Ünlü Matematikçiler

Rönesans’ın Gizemli Matematikçi Büyücüsü: John Dee

Çağının en parlak zekâlı adamlarından biri olan John Dee (1527 – 1608) için kullanılması gereken sıfatlar filozof, matematikçi, astronomi bilgini ve hakikat arayıcısı olmalıydı. Ancak tarih ise onu sihirbazlığın arketipi, Shakespeare’in Fırtına oyunundaki Prospero’dan Harry Potter serisindeki Dumbledore’a kadar sayısız kurmaca karakterin modeli olarak hatırlıyor. Her ne kadar görünümü ve kişisel eşyaları bu tanımı desteklese de sırf bir sihirbaza benzemesi, John Dee’nin öyle olduğu anlamına gelmez.

16. yüzyılda doğanın kurallarını belirlemeye çalışanlara verilen ad doğa filozofu idi. Pisagor gibi, John Dee de evrenin matematik diliyle yazıldığı kanısındaydı. Dee ve birçok çağdaşı için, bilimsel araştırma, saf ve uygulamalı matematik, felsefe ve o zamanki anlayışla “sihir” aynı hakikat arayışının farklı yönleriydi. Modern fizikçiler gibi, Dee de “her şeyin teorisi” yani gözlemlenebilir olguları anlamlı kılan bir şeyin peşindeydi. Çağının insanlarına göre, simya ve astroloji en az geometri kadar bilimseldi. Bu konular günümüzde bilimsel kabul edilmese de günümüz kavrayışına onlarsız ulaşmamız mümkün değildi.

John Dee Kimdir?

Dee bir hurafe ve paranoya çağında yaşadı. Katolik Karşı-Reform hareketinin Avrupa’da doruğuna vardığı bir dönemde sadık bir Protestan’dı. Yeni kurulmuş İngiltere Kilisesi hâlâ çalkantı içindeydi. Her türlü yeni fikir kolayca büyücülük ya da dine küfür sayılarak hapis ya da ölüm cezasını getirebilirdi. Saray himayesi önemliydi ve genç Dee bundan yararlanabilecek bir konumdaydı. Bunun nedeni babasının bir kumaş tüccarı ve VIII. Henry’nin sarayında terzi olmasıydı.

İyi bir eğitim gördü. Başta matematik ve Yunanca olmak üzere derslerinde parlak bir başarı gösterdi. İlk kez üniversitedeyken oldukça saçma bir gerekçeyle büyücülük suçlamasına maruz kaldı. Bunun nedeni Aristophanes’in Barış komedyası isimli oyunu sahneye konulurken yaptığı çarpıcı gerçekçilikteki devasa bir mekanik böcekti. Böyle mekanizmalar o günlerde büyü ile eşleştirilmekteydi. Dee adını temize çıkarmayı başardı. Sonrasında da çalışmalarını yurtdışında sürdürmeye karar verdi.

1548’den 1551’e kadar süren dönemde Avrupa’nın önde gelen bilginlerinden biri olarak şöhrete ulaştı. Paris’te Öklid üzerine verdiği dersler verdi. Astronomi bilgini Tycho Brahe’den Kopernik’in devrimci teorilerini öğrendi. Haritacı Gerard Mercator’la birlikte çalışarak, doğru haritalar yapmaya yönelik bir dizi yeni araç geliştirdi. Ayrıca ömür boyu sürecek olan bir tutkuyla kitaplar toplamaya başladı. Edindiği dört bini aşkın ciltle Avrupa’daki en büyük kütüphaneyi oluşturdu.

Dee çeşitli Avrupa saraylarından misafir bilgin olarak çalışma teklifleri aldı. Ama hepsini geri çevirerek, genç yaşta tahta geçmiş olan Kral VI. Edward’ın danışmanı olmak üzere İngiltere’ye döndü. Sonuçta Dee çalışmalarını sürdürmesine olanak verecek maddi güvenceye ve olayların merkezinde yer almasını sağlayan bir konuma kavuştu. Ancak bu mutluluk iki yıl devam etti.

John Dee’nin Büyücülük İle Suçlanması

Katolik Kraliçe Mary’nin başa geçmesi sarayın iç çevresinde toplu bir tasfiyeye yol açtı. Bu esnada Dee kraliçenin kız kardeşi Prenses Elizabeth için yıldız fallarına bakmakla suçlandı. Uzun çabalar sonucunda büyücü değil bir bilgin olduğunu kanıtladı. Ancak babasının da mal varlığını kaybetmesi sonucunda bir astroloji uzmanı olarak Avrupa’nın yolunu tuttu. Mary’nin 1558’de ölmesinden sonra yerine geçen Kraliçe Elizabeth, onu geri çağırdı. Sonunda Dee kraliçenin, en güvendiği danışmanları arasına girdi.

John Dee
Dee hayatının son otuz yılını, ruhani varlıklar ile iletişime geçerek, yaratılışın evrensel dili ve kıyamet bilgilerini edinmeye adamıştır.

Sonraki on yılda sosyal hayata yönelik birçok pratik katkısı oldu. Deniz ulaşımı konusunda geometriyi
uygulamaya öncülük etti. Dönemin birçok büyük denizcisini harita çizme ve okuma konusunda eğitti. Britanya’nın
Yenidünya’ya yayılmasının düşünsel ve hukuksal zeminin hazırladı. “İngiliz İmparatorluğu” ibaresini ilk kez o kullandı. Sonraki yıllarını saraylarda astroloji, simya deneyleri ve ruhlar aracılığıyla geleceği görme mesaisiyle geçirdi.

Dee’nin çalışmaları Londra’da Royal College of Physicians bünyesinde sergilenen kitaplarının içeriğinde keşfedildi. Bu kitaplar onun Londra’daki evinde bulunan efsanevi kitaplığından çalınan ve yalnızca geriye birkaç tanesi kalabilen bir seçki. Bu sergideki ciltler arasında 1570 yılında Londra belediye başkanı Henry Billingsley tarafından bastırılan ve önsözünü John Dee’nin yazdığı bir kitap var: Eski Yunan matematikçisi Öklid’in kitabının ilk İngilizce çevirisi. Bu muhteşem kitapta, ayrıntılı ve dışa katlanabilen çokyüzlüler (polihedra) ile kesişen düzlemlerin çizimleri bulunuyor. John Dee’nin önsözü yazması için seçilmesi, onun matematikteki uzmanlığının sahip olduğu saygınlığa gibi düşünülebilir. Öklid’in Elementleri isimi kitabının 1570’den kalma görkemli bir baskısı

John Dee’nin Son Dönemi

Elizabeth 1603’te ölünce yerine, her biçimiyle büyücülükten nefret etmesiyle tanınan I. James geçti. Ertesi yıl Dee ona bir mektup yazarak bağlılığını bildirdi ve onu hakkında “bildirilen ve anlatılan çok sayıdaki tuhaf anlamsız hikâyelerden hiçbirinin doğru olmadığına inandırmaya çalıştı. Kral cevap verme zahmetine bile girmedi. John Dee 82 yaşında ölünceye kadar yoksulluk içinde yaşadı.

john Dee
1648 yılında, daha sonra Royal Society’yi oluşturacak düşünürleri Oxford’da bir araya toplayan John Wilkins, Matematiksel Büyü (Mathematical Magick) adında bir kitap yayınladı. Kitap, kaldıraçlar, çarklar, makaralar, vidalar, saatler, rüzgâr türbinleri, hatta denizaltılar gibi çeşitli mekanizmaları anlatıyordu. John Dee’nin çalışmalarından esinlenen bu kitap Isaac Newton’un en sevdiği kitaplarındandı.

John Dee, doğanın çalışma şeklindeki mistik “saklı bilgileri” açığa çıkartıp mekanik icatlar yapan bir sınıfın öncüllerindendi. Eğer bütün bunların karışımını Isaac Newton’da da buluyorsanız, doğru düşünüyorsunuz. İşte bu yüzden John Dee, bilim tarihinde dikkate değer bir şahsiyettir. Eğer Rönesans döneminin büyüsünün çağdaş bilime dönüştüğü noktalarda katkısı bulunanların gerçek değerlerini bilmezsek, o muhteşem dönemin esasında neyle ilgili olduğunu asla anlayamayız.

Kaynaklar:

Matematiksel

a. caner sönmez

yaşamı anlamlandırma yürüyüşünde, "hiç" olmaya giden yoldayım. bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla birbirimizi doğru anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalim. ve çocukların hepsinin birlikte gülmesi, doyması, doğru yaşaması.. “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” Albert Einstein “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” Bertrand Russell "Meselemi hiç'e bıraktım." Max Stirner

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu