ZİHİN AÇAN YAZILAR

Bilim Savaşları ve Alan Sokal’ın Parodi Makale Deneyi

Birinci Dünya Savaşı’na dek, toplumun refahı için çalışan, tarafsız, dürüst ve güvenilir kişiler olarak görülen bilim insanları, savaştan sonra sistematik bir şekilde olumsuz eleştirilere maruz kalmıştı. Bilimi ordunun ve kapitalizmin yönlendirdiği iddialarıyla birlikte bilimin tarafsızlığı tartışılırken siyasî yönü de konuşuluyordu.

Bu eleştiriler İkinci Dünya Savaşıyla birlikte daha da ağırlaşmış, artık bilim insanları yeni ve öldürücü silahlar geliştirmekten, bombalar tasarlamaktan, üretmekten ve hatta savaş alanlarına sürmekten sorumlu tutulmakta ve suçlanır hale gelmişti.

1900’lü yıllarda başlayan bilim savaşları, 1962 yılında Thomas Kuhn’un Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı kitabını yayımlaması ile kök salmaya başlamış, 1990-95 yılları arasında yoğunlaşmış ve 1996 yılında patlak veren Alan Sokal olayı ile iyice su yüzüne çıkmıştır.

İki Kültür

Bilim savaşları olarak adlandırılan ve hem bilim insanlarının kendi arasında hem de ‘bilim insanlarıı’ ile diğer gruplar arasında gözlenen tartışmaların içinde, 1960’lı yıllarda İngiltere’de Charles Percy Snow’un ortaya attığı ‘iki kültür’ün çatışması dikkat çekicidir.

Fizik ve kimya alanında eğitim alarak bir süre öğretim üyesi olarak çalışmış ve daha sonra da roman yazarlığı yapmış ve politikayla uğraşmış olan Snow, 1959 yılında katıldığı konferansta, toplumu ‘bilim insanları’ ve ‘edebi entelektüeller’ olarak ikiye ayırarak karşılaştırmıştır.

Snow, eğitim sisteminin bir sonucu olduğunu düşünerek iki kültürün birbirlerinin kültüründen habersiz, bilim insanlarının edebî entelektüellere göre ‘ahlâken daha sağlıklı’ olduğunu öne sürmüştür.

Bunun üzerine toplumu iki kutba ayırmak ve taraflı davranmakla suçlanmıştır. Bu tartıma, doğa bilimleri ile beşeri bilimler alanında çalışanların arasındaki iletişim kopukluğu üzerinde yoğunlaşarak günümüzde de devam etmektedir.

“Ben Kuhncu Değilim”

Bilim savaşlarını pekiştiren bir diğer olay ise fizikçi ve bilim tarihçisi Thomas Kuhn’un 1962 yılında yazdığı Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı kitabında ortaya attığı paradigma kavramıyla bilim, bilim insanı kavramlarına getirdiği radikal tanımları ve aldığı olumlu ve olumsuz eleştiriler olmuştur.

Kuhn bu kitapta bilimin “akılcı olarak seçilmiş deneysel çerçevelere dayanan ilerici ve yavaş yavaş artan bir bilgi birikimidir” şeklindeki geleneksel tanımını reddederek bilimin dogmatik bir inanç sistemi olduğunu söylemiştir.

Buna örnek olarak Batlamyus astronomisindeki “Güneş, Dünya etrafında döner” gibi paradigmaların, bugünkü kabullenişlerle ters düşmesine rağmen, yüzyıllar boyunca bilim adamları tarafından savunulduğunu ortaya koymuştur.

Bilim insanlarının gerçeklerin peşinde olmadıklarını, sahip oldukları dünya görüşü çerçevesinde, bulmaca çözmeye çalışan insanlar olduğunu söyleyen Kuhn’a en büyük tepkiyi kendilerinin kahramanca ve kişisel çıkar beklemeksizin gerçeği arayan kişiler olarak bilinmesini isteyen bilim insanları göstermiştir.

Sosyologlar kendilerine yeni bir alan açıldığı için bu görüşü hemen benimsemiş, bilim felsefecileri ise başlangıçta Kuhn’u eleştirseler de 1990’lı yıllarda bilim insanları ile girdikleri savaşta Kuhn’un görüşlerini bir silah olarak kullanmışlardır.

Öyle ki bazı kurmacılar veya postmodernistlerin, Kuhnculuk adına, bilimi âdeta toplum önünde küçük düşürmek için değişik yollara başvurmaları üzerine Thomas Kuhn ,“Ben Kuhncu değilim.” açıklamasını yapmıştır.

Kuhn’un açıklaması, Bilimsel Devrimlerin Yapısı isimli kitabındaki tespitlerine artık katılmadığı için değil, kendi bulgularını kullanarak bilime saldıranları kınamak amaçlıdır.

Alan Sokal ve Deneyi

Alan Sokal ve Deneyi

1990’lı yıllarda ise bilim savaşları cephesinde gelişen en ses getiren olaylardan biri ise Alan Sokal olayı olmuştur. Bir fizikçi olan Alan Sokal, postmodernistlerin bilime ve bilim adamlarına zarar verdiğini düşünüp, kurmacıların bağnazlıklarını ve matematik cehaletlerini ortaya koymak için kendi kendine bir plân yapmış ve bunu uygulamaya koymuştu.

Dünyada eleştirel bilim hareketlerini destekleyen en önemli yayınlardan biri olarak kabul edilen “Social Text” dergisinin editörlerinin önüne 28 Kasım 1994 tarihinde Alan D. Sokal imzalı, “Kuantum Yerçekiminin Dönüştürücü Bir Tanımına Doğru” isimli yeni bir makale geldi ve bu makale 13 Mayıs 1995 günü dergide yayımlanmak üzere kabul edildi.

Öte yandan, aynı yıl akademik hümanistlerin dergisi olarak bilinen Lingua Franca’nın Mayıs sayısında yine Alan D. Sokal’ın başka bir yazısı daha yayımlandı. “Bir Fizikçi Kültürel Çalışmaları Sınıyor” isimli yazı aslında bir itiraf metni idi ve bir skandalı haber veriyordu.

İtiraf yazısında Sokal, bilim eleştirmenlerinin sözcüsü durumunda olduğunu belirttiği Social Text dergisinde yayımlanan makalesinin bilimsel olarak yalan-yanlış bilgilerle ve bilimsel saçmalıklarla dolu parodi bir makale olduğunu söylemiş, böyle bir makale yazmasının gerekçelerini de açıklamıştı.

Amerika’daki belirli akademik çevrelerde entelektüel standartların geçerliliğini test etmek için oldukça basit bir deney yaptığını söylüyordu. Sokal, kendi açısından “Kültürel çalışmalar konusunda Kuzey Amerika’da lider konumdaki bir dergi, bilimsel olarak anlamsız ve saçma sapan bilgilerin serpiştirildiği ancak iyi hazırlanmış görüntüsü verilen ve editörlerin siyasî ön yargılarını yansıtan bir makaleyi yayımlar mı?” sorusunun cevabını aramıştı.

Alan Sokal; bu makaleyi, herhangi bir uzman fizikçi veya matematikçi (hatta lisans mezunu bir öğrenci bile) incelemiş olsa onun bir parodi olduğunun farkına varabileceğini dile getirmişti.

Kuantum fiziği gibi spesifik bir konuda yazılan bir makaleyi bu alanda bilgi sahibi olan hiçbir kimseye danışma gereği hissetmeden, sadece kendi savundukları görüşe uygun göründüğü için, yayımlayabildikleri sonucuna ulaştığını ifade ederek dergi editörlerini suçluyordu.

Bu skandal, akademik dergi ve çevrelerin yanı sıra New York Times, International Herald Tribune ve Le Monde başta olmak üzere dünyanın sayılı gazetelerinin manşetlerinde de yer almıştır.

Tarihe Alan Sokal Olayı olarak geçen bu olay, bilim insanları ile bilim eleştirmenleri arasında süregelen savaşın son raundu olmuş ve bu savaşın kamuoyu önünde iyice belirginleşmesine neden olmuştur.

Yelda Atalay

Bilal Güneş’in “Paradigma Kavramı Işığında Bilimsel Devrimlerin Yapısı ve Bilim Savaşları: Cephelerdeki Fizikçilerden Thomas S. Kuhn ve Alan D. Sokal” adlı makalesinden derlenmiştir.

Yelda Atalay

Kaynak: http://dergipark.org.tr/tr/pub/tebd/issue/26133/275257#article_cite

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Editör

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı