Felsefe

Laplace Şeytanı ve Özgür İradenin Varlığı

Kararlarımızı kendi irademiz ile verdiğimizden emin miyiz? İnsanın tüm karmaşası içinde bir düzen mi yatıyor? Yoksa bizler düzendeki karmaşa mıyız? Laplace Şeytanı kavramını duymuş muydunuz? Pierre-Simon Laplace bu konuya oldukça önem kazanmış teorisi ile yorumunu katmıştır. Ancak bu noktadan önce, teoriyi daha net anlayabilmek adına ‘determinizm’den bahsetmeliyiz.

Determinizm Nedir?

Determinizm (belirlenimcilik), her olayın bir takım nedenlerin zorunlu sonucu olduğunu kabul eden felsefi bir görüştür. Buna göre; evrende gerçekleşen her şey önceden belirlenmiş olmakla birlikte, öyle olmalarını zorunlu kılan bazı yasalarla oluşmaktadır. Nedenselliğe dayanan bu mekanizma, evrenin düzeni olarak kabul edilir. Bu düzende özgür iradeye yer yoktur. Çünkü insan zihni de dahil olmak üzere evrendeki her şey tıpkı kusursuz bir makine gibi işlemektedir. Bir başka deyişle; insanın davranışları, eylemleri, duygu ve düşünceleri nedensellik ilkesi gereğince önceden belirlenmiştir. Bu durumda bir irade özgürlüğünden bahsetmek imkansız hale gelir..

Devamında yüzyıllar boyunca filozoflar ve teologlar, uygarlığın özgür iradeye yaygın bir inançla bağlı olduğunu ve bu inancı kaybetmenin felaket olabileceğini neredeyse oybirliğiyle kabul ettiler. Örneğin etik kurallarımız, doğru ve yanlış arasında özgürce seçim yapabileceğimizi varsayar. Bu, “ahlaki özgürlük” olarak bilinir. Bu iyiyi ayırt etme ve takip etme kapasitesidir. Aslında giderek artan kanıtlar, özgür iradeye olan inancın davranışlarımız için çok önemli olduğunu da gösteriyor.

laplace
Pierre-Simon Laplace (1749-1827 Fransa)

Özgür İrade ve Laplace Şeytanı

Fransız filozof Rene Descartes, beden-zihin ayrımını temel alan Kartezyen Düşünce’yi ileri sürdüğünde modem bilimlerin temelini oluşturacak dualistik bir yapı sunmuştu. Özgür irade ve ahlaki seçimlerimizin nasıl çalıştığı konusu çok uzunca bir süre sadece felsefi yaklaşımlarla irdelendi. 19 Yüzyıl’da Newton mekaniği ve Kartezyen Düşünceyi birleştiren determinist yapı, Fransız matematikçi Pierre-Simon Laplace tarafından tekrar yorumlandı. Olasılık teorisini ve çan eğrisini ilk kez kullanan bilim insanının teoremine göre olaylar ve mevcut durum ‘iç içe’ geçmiş bağlı nedenler ve sonuçlardır. Şöyle söylenebilir: Bulunduğumuz an ya da evrenin mevcut hali geçmişin bir sonucu aynı zamanda geleceğin nedenidir. Simon de Laplace evrendeki her atomu, geçmişi ve geleceği bilen bir varlığın mevcudiyetini ele alan düşünsel bir deney oluşturmuştu. Laplace, ’Olasılıklar Üzerine Denemeler’ kitabında bu teorisinin temelini atmıştı. Bilim dünyası burada sözü edilen, bizim şans olarak tanımladığımız rastlantısal olayları açıklamaya yarayan sanal varlığa, Laplace’in Şeytanı adını verdi. Laplace bunu şöyle açıklar:

“Evrenin şimdiki halini geçmişin sonucu ve geleceğin nedeni olarak ele alabiliriz. Bir an için evrenin tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek, ve bunun bu verileri inceleyebileceğini de düşünürsek, aynı anda evrendeki en büyük varlıklardan en küçük atomlara kadar her şeyi hesaba katarak bir hesap yaparsa, hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de, aynı geçmiş gibi, onun gözlerinin önündedir.”

Evrendeki tüm bilgiye ulaşabilen bir canlı her şeyi bilerek hareket edeceği için özgür iradesini kullanamaz. Çünkü özgür iradeden bahsedilebilmesi için ortada bazı bilinmeyenlerin olması, iç güdülerle ve mantıkla bir seçimin yapılıyor olması gerek.

Laplace'ın  Şeytanı, yazı tura

Laplace için gelecek pratikte bilinemez ana teoride bilmek mümkündür. Örneğin elimizde bir bozuk para olup bunu attığımız zaman yazı mı yoksa tura mı geleceğini bilemiyoruz. Ancak Laplace’in düşüncesine göre aslında parayı havaya attığımız anda ne geleceği bellidir ve aslında bu hesaplanabilir. Ancak elbette hesaplayamıyoruz çünkü hesaba katılması gereken çok fazla unsur var: parayı tutuş şekli, rüzgar, yükseklik, zeminin durumu hatta belki de o an geçen bir arabanın yarattığı fiziksel etki. Bunları bir araya getirip bir denklem kuramıyoruz. Bu nedenle sonucun rastlantısal olduğunu sanıyoruz. Oysa ki olaylar rassal görünseler bile aslında ‘fiziksel’ durumlarla koşullulardır.

Sonuç olarak Laplace koşullarına, Heisenberg ‘Belirsizlik İlkesi’ ile cevap verdiğini ve doğada hiçbir şeyin konumunun tam olarak bilinemeyeceğini söylediğini hatırlatıp, özgür iradenin varlığının matematikçiler için oldukça tartışmalı bir konu olduğunu söyleyebiliriz. Hem felsefi hem bilimsel yönden oldukça zıt görüşlerle, kümülatif olarak ilerleyen bu tartışmanın aldığımız kararların ‘özgürlüğü’ konusunda bizi daha fazla sorgulatması olası görülüyor.

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.