Psikoloji

Bebeklikte Güvenli Bağlanma Nasıl Gerçekleşir? Bowlby Bağlanma Kuramı

Neredeyse tüm bebekler kendilerine bakan kişi ile, genellikle de anne ile kalıcı bir duygusal bağ kurma yönünde biyolojik temelli bir dürtü taşırlar. En yakın hissettiğimiz kişilerle paylaştığımız bu duygusal bağa “bağlanma” denir. Bağlanma bağının evrimsel bir nedeni olabilir. Psikiyatrist John Bowlby’nin (1973) belirttiği gibi bu bağ bebeklerin ve çocukların onları besleyen ve koruyan kişilerden çok uzaklaşmamasını, dolayısıyla güvende olmasını sağlar. Bağlanmanın kökenini anlamak için Avusturyalı bir zoolog ve onun kuşlarının hikayesiyle başlamalıyız.

1930’larda, anlatmak üzere olduğumuz çalışmayla Nobel Ödülü kazanan Konrad Lorenz, kazların davranışlarını gözlemliyordu. Tamamen tesadüfen, kaz yavrularının yumurtadan çıktıktan sonra gördükleri ilk büyük hareket eden nesneyi (genellikle anne kaz) takip ettiklerini keşfetti. Lorentz bu bağlanmanın belirli bir zaman aralığında gerçekleştiğini anladı. Lorenz, bu kritik sürenin yaklaşık 36 saat olduğunu bildirdi. Bu süre içinde anne kaz olmasa bile kaz yavruları karşılarına ilk çıkan ilk şeye hatta Lorenz’in kendisine bile bağlanabiliyordu. Bu süre geçtikten sonra da gereken bağın kurulması mümkün olmuyordu.

Lorenz’in kazlarla yaptığı çalışmalarda kazlar yumurtadan çıktıktan sonra önlerinde Lorenz olduğu için yaşam boyu Lorenz’i takip etmişlerdir.

Biz insanlar, annelerimize kazların yaptığı gibi baskı yapmayız. Gördüğümüz ilk hareketli şeye otomatik olarak bağlanmayız. Yine de, yeni doğmuş bebekler ve çoğu memeli hayvan yavrusu doğumdan kısa bir süre sonra kendilerine eğilimli olanlarla güçlü bağlar kurma eğilimi sergilerler. Psikologlar, gelişim sürecini tanımlarken bu dönem için “hassas dönem” terimini kullanırlar. Burada akla bir soru geliyor.

İnsanların sağlıklı İlişkiler geliştirebilmesi için hassas dönemleri var mıdır?

Bu sorunun cevabı tartışmalı olsa da bağlanılan kişiden erken ve uzun süreli ayrılma, sosyal bağ da dahil olmak üzere psikolojik uyum üzerinde zararlı etkiler yaratabilir. Bu olasılığa dair en iyi kanıtlardan bazıları, Romanya’daki yetimhanelerden evlat edinilen bebeklerle uzunlamasına bir çalışmadan geliyor. 1970’lerde ve 1980’lerde Romanya’da her türlü doğum kontrolü yasaklanmıştı. Doğum oranları bu nedenle çok artmıştı. Sonucunda da çocuklarının bakım masraflarını karşılaya­mayacak kadar yoksul olan birçok aile, onları devletçe yönetilen yetimhanelere bırakmak zorunda kalmıştı. Sonuç olarak, bu yetimhaneler çok az sosyal etkileşim veya duygusal bakım imkanı sunuyordu. Bu bebeklerin yetişkin bakıcılarla bağ kurma fırsatları, birileri onları evlat edinene kadar yoktu.

romanya yetimhaneleri

Bu trajik “doğal deney”, John Bowlby’nin Bağlanma Teorisi’ni test etmesine olanak sağladı. Bowlby ilk olarak, II.Dünya Savaşı sırasında küçük çocukların ebeveynlerinden erken ayrılmaları sonucunda nasıl etkilendiklerine ilgi duymuştu. Almanya Londra’yı sık sık bombaladığı için binlerce Londralı aile güvenlik amacıyla çocuklarını kırsal bölgelere göndermeye başlamıştı. Bowlby, beş yaşından önce ebeveynlerinden ayrılan çocukların hayatlarının ilerleyen dönemlerinde suç içerikli davranışlarda bulunma olasılıklarının önemli ölçüde daha yüksek olduğunu öngördü ve bazı ikna edici kanıtlar buldu.

Bebekler Ebeveynlerine Neden Bağlanırlar?

On yıllar boyunca psikologlar, bağlanmanın birincil temelinin hayatta kalmak olduğunu varsaydılar. Çocuklar, kendilerine süt ve yiyecek sağlayanlara bağlanır ve çoğu durumda bu anne olur. Bu görüş, pekiştirmenin tercihlerimiz üzerindeki birincil etki olduğunu öne süren davranışçı bir açıklamaya uygundur. Harry Harlow, 1950’lerde bebek rhesus maymunları üzerinde yaptığı araştırmayla bu varsayımı tersine çevirdi. Harlow (1958) bebek maymunları doğumdan sadece birkaç saat sonra annelerinden ayırdı. Daha sonra onları tel ve sünger gibi malzemeler kullanılarak yapılmış maymuna pek de benzemeyen, temsili annelerin yanına koydu. Telden yapılmış olan vekil annede bebek maymunu beslemek için gerekli süt bulunmaktaydı. Diğer vekil anne ise daha yumuşak bir etki yaratmak için havlu kumaşla kaplanmış ve bir ampulle ısıtılan süngerden yapılmıştı.

Harlow, bebek maymunların rutin olarak tel annelere süt için gitmelerine rağmen, zamanlarının çok daha fazlasını kumaş annelerle geçirdiklerini keşfetti. Buna ek olarak Harlow, bebek maymunları ses ile korkuttuğu zamanlarda maymunlar güvenlik için havlu kumaştan anneye gidiyorlardı. Harlow, bu fenomeni dokunmanın sağladığı olumlu duygular ile ilişkilendirdi. Bowlby bağlanma kuramının öncül çalışmalarına göz attığımıza göre kuramı ortaya koyabiliriz.

Bowlby Bağlanma Kuramı

Bağlanma teorisi ya da bağlanma kuramı, çocukta bakıcıyla, genellikle de anne ile kalıcı bir duygusal bağ kurmanın biyolojik temelli bir dürtü olduğunu ortaya koymaktadır. Bağlanma kuramı, Attachment and Loss (1969, 1973, 1980) başlıklı bir kitap üçlemesi yazan John Bowlby tarafından ortaya konuldu. Bowlby bağlanma kuramı, durumu incelemek için deneysel bir prosedür geliştiren Mary Ainsworth (1913–1999) tarafından büyük ölçüde genişletildi

Çocuk korktuğunda veya anneden ayrıldığında bağlanma sistemi devreye girer. Çocuk fiziksel yakınlık arayışına girer. Bu durumda çocuk kucağa alınmak için ağlayacak veya annesine doğru emekleyecektir. Çocuk kendini güvende hissettiğinde, bağlanma sistemi devre dışı kalır. Bu noktadan sonra çocuk, dünyayı keşfetmek, oynamak için annesinden uzaklaşacaktır. Anne ile ilişkisi ayrılık veya kayıp nedeniyle bozulursa, çocuk, kaybın ciddiyetine bağlı olarak uzun süreli ve hatta ömür boyu sürebilen büyük bir üzüntü ve sıkıntı yaşayabilir. John Bowlby ortaya koyduğu kavramları ampirik araştırmalar üzerinden gerçekleştirse de Mary Ainsworth bağlanma teorisini laboratuvar ortamında test etmesi ile tanınır.

Mary Ainsworth ve farklı bağlanma türleri

Neredeyse tüm bebekler ebeveynlerine bağlansa da, farklı çocuklar bu bağlılığı farklı şekillerde sergiler. Bazıları sevimli ve sevecen, bazıları yapışkan ve bazıları ise kızgın görünür. Bebekler ve bakıcılar arasında farklı bağlanma stilleri olup olmadığını araştırmak için Mary Ainsworth ve meslektaşları (1978) Strange Situation (Garip Durum) adı verilen bir deney düzeneği geliştirdiler. Garip Durum, bir yaşındaki çocukların, genellikle anneleri olan birincil bakıcılarından ayrılmaya ve sonra yeniden bir araya gelmeye tepkilerini gözlemleyerek bağlanma stilini değerlendirmek için tasarlanmış bir laboratuvar prosedürüdür. Garip Durum, bebeği ve anneyi, bebeğin özgürce keşfedebileceği her türden ilginç oyuncakla dolu, bir odaya yerleştirilmeleri ile başlar. Deney hakkında bir fikir edinmek için aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz.

Araştırmacılar, bebeğin kendi başına kaldığındaki davranışlarını, odaya bir yabancı girdiğinde verdikleri duygusal tepkiyi, annenin ayrılışında ve anne döndüğünde bebeğin tepkisini incelediler. Sonrasında bebeklerin bağlanma türlerini dört kategoride sınıflandırdılar.

  • Güvenli bağlanma. Bebek odayı araştırır, yabancı içeriye girdiğinde annesine gider, anne odadan ayrılınca tepki verir ancak geri dönüşünü sevinç ile karşılar. Temelde, bebek anneyi güvenli bir üs olarak kullanmaktadır.
  • Güvensiz-Kaçınan Bağlanma. Bebek, odayı bağımsız olarak keşfeder, yabancının girişine kayıtsız kalır, annenin ayrılışında hiçbir sıkıntı göstermez ve geri döndüğünde çok az tepki gösterir.
  • Güvensiz-kaygılı bağlanma. Bebek, annesinin yardımı olmadan oyuncakları keşfetmez, yabancı içeri girdiğinde sıkıntı gösterir, annenin ayrılışına panikle tepki verir ve geri döndüğünde karışık bir duygusal tepki gösterir.
  • Düzensiz bağlanma. Bu durum nadir gözlemlendiği için orijinal sınıflandırmaya dahil edilmedi, ancak daha sonra Mary Main ve meslektaşları tarafından eklendi. Bu kalıba sahip çocuklar oyuncaklara, yabancıya ve annenin ayrılışına karşı tutarsız ve kafası karışmış bir dizi yanıtla tepki verir. Anneleriyle yeniden bir araya geldiklerinde şaşkın görünebilirler.

Bu bağlanma stilleri, çocukların sonraki davranışlarının temelini oluşturabilir. Güvenli bağlanma stiline sahip bebekler, diğer bağlanma stillerine sahip bebeklerden daha uyumlu, yardımcı olma eğilimindedir. Bunun aksine, kaygılı bağlanma stiline sahip bebeklerin, sonraki çocukluk dönemlerinde akranları tarafından sevilmemesi ve kötü muamele görmesi daha olasıdır. Günümüzde çoğu bağlanma araştırmacısı, bebeklerin bağlanma stillerini ölçmek için yukarıda anlattığımız çalışmanın sonuçlarına güvenmektedir. Ancak elbette tek bir ölçüme güvenmenin sınırlamaları vardır. Garip Durum deneyi, bağlanmanın sadece bir yönünü inceler. Oysaki bağlanma bağları, yeni deneyimlere verilen tepkilerden çok daha fazla senaryo içerir.

Kaynakça ve İleri Okumalar:

  • Scott O. Lilienfeld; Steven Lynn  Psychology: From Inquiry to Understanding, 4th edition
  • Bebeklik Dönemindeki Bağlanma Sürecine Genel Bir Bakış; https://www.journalagent.com
  • Gelişim Psikolojisi / Pegem Akademi Yayınları – 2015 / Bağlanma Kuramları
  • Bağlanma Kuramı: John Bowlby ve Mary Ainsworth; https://dergipark.org.tr/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu