıdası olarak evrim geçirmiş, aralarında enerji için şeker ve yağın, vücut gelişimi için gerekli olan protein, mineraller ve vitaminlerin de bulunduğu zengin ve yoğun bir besin kaynağıdır. Bebekler sadece sütle aylar boyu hayatta kalabilir. Süt sağlıklı kemiklerin oluşmasına katkıda bulunan iki mineral, kalsiyum ve fosfat açısından zengin bir gıdadır.

Yaklaşık 10.000 yıl önce, neredeyse hiç kimse süt içmezdi. Bu beceri inekler evcilleştirildikten sonra yayılmaya başladı. Yaşam­larını hayvan sürülerini yetiştirerek sürdüren bu insanlar süt içebilme yeteneği edinerek evrimsel bir avantaj sağladılar. Erişkin halde de laktaz üretebilmeye ait mutasyon böylece kabileler arasın­da yayılmaya devam etti. İnsanlar süt sağlayan keçi ve koyun gibi hayvanları evcilleştirdikten sonra, bebeklik ça­ğının ardından laktoz sindirebilme yeteneği avantajlı bir hal aldı. Bu da erişkinlerde laktaz üretimine imkan tanıyan genlerin seçilimini destekledi. Ancak hiçbir zaman inek yetiştirmeyen Avustralyalı Aborijinler ve Amerikan Yerlileri arasında süt içebilme özelliğini sağlayan genler mutasyona uğramadı. Sonuçta bu evrimsel bir avantaja dönüşmediği için yaygınlaşmadı.

Laktoz İntoleransı Neden Oluşur?

Mısır’da MÖ 2350 yılına tarihlenen bu sanat eseri, eski bir Mısırlının inek sağdığını gösteriyor.

İnek sütü içmek, insan evriminde yaygınlaşması nispeten geç kalmış bir olgudur. Bu bakımdan dünya nüfusunun büyük bölümünün genleri bu olguya yatkın değildir. Birçok kişide laktozun sindirilmesini sağlayan enzim olan laktazın seviyesi, bebeklik döneminin geride kalmasıyla birlikte hızla düşer. Yaklaşık 5 yaşından sonra çoğu insan (dünya nüfusunun yaklaşık %75’i ) laktaz enzimini üretmeyi bırakır. Laktaz olmadan sütü sindiremezler ve laktoz toleransı geliştirmezler. Ancak dünyanın bazı yerlerinde insanlar yetişkinlikte de laktaz üretmeye devam eder. Günümüzde laktoza karşı intoleransı daha çok Afrika, Asya veya Pasifik kökenli insanlarda yaygındır. Bunun nedeni, yerel büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin buralarda dünyanın diğer bölgelerine kıyasla çok daha yeni olmasıdır.

Laktoz İntoleransı Türleri Nelerdir?

  • Primer laktoz intoleransı: En yaygın olarak gözlemlenendir. Yaşlanmanın normal sonucudur. Yukarıda aktardığımız süreçlerin neticesinde zamana içinde bir kişinin ürettiği laktaz miktarının azalması sonucunda oluşur.
  • İkincil laktoz intoleransı: Bir hastalık yada yaralanma nedeniyle ortaya çıkar. Çölyak hastalığı ve inflamatuar bağırsak hastalığı, ameliyat veya ince bağırsağınızın yaralanması gibi bağırsak hastalıkları da laktoz intoleransına neden olabilir. Altta yatan bozukluk tedavi edilirse laktaz seviyesi eski haline gelebilir.
  • Konjenital veya gelişimsel laktoz intoleransı: Bu durum doğuştandır. Çok nadir durumlarda, laktoz intoleransı kalıtsaldır. Kusurlu bir gen, ebeveynlerden çocuğa geçer. Bu da çocukta laktazın tamamen yokluğuna neden olur. Bu durumda bebek anne sütüne karşı de toleranssız olacaktır. Bu durum erken teşhis edilip tedavi edilmezse, hayati tehlike oluşturabilir.

Laktoz İntoleransı Nasıl Tedavi Edilir?

Şu anda vücudunuzun daha fazla laktoz üretmesini sağlamanın bir yolu yoktur. Laktoz intoleransı tedavisi, süt ürünlerinin diyetten azaltılmasını veya tamamen çıkarılmasını içerir. Laktoz intoleransı olan birçok insan, herhangi bir semptom yaşamadan en fazla 1/2 fincan süt içebilir. Ayrıca laktozsuz süt ürünleri de çoğu süpermarkette artık kolayca bulunmaktadır. Az yağlı veya yağsız süt içmek de semptomun etkilerini azaltacaktır.

Bu arada laktoza duyarlı olup olmadığınızı anlamak için karnınızın şiş­mesini ve ishal olmayı beklemenize gerek yoktur. Size bu bilgiyi verecek olan genetik test şu an piyasada mevcuttur. Bu bilgiler, önümüzdeki zamanlarda 21. yüzyılın genetiğe dayalı bes­lenme tavsiyeleri için temel olacak gibi gözüküyor.



Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu