Einstellung Etkisi: Bildikleriniz Size Bazen Zarar Verebilir!

Günlük yaşamımız, sonu gelmeyen bir dizi karar ve çözülmesi gereken sorunlardan oluşur. Sabah kahvenize şeker koyup koymama veya evden çıkarken yanınıza şemsiye alıp almama gibi kimi kararlar basittir. Bu kararların sonuçları kısmen zararsızdır. Ancak almanız gereken karar yeni bir daire kiralamak veya bir okul seçimi yapmak gibi şeyler olursa, bu kararlarımızın sonuçları önemli olacaktır.

Benzer bir şekilde, karşılaştığımız sorunlarında bazıları önemsizdir (örneğin, ambalajı zor açılan yiyecekler) ancak bazıları daha ciddidir. Geniş bir araştırma literatürü, kararlarımızın çoğunun uzun bir düşünme sürecine gerek kalmadan otomatik olarak verildiğini göstermiştir. Bu sezgisel yöntemler, problem çözme veya belirsizlik içeren karmaşık durumlara hızla uyum sağlamamıza izin veren otomatikleştirilmiş zihinsel kısa yollardır.

Ancak bu kısa yollar günlük kararlarımızı kolaylaştırırken, bazen yeni bir duruma adapte olmazlar. Bunun sonucunda da bilişsel önyargıların ortaya çıkmasına neden olabilirler. İşte bu bilişsel önyargılardan birisi de Einstellung etkisi olarak bilinir. Almanca olan bu kelime, Türkçe’de kimi zamanlarda meslek körlüğü biçiminde karşılık bulsa da, aslında bu etki daha kapsamlıdır.

Einstellung Etkisi bir problem çözme esnasında soruya takılıp kalan öğrencileri etkisi altına alır. Çözümü daha önceki bildikleri ile birleştirmeye çalıştıkları için, bu öğrenciler bir türlü yaratıcı bir çözüm bulamaz.

Einstellung Etkisi Nedir?

Einstellung etkisini 1942’de araştırmacı Abraham Luchins’in yaptığı çalışmalar sonucunda öğrendik. Ortaya koyduğu sonuç ilginç idi. Araştırmasının ardından, kişilerin halihazırda çözümünü bildikleri bir problemi çözerken bu bilginin yapmaya çalıştıkları işte alternatifler üretmelerini engelleyebileceğini bizlere gösterdi. Einstellung kelimesi Almanca kökenli bir sözcük ve “uyum” ve “tutum” anlamına gelen iki tanımı da içerisinde taşıyor. Bu durum, diğer alternatifleri engellerken, en iyi bilinen çözümlere uyum sağlayan durumları tanımlıyor.

Bu deney bazen su kabı deneyi adıyla anılmaktadır; çünkü, deneklerin belirli bir miktar suyu ölçmek için, değişik boylarda su kapları kullanmaları gerekmektedir. Yönerge şu şekildeydi. Her biri farklı, sabit miktarda su tutma kapasitesine sahip 3 su kavanozunuz var; Bu kavanozları kullanarak belirli bir miktar suyu nasıl ölçersiniz? Örneğin 3 kavanoz 127, 21 ve 3 birim su tutabiliyor olsun. Bu kavanozları kullanarak 100 birimlik suyu nasıl ölçersiniz?

Su Kabı Deneyi Nasıl Yapıldı?

Luchins deneklere aşağıda gösterilen alıştırma problemlerini verdi. Görüldüğü gibi, ilk beş problemde doğru cevap önce B kabını doldurup, sonra bundan A kabı ile bir kez, C kabı ile de iki kez su boşaltmak şeklindedir. Asıl sınama aslında altıncı problemdir. Bu problemde deneklerden yalnızca 23, 49 ve 3 litre su alan üç kabı kullanarak 20 litre suyu nasıl ölçeceklerini söylemeleri istenir.

Ancak denekler, alıştırma problemlerinden edindikleri kurulum sonucu, daha önceki yöntemi kullanarak bu problemi de çözmeye çalışmışlardır. Ancak sizin de fark ettiğiniz gibi aslında bu sadece çözümü uzatmak anlamına gelmektedir. Sonuçta bu soruyu, sadece A ve C kaplarını kullanarak çözmeniz mümkündür. Ancak üniversite öğrencisi deneklerin yüzde 74’ü, alıştırma problemleri üzerinde çalıştıktan sonra bu problemi de uzun yolla çözmüşlerdir. Deney sonuçları Einstellung etkisini onaylamıştı.

Einstellung Etkisi Neden Kaynaklanır?

Einstellung Etkisi, deneyimli insanların düşünme biçimlerini değiştirmelerinin veya yeni olasılıkları görmelerinin neden bu kadar zor olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Bu kişilerin daha önce kazandıkları bilgi, o bilgiden kaçmayı zorlaştırır. Diğer bir deyiş ile Önceden sahip olduğunuz bilgi, çoğu zaman daha yaratıcı ve özgün yaklaşımlar uygulama fırsatına sahip olmanızı engeller.

Beyin belli modeller yakaladığında, bu ağları güçlendirecektir. Beynin bu şekilde davranmasının arkasında güçlü evrimsel nedenler var. Bu genellikle gelecekte benzer zorluklarla karşılaşıldığında zaman, odaklanma ve enerji tasarrufu sağlar. Bu nedenle de beynimiz, yeni deneyimlere enerji harcamak yerine mevcut bilgiyi kullanma eğilimi gösterir. Buna bazen “bilginin laneti” de denir. Zeki ve başarılı bilim insanları bile bu fenomene karşı bağışık değildir .

Sonuç olarak, daha açık, esnek ve özgün bir yanal yaklaşım benimsemek zaman alır. Beyninizi yeniden eğitmelisiniz. Beyninizin otomatik pilotta çalışmak için mümkün olduğunca önceki deneyimleri kullanarak yaşam boyunca nasıl kestirme yol bulmaya çalıştığının farkında olmak özellikle önemlidir. Bu nedenle, önceden sahip olduğunuz fikirlerinize sıkı sıkıya tutunmayı bırakmanız gerekir. Yeniliklere daha yakın yaşamak için kendinizi eğitin ve böylece sürekli büyüme ve gelişme yoluyla öğrenin.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz