Ekonomi

Davranışsal Ekonomi: İşin İçine İnsan Psikolojisi Girerse

Paraonsuz diğer beşini tam olarak kullanamayacağınız altıncı his gibidir.” der W. Somerset Maugham. Haklı gibi, sonuçta paranın duygularımız, duygularımızın da düşüncelerimiz üzerinde etkisi vardır. Söz konusu olan para olunca en mantıklı ve rasyonel insanlar bile hatalar yapabilirler. Mantıksız kararlar alabilirler. Temelleri hem psikolojide hem de ekonomide yer alan davranışsal ekonomi de insanların finansal bilgileri nasıl seçtiğini, işlediğini ve karar verdiğini anlamaya çalışır.

Neden bir ürünü nakit yerine kredi kartı ile alışveriş yaptığımız zamanlarda daha mutlu hissederiz? Ömrümüzün sonuna kadar borç ödeyeceğimizi bilmemize rağmen neden son model bir arabayı almaya hevesleniriz? Fazla da memnun kalmadığımız bir restoranda neden bahşiş verme ihtiyacı duyarız? Neden yerde bulduğumuz 100 lirayı kandi emeğimizle kazandığımıza göre daha kolay harcarız? Sorular arttırılabilir.

Bu ve bu gibi sorular finanstaki modeller, ölçümler ve denklemler ile cevaplanamaz. Bu soruların cevaplarına erişebilmemiz için insanın nörolojik yapısını, geçmişe dair yaşadığı deneyimlerden taşıdığı duyguları ve bunlara bağlı olarak geleceğe dair psikolojisini, bulunduğu toplumun sosyolojik yapısını irdelemek gerekir. Ekonomistler işin içinden çıkamadıklarında da davranışsal ekonomi diğer adıyla davranışsal iktisat kavramına odaklanmışlardır.

Psikoloji, sinirbilim ve geleneksel ekonomi teorilerinin birleşimi davranışsal ekonomiyi oluşturur.

Davranışsal Ekonomiyi Anlamak

Davranışsal ekonomi, beyindeki ekonomik karar alma mekanizmalarının sosyal ve duygusal ön yargılardan nasıl etkilendiğini anlatmaya çalışır. İdeal bir dünyada insanlar her zaman kendilerine en büyük faydayı ve tatmini sağlayan doğru kararları verirler. Ekonomide, rasyonel seçim teorisi, insanlara çeşitli seçenekler sunulduğunda, bireysel tatminlerini en üst düzeye çıkaran seçeneği seçeceklerini söyler. Bu teori, insanların kendilerine sunulan her seçeneğin maliyet ve faydalarını etkin bir şekilde tartarak rasyonel kararlar verebildiklerini varsayar. Yani insan menfaatlerini korur. Rasyonel kişi kendini kontrol eder ve duygulardan ve dış etkenlerden etkilenmez. Oysa ki insan rasyonel bir varlık olmadığı için gerçek hayatta işler böyle yürümez.

İnsanların neden mantıksız davrandığını merak ettiyseniz, o zaman zaten dolaylı olarak davranışsal ekonomi ile uğraşmışsınızdır. Geleneksel ekonomiden farklı olarak, davranışsal ekonomi, insanların rasyonel olduğu varsayımını bir kenara atar. Aksine, insanların irrasyonel olduğunu, ancak güdülerimizi tanımlayabileceğimizi ve böylece kararlarımızı haklı çıkarabileceğimizi varsayar. Bunun neden böyle olduğunu incelemeyi amaçlar.

Davranışsal Ekonomi Fikri İle Nasıl Tanıştık?

Davranışsal ekonominin temelleri, dünyanın en ünlü klasik iktisatçılarından ve ahlak felsefecilerinden olan Adam Smith’in 1759 tarihli Ahlaki Duygular Teorisi (The Theory of Moral Sentiments) adlı eserine dayanır. Smith, bu çalışmasında, insanların kararlarının bireysel çıkarlarını karşılama dürtülerinin yanı sıra toplumdan da etkilendiğini savunur. Ona göre, insan davranışlarını belirleyen ilk etken, sempati kazanma isteğidir. Başka bir deyişle, Smith’e göre insanın sosyal bir varlık olması; övgüye, onaya ve kabul görmeye ihtiyaç duymasına yol açar. Konu uzun ilgi çekmese de 20. yüzyılın ortalarına doğru psikolojik davranışlar ve ekonomi arasındaki ilişki üzerine yapılan araştırmalar tekrar başlar.

Popülerleşmesi ise Princeton üniversitesinden Daniel Kahneman ve Stanford üniversitesinden Amos Tversky adlı iki profesörün çalışmaları ile olur. Bu ikili farklı koşullar altında insanların riske karşı tutumuna veya belirsizliğin derecesine odaklandılar. Sonunda 1979 yılında beklenti teorisini geliştirdiler. Beklenti teorisi (prospect theory), insanların kazanımları ve kayıpları birbirinden farklı olarak değerlendirme eğiliminde olduklarını iddia eder. İnsanlar algılanan kayıplardan ziyade algılanan kazançlar üzerine kararlar almak ister.

İrrasyonel Olduğumuzu Nasıl Anladık?

Olası kazanç ve kayıplar açısından eşit iki farklı seçenek sunulmuş bir kişi olsun. Bu kişi iki seçimin sonucu aynı olsa bile muhtemel kazanç getiren seçeneği seçme eğiliminde olacaktır. Kısaca eşit kayıp ve kazançlarımızın bize faydası aynı değildir. Beklenti teorisi, kayıpların bizi daha fazla etkilediğini iddia eder. Çünkü eşdeğer kazançlar aynı olsa da zarar etmekle ilgili şeyler duymak bizde daha büyük duygusal yıkıma yol açar.

İkili projelerini geliştirirken bir dizi çalışma yaptı. Birinci deneyde, deneklere, potansiyel kazanç ve kayıplarla ilgili iki  karar verme süreci içeren sorular sordular. Örneğin, %100 kesinlik ile 1000$ veya %50 kesinlik ile 2500$ kazanma şansınız var. Hangisini seçersiniz? Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, insanlar finansal bir kazanç elde ettiklerini bilerek daha azıyla yetinmekle yetindiler. Ancak Kahneman ve Tversky, kazançları kayıplara çevirerek iki seçeneğin durumunu tersine çevirdi. Yani bu sefer deneklere %100 kesinlik ile 1000$ veya %50 kesinlik ile 2500$ kaybetme riskleri olduğunda hangisini seçeceklerini sordu. Deneklerin çoğu, önemli ölçüde daha fazla kaybetme riskini üstlenerek, ancak hiçbir şey kaybetmeden çekip gidebileceklerini umarak ikinci seçeneği tercih etti.

Grafikte de görüldüğü üzere 100 dolar kazanmanın verdiği haz, 100 dolar kaybetmenin verdiği acıya göre daha azdır.

Davranışsal Ekonomi Hangi Alanlarda Uygulanır?

Oyun teorisinin, temelinde modelleme mantığı vardır ve oyunların nasıl oynanacağını analiz eder. Bu teori ekonomi, siyaset, biyoloji gibi birçok bilim dalında bir karşılık bulur. Oyun teorisinin bir alt sınıfı da davranışsal oyun teorisidir. Bu sayede insanların irrasyonel seçimler yapma kararları analiz edilir ve sonuçlar davranışsal ekonomi çerçevesinden açıklanır. Geleneksel oyun teorisi, herkesin kendi yararına rasyonel davranacağını iddia eder. Ancak davranışsal oyun teorisi, bir kişinin irrasyonel davranmalarına neden olan karmaşık bir dizi önyargıya sahip olacağını savunur. Davranışsal ekonominin uygulanabileceği bir diğer alan ise, yatırımcıların sermaye piyasalarında işlem yaparken neden acele kararlar aldıklarını açıklamaya çalışan davranışsal finanstır.

Davranışsal ekonomi kapsamında incelenen kavramların ve modellemelerin gündelik hayattaki karşılıkları oldukça fazladır. Konu ile ilgili yapılan çalışmaların devam ettikçe elde edilen bulguların politika, finansal piyasalar ve bireysel insanlar üzerinde etkileri olması muhtemeldir.

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu