Hobo Kodu: 19. Yüzyıl Sonu Göçmen İşçilerin Hayatta Kalmak İçin Yarattıkları Dil

Hayatta kalmak için iyi bir iletişim aracına da sahip olmak gereklidir. Hobolar bunu ilginç bir biçimde başarmıştı

19. yüzyılda Amerika’da bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı. Nüfusun arttığı, kentsel gelişmelerin yaşandığı, batıya doğru coğrafi sınırların açıldığı bu dönemde yoksul, göçmen işçiler iş aramak için ülkeyi bir kıyıdan öteki kıyıya kadar dolaştılar. Bu kişiler zaman içinde hobolar olarak tanınmaya başladı. İletişimlerini de kendi geliştirdikleri Hobo kodu sayesinde kurdular.

O dönemde genişleyen demiryolları onların yaşamlarına bir biçimde katkı sağladı. Hobolar hem demiryollarının oluşumunda çalıştılar, hem de kendi inşa ettikleri bu yolları gidecekleri yerlere ulaşmak için kaçak olarak kullandılar. Sanılanın aksine sadaka kabul etmediler ve serserilik yapmadılar. Onlar iş bulabilecekleri bir yerde dürüst bir biçimde bir dolar kazanma şansı arayan gezgin işçilerdi.

Toplumun sınırların dışında yaşamak bazı konularda ustalaşmayı da gerektirir. Onların ustalaştıkları şey ise birbirleri ile iletişim kurma biçimlerinde saklıydı. Tehlikeyi bir nebze de olsa azaltarak yol arkadaşlarıyla iletişim kurmak için ‘’Hobo Kodu’’ olarak bilinen bir dil geliştirdiler.

Hobo Kelimesi Ne Anlama Gelmektedir?

20. Yüzyılın başlarında ülkenin bir ucundan diğer ucuna parasız olarak gitmek kulağa imkansız olarak gelse de ellerinde başka çare olmayan işsiz göçmenler buna da bir çözüm bulmak zorunda kalmıştır.

Günümüzde evsiz ya da serseri olarak adlandırılan nüfusu oluşturanlar için kullanılan bir terim olan ‘’hobo’’ aslında iş ve ev aramak için gezen yoksul göçmenleri tanımlar. Bu kelime 1860’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. Etimolojik olarak, “hobo” kelimesi İngilizcedeki ‘’homeless (evsiz)’’ ve ‘’bohemia ( bohemya) kelimelerinin bir kısaltmasıdır. Ancak bazı bilim insanları bu kelimenin, birçok demiryolu hattının ünlü başlangıç noktası olan New Jersey’deki Hoboken kasabasından geldiğini düşünmektedir.

Hobolar Neden Bir Kod Geliştirmek Zorunda Kaldı?

Kırsal kesimde seyahat eden bir trene ‘’ücretsiz’’ olarak binmek riskliydi. Sonucunda yakalanma, trenden atılma ya da hapse girme korkusunu da beraberinde getirir. Ayrıca yolculuk sonrasında da hayat kaçak yolcular için oldukça zorluydu. Trenin varış noktasına bağlı olarak kış aylarında hava koşullarının sert, hatta olması da olasıydı. Ayrıca hobolar gittikleri yerlerde her zaman sıcak bir biçimde karşılanmıyordu.

Konum itibariyle genelde harabe, terk edilmiş binalarda konaklayan hobolar hem çevre sakinleri hem de polisle uğraşmak zorundaydı. Sonuç olarak her daim tetikte olmak zorundalardı. Sonucunda hobolar genel olarak yalnız olmalarına rağmen, yaşadıkları olaylar sonucunda dayanışmanın ve birlik olmanın önemini anlamışlardı. Bu durum, hoboların birbirleriyle iletişim kurmak, daha da önemlisi hayatta kalmalarına yardımcı olmak için kullanabilecekleri bir dizi karakter ve sembolden oluşan ‘’hobo kodu’’ olarak bilinen bir dilin gelişimini tetikledi.

Hobo kodu
Bu garip semboller, hoboların bilgiyi bir sonraki kişiye aktarma biçimidir. Gafiğin gösterdiği gibi, hoboların söyleyecek çok şeyi vardı. Hangi yöne gidileceği veya trene binmek için iyi bir yerin neresi olacağı konusunda basit talimatlar çizdiler. Ancak bunun yanında işaretler kasaba polisleri veya iletişim kurabilecekleri kişiler gibi bilgiler de içeriyordu.

Hobo Kodu Ne Amaçla Kullanılmaktaydı?

Piktografik kod, birden fazla sembolde görünen yön sembollerini oluşturan daireler ve oklar gibi ögelerden oluşmaktaydı. Hash işaretleri (#) veya çapraz çizgiler genellikle bir tür tehlikeye işaret ediyordu. Daire içindeki kıvırcık çizgi ise yakınlarda bir polis karakolu olduğu anlamına gelmekteydi. Haç işareti, civarda bir kilise olduğunu gösteriyordu. Bir hobo için bu bedava yemek ve belki de gece için barınma anlamına geliyordu.

Uyarı işaretlerine ek olarak hobo kodu sayesinde, kibar bir ev sahibinin yaşadığı bir ev, geceyi geçirebilecekleri bir samanlık, birinin hasta olması durumunda bakılabilecekleri bir yer ya da temiz içme suyunun bulunduğu yerler gibi değerli bilgileri de birbirleri ile paylaşıyorlardı.

Yaklaşık altmış sembolden oluşan bir sisteme dayanan bu çizimler, diğer gezginleri bilgilendirmek veya uyarmak için tasarlandı. Bugün baktığımızda hoboların aslında göçebe işçiler olarak Amerika’nın ilerlemesinin yapı taşları olduklarını söylemek mümkün.

Hobo kültürü, geleneksel anlamda 20. yüzyılda az ya da çok ortadan kalktı. Ancak yine de, hobo kodunu günümüzde hala yukarıdaki fotoğrafta gösterildiği gibi rıhtımlar ve feribot geçişleri gibi tipik olarak göçmen işçileri istihdam eden alanlarda görmek mümkündür.

Özellikle ülkemizde hobo koduna fazla rastlamasak da hoboların bizlere bıraktığı miras hobo sendromudur. İlk olarak 1974 yılında ortaya atılan bu sendrom bazı çalışanların mantıksal çıkarımlarla açıklanamayan içsel sebepler ve dürtüler nedeni ile karşı konulamaz bir iş değiştirme arzusunu ifade etmektedir. Siz de bu durumdan muzdaripseniz İçinizde bir yerlerde bir göçebe barındırıyor olabilirsiniz.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Nisa Yılmaz

Merhaba! Ben Nisa Yılmaz. İngilizce öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencisiyim. İlkokuldan itibaren yabancı dil öğrenmeye karşı olan ilgim meslek seçimimi de oldukça etkiledi. Bununla beraber ilgim olan çeşitli konularda çeviriler yapmaya başladım. Doğaya, sanata, bilime, mitolojiye olan merakımı, bir diğer ilgi alanım olan çeviri ile harmanlayarak yazdığım yazıları sizlerle buluşturabildiğim için çok mutluyum. Bilimle kalın.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir