Toplum ve Yaşam

Streisand Etkisi Nedir? Yasak Olanı Neden Daha Fazla Arzularız?

Streisand Etkisi adını ünlü şarkıcı Barbara Streisand’dan almıştır. 2002’de Kaliforniya sahili boyunca kıyı erozyonunu inceleyen bir fotoğrafçı, bir helikopterden kıyı şeridinin binlerce fotoğrafını çekmiş ve bu görüntüleri, konuyla ilgili farkındalığın artırılmasına yardımcı olmak için çevrimiçi bir veri tabanına yerleştirmiştir. Ancak çektiği fotoğraf karelerinden birinde tesadüfen Barbara Streisand’ın evi de yer almıştı. Çektiği bu kareyi aşağıda görebilirsiniz.

Görüntü, veri tabanındaki 12.000’den fazla görüntüden yalnızca biriydi. Ancak Streisand bu durumdan çok da memnun olmamıştı. Bunun sonucunda 2003’ün başlarında, fotoğrafçıya ve ilgili diğer birkaç şirkete karşı 50 milyon dolar tazminat talep eden bir dava açtı. Ancak bu dava işleri daha da karıştırdı. Sonucunda az evvel sizin de gördüğünüz gibi bu dava ve fotoğraf kısa sürede yaygınlaştı.

Sonuçta davanın konusu, medyanın oldukça ilgisini çekmişti. Durum böyle olunca da her yerde davanın haberleri yayınlanmaya başlayacaktı. Haber kamuoyunun yoğun ilgisini çekince de dava konusu olan fotoğraf bir ayda 420.000 kişi tarafından ziyaret edilmişti. Kısa sürede de Kenneth Adelman’ın fotoğrafları koyduğu web sitesini de bir milyondan fazla ziyaretçi inceleyecekti.

Barbra Streisand çok istemese de bir fenomene adını verdi.

İşin ilginç tarafı Barbra Streisand davayı açana kadar malikânesinin bulunduğu fotoğrafın yalnızca 6 kez görüntülenmiş olmasıdır. Üstelik bu ziyaretlerin ikisi de avukatları tarafından yapılmıştır. Dava sonucunda mahkeme Streisand’ı haksız buldu. Ancak yine de Kenneth Adelman fotoğrafı silmeye karar verdi. Ancak anlaşılan artık çok geçti. Fotoğraflar dünya çapında yayın yapan Associated Press tarafından ele geçirilmişti.

Aradan geçen zamana rağmen günümüzde Google Görsel Arama, fotoğrafın çevrimiçi olarak binlerce kopyası olduğunu ve muhtemelen şu anda bile günde on binlerce kez görüntülendiğini bildiriyor. İşte bu olay günümüzde, benzer durumları tanımlamak için, Streisand Etkisi olarak bilinmektedir. Aslında bu etki, yeni bir çağa girdiğimizin de bir işaretidir.

Streisand Etkisi İle İlgili Bazı Örneklere Göz Atalım

Streisand etkisi, saklanmaya, gizlenmeye, sansürlenmeye veya kaldırılmaya çalışılan bir bilginin genellikle internet gibi araçlarla daha geniş kitlelere ulaşması anlamına gelir. Bu etki günümüzde, baskı ile sansür uygulamanın imkanı kalmadığını ve hatta bunu yapmaya kalktığımız zaman tam tersi etkiye yol açacağunu anımsatır. Biraz düşündüğünüz zaman buna bir çok örnek vermemiz olasıdır.

Örneğin Ocak 2008’de Scientology Kilisesi, Tom Cruise’un Scientology hakkında olumsuz konuştuğu bir videosunu silmesini istemişti. Hatta videoların kaldırılması için bir telif hakkı talebinde de bulundu. Ancak bu çaba da aslında boşunaydı. Sonucunda bu durum videoya çok daha fazla ilgi çekecekti. Hatta Scientology karşıtı bir kampanya olan Chanology Projesi’nin yaratılmasıyla sonuçlandı.

Streisand etkisinin bir başka örneğini de İspanya’dan verebiliriz. Nacho Carretera adlı bir gazeteci, Fariña adlı bir kitap yazdı. Kitap İspanya’nın kuzeyinde bulunan Galiçya’daki uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgiliydi. Kitap 2015’te piyasaya çıktı. Ancak 2016’da El Grove belediyesinin eski belediye başkanı Alfredo Bea Gondar kitap hakkında dava açtı. 2018’de dava sonucunda kitabın yasaklanması kararı çıktı. Ancak hemen ardından kitaba olan talep ve ilgi katlanarak arttı.

Streisand Etkisi Neden Kaynaklanıyor?

Her sınırlama, kuralların sınırlarını aşmaya çalışan kişiler için bir meydan okumadır. 1980’lerde New York’ta düzenlenen Robert Mapplethorpe fotoğraf sergisine, müstehcen olduğu düşünüldüğü için sansür uygulanmıştı. Ancak bu durum normalde fazla da dikkat çekmeyecek bu sergiye binlerce kişinin katılmasına neden olacaktı. Sonuç olarak, sergiyi ilk hafta sonu 40 bin kişi ziyaret etti.

Aslında belli bir durumu muhtemelen kendiniz de yaşamışsınızdır. Belirli bir alana girmemizi yasaklayan bir işaret gördüğümüzde, hemen neden oraya girmemize izin verilmediğini merak etmeye başlarız. Karşı konulamaz bir arzu birdenbire bizi ele geçirir. Bu aslında o işaretin bize söylediklerinin tersini yapma arzusudur. Bir yerde de başkalarının erişemeyeceği gizli bilgilere sahip olarak özel hissetme duygusudur.

Hepimizin içinde bir yerlerde doğuştan gelen merak dürtümüz vardır. Merak ederek öğrenir ve büyürüz. Merak, bizi Ay’ı keşfetmeye, en yüksek dağlara ve en derin okyanuslara gitmeye teşvik eden tüm bilim ve deneylerin itici gücüdür. Bunun sonucunda da insanların kendisinden saklanan şeyi merak etme arzusu kaçınılmazdır. Üstelik günümüz dijital dünyasında merak ettiğimiz şeylere cevap almamız da her zamankinden daha kolaydır. Sonucunda yaşadığımız dijital çağda ne yaparsak yapalım, gerçekleri ört pas etmek neredeyse olanaksızdır.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu