Matematik

John Dee: Bir Ortaçağ Matematikçisi İle İlk Müze Arasındaki İlişki Nedir?

Ashmolean Müzesi, halka açık ilk modern müzeydi. Müzenin ortaya çıkışında, “Kraliçe’nin Sihirbazı” olarak bilinen Elizabeth dönemi matematikçisi Dr. John Dee’nin etkisi vardı.

Ashmolean Müzesi 1683’te kapılarını açtığında, halka açık ilk modern müze oldu. Bu başarının arkasındaki en önemli isimlerden biri Elias Ashmole’du. 17. yüzyılda yaşamış İngiliz bir bilgin ve devlet görevlisi olan Ashmole, müzenin kurulmasına öncülük etti ve ilk koleksiyonlarını kazandırdı.

Ashmole, matematik ve doğa bilimlerine duyduğu ilgiyle tanınır. Ancak daha az bilinen bir yönü, simya ve astroloji gibi okült konularla da yakından ilgilenmesidir. Eğitim ve araştırma kurumları kurma fikri de, bilim kadar okült alanlara da ilgi duyan bir başka İngiliz bilgin olan Dr. John Dee’den önemli ölçüde etkilendi.

John Dee’ye benzer şekilde, Ashmole’un matematik ve bilime olan ilgisi, onu astroloji ve simya gibi okült konuları incelemeye yöneltti.

John Dee Kimdir?

Çağının en parlak isimlerinden biri olan John Dee (1527-1608), filozof, matematikçi, astronomi bilgini ve hakikat arayıcısı olarak anılabilirdi. Ancak tarih onu daha çok sihirbaz figürünün arketipi olarak hatırladı. Shakespeare’in Fırtına oyunundaki Prospero’dan Harry Potter serisindeki Dumbledore’a kadar birçok kurmaca karakterin ardında onun izleri vardır.

John Dee iyi bir eğitim aldı. Küçük yaşlardan itibaren matematikte yetenek gösterdi. St. John’s College’da okudu ve burada lisans ile yüksek lisans derecelerini tamamladı. Daha sonra Avrupa’ya gitti. Pedro Nuñez ve Gerardus Mercator gibi dönemin önemli bilginleriyle matematik, denizcilik ve haritacılık üzerine çalıştı.

Paris’te Öklid üzerine dersler verdi. Astronomi bilgini Tycho Brahe aracılığıyla Kopernik’in devrimci teorileriyle tanıştı. Haritacı Gerard Mercator’la birlikte çalışarak daha doğru haritalar hazırlamaya yarayan yeni araçlar geliştirdi. Aynı zamanda hayatı boyunca kitap topladı. Dört bini aşkın ciltlik koleksiyonuyla Avrupa’nın en büyük kişisel kütüphanelerinden birini kurdu.

John Dee

Dee astronomi ve tıp alanlarında da yetkinleşti. İngiltere’ye döndüğünde, Kraliçe I. Mary’nin sarayında saray mensuplarına matematik ve denizcilik dersleri verdi. I. Elizabeth tahta çıktığında ise kraliçenin başlıca bilim ve tıp danışmanı oldu.

John Dee, “Kraliçe’nin Sihirbazı” Olarak da Hatırlanır

16. yüzyılda doğanın işleyişini anlamaya çalışan kişiler “doğa filozofu” olarak anılırdı. John Dee de Pisagor gibi evrenin matematik diliyle açıklanabileceğini düşünüyordu.

Bu yüzden Dee ve birçok çağdaşı için bilimsel araştırma, matematik, felsefe ve dönemin anlayışıyla “sihir”, aynı hakikat arayışının farklı parçalarıydı. Onlara göre simya ve astroloji, geometri kadar ciddi çalışma alanlarıydı.

John Dee
Dee hayatının son otuz yılını, ruhani varlıklar ile iletişime geçerek, yaratılışın evrensel dili ve kıyamet bilgilerini edinmeye adamıştır.

Dee, Kraliçe I. Elizabeth’in danışmanı olmanın yanı sıra onun astrologuydu. Bu, o dönem için alışılmadık bir durum değildi. Ancak Dee’yi çağdaşlarından ayıran nokta, okült ilgisinin daha tartışmalı alanlara uzanmasıydı. Meleklerle ve ölülerin ruhlarıyla iletişim kurmaya çalıştı. Bu konular o dönemde sapkın sayılıyordu. Bu nedenle John Dee sık sık “Kraliçe’nin Sihirbazı” olarak anıldı.

Kilise tarafından eleştirilmesine rağmen Dee, okült çalışmalarını sürdürdü. Bir süre sonra ruhlarla iletişim kurabildiğini iddia eden Edward Kelley ile çalışmaya başladı. Dee’nin Kelley ile yaptığı seanslar, onu Enochian alfabesi olarak bilinen karmaşık bir yazı sistemi geliştirmeye yöneltti.

Görselde 1570 yılında Henry Billingsley tarafından bastırılan ve önsözünü John Dee’nin yazdığı bir kitap görüyorsunuz. Bu Yunan matematikçisi Öklid’in kitabının ilk İngilizce çevirisi. Bu muhteşem kitapta, ayrıntılı ve dışa katlanabilen çokyüzlüler (polihedra) ile kesişen düzlemlerin çizimleri de var.

Ancak Kelley ile kurduğu ilişki, Dee’nin adını skandallara ve suçlamalara karıştırdı. Bu durum akademik başarılarının önüne geçti ve itibarını zedeledi. Sonunda saraydaki konumunu kaybetti. John Dee 1608’de yoksulluk içinde öldü.

Mistik ünü ve akademik mirası nedeniyle John Dee, Avrupa seçkinlerinin ilgisini çekmeye devam etti. Ölümünden yaklaşık on yıl sonra evi, İngiliz antikacı Robert Cotton tarafından satın alındı. Cotton, evde kalan nesne ve el yazmalarını düzenli biçimde kayda geçirdi.

Bu eserlerin ve arşivlerin bir kısmı daha sonra İngiliz aristokratların özel koleksiyonlarına girdi. Bunlar arasında devlet görevlisi Horace Walpole ve ileride Ashmolean Müzesi’nin kuruluşunda önemli rol oynayacak olan Elias Ashmole da vardı.

John Dee’nin Ashmolean Müzesi İle İlgisi Nedir?

Elias Ashmole’un matematik, bilim ve doğa felsefesine ilgisi İngiliz İç Savaşı sırasında başladı. O dönemde Oxford’da görev yapıyor ve buradaki entelektüel çevreyle yakın temas kuruyordu. Ashmole’un ilgi alanları zamanla genişledi. Matematik ve doğa felsefesinin yanında tıp, İngiltere tarihi ve botanikle de ilgilendi.

Ashmolean Müzesi’nin Ön Girişi. Ashmole’a göre bu enstitünün amacı , insanların doğal dünya hakkındaki bilgilerini ilerletmek idi. Bu duygular, muhtemelen John Dee’nin arzusunu yansıtıyordu.

John Dee’de olduğu gibi, bu bilimsel merak onu astroloji ve simya gibi okült alanlara da yöneltti. O dönemde bu konular, akademik çevrelerde doğa bilimlerinden bütünüyle ayrı görülmüyordu.

Ashmole’un koleksiyonculuğu, onu doğa bilimleriyle birlikte mistik konular üzerine yazan bilginlere de yöneltti. Ashmole birçok bilginin el yazmalarını topladı. Ancak Dr. John Dee’ye ayrı bir ilgi gösterdi.

1652’de Ashmole, Theatrum Chemicum Britannicum adlı İngiliz simya metinleri derlemesini yayımladı. Eserde John Dee’nin yazılarına da yer verdi. Ayrıca Dee için kısa bir biyografi kaleme aldı ve onu matematikte “tam ve kusursuz bir usta” olarak nitelendirdi.

Kayıtlar, Ashmole’un John Dee’nin itibarını yeniden kazandıracak kapsamlı bir biyografi yazmayı planladığını gösteriyor. Ancak bu çalışmayı hiçbir zaman tamamlayamadı. Buna rağmen Dee’ye duyduğu hayranlık hiç değişmedi. Özel mektuplarında ve yayımladığı diğer eserlerinde John Dee’yi saygın bir bilgin olarak savunmayı sürdürdü.

John Dee, bilgiyi korumayı ve araştırmacılara açmayı savunan bir bilgindi. Bu yaklaşım, daha sonra Elias Ashmole’un müze fikriyle örtüşecekti.

17. yüzyıl Avrupa’sında kitaplar, el yazmaları ve doğa tarihi nesneleri çoğunlukla zenginlerin özel koleksiyonlarında bulunuyordu. Halkın bu bilgi kaynaklarına erişimi oldukça sınırlıydı.

John Tradescant ve oğlu, 1634’te “The Ark” adlı koleksiyonlarını halka açarak bu anlayışın dışına çıktı. Koleksiyonda doğa tarihi örnekleri, eski eserler ve sıra dışı nesneler yer alıyordu. Elias Ashmole, Tradescant koleksiyonunu miras alınca bunu daha kalıcı ve kurumsal bir yapıya dönüştürdü.

Ashmole, Tradescant koleksiyonunu kendi kitapları, el yazmaları ve nesneleriyle birleştirdi. Ardından Oxford’daki bağlantılarını kullanarak bu birikimi halka açık bir öğrenme kurumuna dönüştürdü.

Sonuç Olarak;

1683’te açılan Ashmolean Müzesi, bünyesinde bir kütüphane ve araştırma laboratuvarı da vardı. Bu yönüyle modern müze anlayışının erken örneklerinden biri oldu.

Müzenin amacı, akademik değeri olan nesneleri korumak ve onları araştırma için kullanılır hâle getirmekti. Ashmole’un bağışları arasında John Dee’nin el yazmaları ve nadir bir portresi de vardı. Böylece Dee’nin bilgiye erişim fikri, Ashmolean Müzesi içinde somut bir mirasa dönüştü.

Bugün Ashmolean Müzesi, Oxford Üniversitesi bünyesinde faaliyetini sürdürüyor. İnsanlık tarihi, sanat ve doğa dünyasına dair eserleri koruyup halka sunmaya devam ediyor.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • The maddeningly magical maths of John Dee; Yayınlanma tarihi: 24 Şubat 2016. Kaynak site: New Scientist. Bağlantı: The maddeningly magical maths of John Dee
  • Morris, Deianira. “John Dee: How Is a Sorcerer Related to the First Public Museum?” TheCollector.com, March 1, 2022, https://www.thecollector.com/john-dee-sorcerer-ashmolean-museum/

Matematiksel

a. caner sönmez

yaşamı anlamlandırma yürüyüşünde, "hiç" olmaya giden yoldayım. bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla birbirimizi doğru anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalim. ve çocukların hepsinin birlikte gülmesi, doyması, doğru yaşaması.. “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” Albert Einstein “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” Bertrand Russell "Meselemi hiç'e bıraktım." Max Stirner Devamını oku »

Bunlar da ilgini çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir