Felsefe

Benjamin Libet Deneyi Özgür İrade Konusunda Bize Ne Kanıtladı?

Şimdi sizlerle bir deney yapalım. Avuç içinizi size en yakın yüzeye koyun. Sonrasında da birkaç saniye sonra elinizi kaldırın. Yapabildiniz mi? Fiziksel bir sorununuz mevcut değilse bunu yaptığınızı düşünüyoruz. Peki bunu nasıl başardınız? Sizi harekete geçiren şey ne oldu? Diğer bir deyişle beyinden ele giden ve sinir sisteminden geçen biyolojik zinciri tam olarak ne harekete geçirdi? Aklınızın veya bilincinizin hangi kısmı ilk adımı attı? Ve bunu nasıl yaptı?

Aslında bu sorular binlerce yıldır filozofları düşündürüyor. Ancak Amerikalı bilim insanı Benjamin Libet 1980’lerde konuyla ilgili deneyler yaptığında, bazı şok edici sonuçlar ortaya çıktı. Libet, San Francisco’daki California Üniversitesi’nin fizyoloji bölümünde araştırmacıydı. Kendisi insan bilinci alanında öncü olan Amerikalı bir sinirbilimciydi. 

Libet’in deneylerini anlamak için, el kaldırmaya karar vermek gibi eylemlerden sorumlu olan beynin belirli bir bölümünün olduğunu bilmeniz gerekir. Bu alan, Parkinson veya Tourette sendromu gibi hastalıkların neden olduğu titremelerden muzdarip kişilerde aktif değildir. Beynimizin beden hareketlerini kontrol eden birincil motor alan bölgesinin önünde bulunan premotor alan, işlevleri tam açık olmamakla birlikte, hareketlerimizin planlanması, kontrolü, diğer insanların ve canlıların hareketlerindeki amaçların algılanması gibi karmaşık işlevleri yürütür.

Benjamin Libet Deneyi Özgür İrade İle İlgili Bize Ne Gösterdi?

Libet deneyi aslında yazının başında sizinle birlikte yaptığımız deneye benziyordu. 1983’de yapılan bu deneyde, deneklerden basitçe, parmağını kendi istediği anda oynatması istenmişti. Elbette bizim deneyimizden farklı olarak, araştırmaya katılan denekler aynı zamanda beyin ve sinirlerin aktivitesini ölçen özel cihazlara bağlı idiler.

Deneyde katılımcıların parmaklarına EMG cihazı takılmıştır. Bu cihaz katılımcının parmağının hareketlerini ölçmek için kullanılmıştır. Deneyin parçası olan diğer bir cihaz ise saat benzeri bir kadrandır. Bu kadran üzerinde hızlı bir şekilde hareket eden bir siyah nokta bulunmaktadır. Bu siyah nokta bir tam devrini 2560 milisaniyede tamamlamaktadır. Katılımcılardan istenen, siyah noktayı önlerindeki düğmeye basarak sabitlemeleridir. Ayrıca düğmeye basmaya karar verdikleri anda siyah noktanın nerede olduğunu beyan etmeleri de istenmiştir. Bu beyan aslında katılımcıların bir harekete karar verme anı olarak alınmaktadır. 

Tüm deneklere, parmaklarını hareket ettirmeye “karar verdikleri” anı tam olarak not etmeleri söylendi. Normal koşullarda bu eylemin beyin ile koordineli çalışması gerekir. Ancak durum hiç de öyle değildi. Libet, ilgili beyin bölgesinin, denekler kararlarının farkında olmadan 350 milisaniye önce aktive edildiğini fark etti. Bu, beynimizin biz farkına varmadan saniyenin üçte biri kadar önceden parmağımızı hareket ettirmeye “karar verdiği” anlamına geliyor. Benjamin Libet, bu deneyi ile felsefi bir zeminde tartışılan özgür irade problemini farklı bir zeminde daha tartışmayı mümkün kılacaktı.

Libet Deneyi Sonucundan Ne Anlamalıyız?

Özgürce bir seçim yapmaktan bahsettiğimizde, kararın beyindeki aktiviteden önce geldiğini düşünürüz. Yani kararı verenin biz olduğumuzu ve beynimizin bu kararımıza göre hareket ettiğini kabul ederiz. Ancak Libet deneyi bu düşüncemizde hatalı olduğumuzu ortaya koydu. Böyle bir sonuç ilk bakışta bizi özgür iradenin reddine götürür. Bunun sebebi ise, bilinçli verildiğini sandığımız bir kararın daha önceden belirlenmiş olduğunu fark etmemizdir.

Öte yandan, Libet’in amacı aslında bu değildir. Bilindiği üzere özgür irade konusu felsefede binlerce yıldır tartışılan bir konudur. Libet bu deney ile konuya farklı bir bakış açısı kazandırmayı planlamıştır. Ona göre, her ne kadar özgür iradenin bilinçli bir eylem başlatamadığı sonucuna ulaşsak da, ortaya çıkan beyinsel aktivasyonu kontrol etmek bilinçli bir süreçtir. 

Ayrıca bu deney bir çok açıdan sorunlu bulunmuştur. Örneğin deneyde, katılımcıların hareket etmeye niyetlendikleri andan bunu kayıt altına almaları gerekiyordu. Ancak elbette harekete geçme dürtüsü ile kayıt arasında bir gecikme olması mümkündür. Buna ek olarak, insanların hareket etme kararlarının anını doğru bir şekilde kaydedip kaydedemedikleri de tartışmalıdır. Deneyi kendiniz de denemiştiniz. Bu nedenle, bu anı kaydetmenin aslında kolay bir şey olmadığını anlayacaksınız.

John Dylan Haynes Deneyi

Benjamin Libet’in çalışması hem bilim dünyasında hem de felsefe dünyasında büyük bir yankı uyandırmıştır. Çalışmaya her ne kadar sert eleştiriler gelse de fikirleri bazı kişiler tarafından benimsendi ve tekrar edildi. Tekrar edilen bu çalışmaların en meşhur olanlarından biri John Dylan Haynes ve arkadaşları tarafından 2008 yılında yapılmıştır. Daha sonra Haynes ve arkadaşları bu deneyi biraz daha farklılaştırarak 2011 yılında tekrar etmişlerdir. Bu deney Libet deneyinin daha modern cihazlar ile güncellemesi biçiminde düşünülebilir.

Libet’in deneyinde eleştirilen noktalardan biri EEG cihazının sınırlı bir alanda aktivasyon ölçümü yapabilme kapasitesiydi. Haynes bu eleştiriden fMRI kullanarak sıyrılmaya çalışmıştır. Ancak yine de tam olarak bu tür bir eleştiriden kaçamamıştır. 

Deneyde, katılımcılar bir ekranın önüne oturtulmuştur. Aynı zamanda katılımcıların önüne iki tane buton konulmuştur. İstenen ise istedikleri herhangi bir anda herhangi bir butona basmalarıdır. Bu esnada önünde oturdukları ekrandan bazı harfler 500 ms aralıklarla onlara gösterilmiştir. Katılımcılardan hangi butona basacaklarını karar verdikleri an ekranda bulunan harfi akıllarında tutmaları da istenmiştir. Süreç esnasında da katılımcıların beyin aktiviteleri fMRI cihazı ile gözlemlenmiştir. Deney sonucunda bilinçli bir şekilde karar verilmesinden 7 saniye önce belli beyin bölgelerinde aktivasyon gerçekleşmiştir. Bu da bize beynin belli motor alanlarında bilinçli bir karar verebilmek için hazırlıklar olması gerektiğini göstermiştir.

Sonuç Olarak;

Bilimsel yöntemlerle yapılan bu deneylerin sonuçlarının özgür iradenin mahiyeti hakkında tam olarak neler söylediği bir tartışma konusudur. Ayrıca birkaç deneyin 2.500 yıldır tartışılan özgür irade problemine bir çözüm getirmesi elbette mümkün değildir. Ancak araştırmacılar en azından, özgür iradenin yapısı hakkında yeniden düşünmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.

Tüm bunların sonucunda bir dahaki sefere bir kurabiyeye uzandığınızda veya bir yabancıya gülümsemeye karar verdiğinizde, beyninizin zaten sizin için önceden bu kararı verdiğini unutmayın. Belki de her şeyin kontrolünüz altında olduğunu düşünmek hoşuna gidiyor. Oysa gerçekte biz sinemada kendi bedenlerini hareket halinde izleyen seyirciler gibi de olabiliriz.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu