Psikoloji

İçgüdülerimizi Etkileyen Uyaranlar ve Konrad Lorenz’in Damgalama Teorisi

Hemen hemen her psikoloji ders kitabında göreceğiniz en ünlü fotoğraflardan birisi, kapak görselinde de gördüğünüz, bir sıra ördekle dışarıda yürüyüşe çıkan bir adama ait resimdir. Ördekler annelerini takip ettikleri gibi onu da takip ederler. Fotoğraftaki adam etolojinin (hayvan davranışı) kurucu babalarından biri olan Nobel Ödüllü Konrad Lorenz’dir. Bu fotoğraf da birçok hayvanda görülebilen bir öğrenme mekanizması olan damgalama (imprinting) fikrinin bir sonucudur. Bu bize bağlanmanın doğuştan geldiğini ve genetik olarak programlandığını gösterir. Ancak süreç biraz ilginçtir.

Konrad Lorenz’in Damgalama Teorisi Nedir?

1903’te doğup 1989’da ölen Konrad Lorenz, yetişkin yaşamının çoğunu bataklıklarda ve sulak alanlarda kazların ve kargaların davranışlarını incelerek geçiren Avusturyalı bir kuş bilimci ve zoologdu. Onu özellikle ilgilendiren, bu kuşların doğumlarından sonraki birkaç dakika içinde annelerine nasıl bir bağlılık geliştirdikleri idi. Bu bağlılığın neticesinde annelerini takip ediyorlar, ayrıca barınma ve beslenme konularında onun rehberliğine uygun davranıyorlardı.

Ancak Lorenz’in araştırmasında keşfettiği şey, yüzyıllardır süren düşüncenin aksine, kuşların gerçek annelerine zorunlu olarak bir bağlılık geliştirmediğiydi. Aslında yumurtadan çıktıktan sonraki saatler içinde ilk gördükleri hareketli nesneye bağlanma geliştirmeleri mümkündü. Gözlemleri, ‘damgalama teorisi’ olarak bilinen şeyi geliştirmesine neden oldu. Lorenz, çalışmasında yeni doğan ördeklerin, bisiklet, lastik, bahçe hortumu veya manken giyen bir bilim insanına son derece güçlü bir bağlılık geliştirebileceğini gösterdi. 

Lorenz kazlar yumurtadan çıktığında, bir anne ördeğin vaklama sesini taklit etti, bunun üzerine genç kuşlar onu anneleri olarak gördüler ve her zaman onu takip ettiler. kaz yavruları, Konrad Lorenz’in kendisine (daha spesifik olmak gerekirse, yürüyüş botlarına) damgalanmıştır ve bu nedenle Lorenz, fotoğraflarda genellikle onu takip eden bir kaz sürüsü tarafından takip edilirken tasvir edilir.

Onun keşfi hemen hemen her canlının hayata gözünü açtığı zamanın kritik bir evre olduğunu kanıtlar. Bu evrede yavrular karşılaştıkları şey ne olursa olsun büyük hareketli bir nesneyi takip edeceklerdir. Normalde bu büyük nesne elbette anneleridir ve bunun olması iyi bir şeydir, çünkü hayatlarının ilk birkaç haftasında onları koruyacak ve onlara rehberlik edecektir.

Tamam, çok tatlı ama bunun benimle ne ilgisi var diyebilirsiniz? Aslında çok fazla ilgisi var. Büyük veya olağandışı nesnelere odaklanma eğilimi, gıda pazarlamacıları tarafından ürünleri satın almanız için kullanılmaktadır. Aslında sizden belli bir parayı toplamaya çalışan insanlar da bu zaafımızdan faydalanmaktadır. Nasıl olduğunu öğrenelim.

İçgüdülerimizi Ele Geçiren Abartılı Uyaranlar

Daha yakın zamanlarda, psikolog Deirdre Barrett, Supernormal Stimuli ( olağanüstü uyaranlar) adlı kitabında, bir şekilde olağandışı olan yani normal nesneden daha büyük veya daha renkli olan nesnelere karşı direnmenin zor olduğunu, bir biçimde bu nesnelere karşı içgüdüsel bir çekim duygusu yaşadığımızı ortaya koydu. Bu kocaman gözlü bir bebeğe veya iri gözlü bir hayvana karşı koymanın neden zor olduğunu açıklıyor. Elbette aynı şey aşırı büyük bir kurabiye ya da krema, fındık ve çikolata ile kaplanmış büyük bir çörek de olabilir.

Olağanüstü uyaranlar, doğal içgüdülerimizi ve davranışlarımızı ele geçiren abartılı uyaranlardır. Sağlığımızdan, beslenmemizden, ilişkilerimize kadar bizi bir biçimde etki altına alırlar.

Olağanüstü uyaranlarla ilgili teori doğruysa, iri gözlü bir kedi resmiyle daha fazla insanı etkilemeniz mümkündür. Bu sayede de bu ilgiyi çok daha kolay bir biçimde paraya dönüştürebilirsiniz. Bu arada hatırlatalım. Benzer bir biçimde, olağanüstü uyaranlara karşı zaafımız olduğu gerçeği, pazarlamacılar tarafından da her türlü ürünü satın almanızı sağlamak için kullanılacaktır. Aslında Deirdre Barrett, mevcut obezite salgınımızın nedenlerinden birinin bu olduğuna inanmaktadır. Sonuçta bir fırında gerçekten büyük bir kurabiye gördüğünüzde, bu olağanüstü bir uyarıcıdır ve bunun etkisine kapılmamak gerçekten zordur.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu