Müzik ve Ruh: Neden Hep ‘Aynı’ Müzik ve Şarkıları Dinleriz?

Başlıktaki sorumuzun bilimsel cevabına gelmeden, neden müzikten kopamadığımızı düşünelim. Bu bağ ne ile alakalı?

***

Evrenin ilk gününden bugünlere dek geçen upuzun zaman aralığında, insanın arayışları hiç bitmedi..

Her şey merak ile başladı.

Nice alan ortaya çıktı dünya bizi gizemleriyle peşinden koştururken.. Keşifler yaptık bu gizemi kavrayabilmeyi sağlayacağına inanarak..

Böylelikle zamanında akla hayale gelmeyen senaryoların bugün bizzat oyuncusu olduk..

Gelecek üzerine hala şaşırtıcı senaryolar yazılıyor, yani arayış hala devam ediyor..

Bunca zorluk aşılmışken evren aşkına, evrenin biz küçük oyuncuları -basit göründüğü halde- bize en yakın alanın gizemlerini hala çözemedik:

İnsan ruhu..

Ruhun gizemi -beynin gizeminden belki- tam olarak çözülemedi sanki.

Beynin gizemi, insan psikolojisini de karmaşık ve gizemli kıldı.

Psikolojimiz, davranış ve yaptırımlara dönüştü. İnsanlığı, tarihi ve doğayı, iyi veya kötü şekillendirmiş olduk.

Bu sürecin devam edeceğini, anlar ve gelecek üzerinde daha çokça etkimiz olacağını varsayınca, başta insan psikolojisini, beynini, ruhunu kavramanın son derece önem arz ettiğini fark etmek mümkün oluyor.

İnsanı ve insanlığı etkileyen sayısız faktörün, önemli bir ayağından bahsedelim o halde: Müzik..

Müzik, Ruh ve Ticari Amaçlar Üzerine Kısa Bir İnceleme

Ruhun sanatsal dışavurumunun en güzel şekillerinden biridir müzik..

Zekayı geliştirdiği kanıtlanan müzik (klasik müzik üzerine yapılmış deneylerle ilgili yazımızda bahsettiğimiz üzere), aynı zamanda hastalıkları iyileştirme gücüne de sahip. (bu konu daha sonraki yazılarımızda incelenecek)

‘Ruhun gıdası’ tanımlamasını hak ediyor değil mi?

Siz kendi müzik dinlediğiniz zamanları anımsayın.

Neden müzik dinliyorsunuz? Müzik dinlerken ne düşünüyorsunuz?

Sözlere mi kapılıyorsunuz? Müziğe mi? Anılara mı? Geleceğe mi? Hepsine mi?

Dinlediğiniz müzikte, bir yerlerde size ait bir şey varki ona erişmeye ihtiyaç duyuyorsunuz.

Bireysel cevaplarınız sizde saklı.

Ülkemize gelince..

Türkiye’de arabesk müzik çok dinleniyor. Biraz dertsever yanımızla alakalı herhalde. Ancak müziğin davranış ve karakter ile ciddi bir ilişkisi olduğunu hatırlamamız gerekiyor ki ruhumuz ve psikolojimizin aldığı eğilimin sorumluluğunu taşıyabilelim. Sevdiğiniz müzik elbette sizin kararınız.

Ruh haliniz de kararınızın sonucu olacak.

Ama her alanda olduğu gibi arabesk müzik alanında da işin ‘müzik’ değil ticari tarafıyla ilgili olanları fark etmek önemlidir (ya da kurnazlık diyelim).

Şarkılarında ‘fakirliğe’ sıkça vurgu yapıp isyan eden ve dert ortağınız gözükmek suretiyle kendini sevdirmeyi başarıp lüks otomobil koleksiyonu yapan kişiler gibi.

Birçok alanda durum böyle. İşin içinde kazanç, ticari beklenti olunca, bilimde de sanatta da amaç evriliveriyor.

Bazı bestseller kitaplardaki edebiyat kirliliği, ya da kuantum gibi çok zorlu, karmaşık ve derin bir fizik bilgisi gerektiren bilimsel bir alanda, magazinel üç- beş ezber cümle ile ceplerini dolduran medyatik kişilerin yaptığı gibi.

Müzik de kar maksimizasyonu hedefinden payını alıyor böyle durumlarda.

Ama ne amaçla olursa olsun çoğu insan müzikten kopamıyor ve her gün en az bir doz alma ihtiyacı duyabiliyor.

Ruh halimize göre şarkılar, müzikler seçip dinleme eğilimimizi fark ediyorsunuzdur.

Bu noktada başlıkta sorduğum soru sizin de aklınızı kurcalamıştır.

Neden favori parçalarımızı üst üste, bıkmadan başa sarıp dinliyoruz?

Sonsuza Dek Başa Sarma İsteği

 Tekrar tekrar dinlemek arzusunu tetikleyen akılda kalıcı bir melodi değil; bir kez, iki kere, beş kat fazla tatmin eden bir şarkıya sahip olduğunuz duygusal bağlantı.

Michigan Üniversitesi’ndeki araştırmacılara göre sevdiğiniz şarkı veya müzik sizi içine çekecek güce sahiptir ve bazen duygusal adrenalin ya da sakinleştirici ses dalgaları bizi daha fazla istemeye bırakmaktadır, bu yüzden ve “yeniden oynatmaya” ihtiyaç duyduk. 

2013’te kadın ve erkeklerden oluşan 204 katılımcı ile yapılan çalışma, katılımcıların yarısından çoğu favori parçalarını üst üste en az dört kez tekrar dinleyebildiğini belirtmiş.

Bu denli bağlı olunan şarkıların çoğunlukla bir anıya atıfta bulunduğu da fark ediliyor.

Müzikal geçmişlerimize, anılarımıza ve kişiliğimize bağlı olarak bir dereceye kadar obsesif dinleyici olabiliyormuşuz.

Çünkü, bir süre sonra  bir şarkının takıntılı bir şekilde çalınması, müziğin sizin bir parçanız haline gelmesinin temelinde yer alır.

Sonuçta müziğe daha fazla bağlı hissetmemizi sağlıyor.

Profesör Elizabeth Margulis’e göre de, her yıl yüz binlerce şarkı çıksa da, aynı olanları tekrar tekrar dinlemeyi seçmemizi müzikle paylaşılan öznellik duygusuna yoruyor ve insanların müzikle ilgili en yoğun deneyimlerini tanımlarken, müziğin kendileri ile sınırlarını çözdüğüne dair bir hisden bahsettiğini söylüyor.

Sevmediğiniz Halde Dilinize Dolanan Şarkılar

Pozlama etkisi olarak bilinen bir yönteme başvurulabiliyormuş bazı şarkıları aklımıza kazımak için.

Tekrar tekrar duyur ve sevdir prensibi, dinlemediğiniz tarzda müzikleri de dilimize dolayabiliyormuş.

Müzik endüstrisinde, bazı şarkıları sevdirmek için kullanılan bir tür beyin yıkama tekniği sayılıyor.

Uzun dönemli hafızamızla da ilgili bir olgu olduğu düşünülen bir durum olarak görülüyor.

Dile dolanan şarkılar gün içindeki planlarımızı, yapılacak işler listesini veya başıboş düşünceleri tekrarlamak yerine iç kulağımızdan gelen bir şarkının birkaç notasına veya sözlerine takılır olurmuş ve bizim isteklerimizi yerine getirecek yerde bize karşı dönmüş, istemediğimiz halde bir şarkıyı sürekli tekrarlar olurmuş.

***

İnsanlık, akıl ve ruhuyla hala tüm karmaşasını korurken, bu karmaşadaki düğümleri çözmeye çabalayan bilim insanları, bizleri derinden etkileme gücüne sahip değerleri anlamaya çalışıyor.

Müzik ve insan psikolojisi arasındaki ilişki de, bu noktada daha çook araştırma konusu olmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Ceren Demir

Kaynaklar

https://www.elitedaily.com/p/is-it-normal-to-listen-to-the-same-song-over-over-science-says-go-ahead-press-repeat-8509467

https://mic.com/articles/99744/the-science-behind-why-you-listen-to-your-favorite-songs-obsessively#.vbkvk5vHL

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalışıyorum . Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Hayvanlar da Sayabilir mi?

Karmaşık matematik problemleri çözebilmek, insanları hayvanlar âlemindeki diğer canlılardan ayıran özelliklerinden biridir. Buna rağmen bazı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');