Altın Kan Neden Dünyadaki En Nadir Kan Grubu Olarak Bilinmektedir?

Altın kan kelimesini okuduğunuz zaman aklınıza hemen tıbbi bir safsata gelmesin. Altın kan aslında dünyanın en nadir kan grubu olan Rh-null’un takma adıdır ve dünyada sadece 43 kişi bu kanı taşımaktadır.

Çoğumuz hangi kan grubuna sahip olduğumuzu meraktan, rutin tıbbi kontrollerden veya kan bağışı yoluyla öğreniriz. Ancak bir çoğumuzun yanlış bildiği şey 8 kan grubu olduğudur. Evet 8 tane yaygın olarak gözlenen kan grubu vardır. Ancak aslında daha bir çok kan çeşidi bulunmaktadır. Altın kan ise bunların içinde en nadir olanıdır.

Fakat altın kan nedir ve neden nadirdir? Ve aslında bu kana sahip olmak neden tehlikelidir? Bunu anlatmak için önce kan türlerinin sınıflandırması hakkında bilgi vermemiz gerekiyor. İnsanlar, yıllarca süren çalkantılı bilimsel yolculukların ardından kan gruplarının varlığını keşfettiler. Şimdi geçmişe kısa bir dönüş yapalım.

Kan Naklinin Kısa Tarihi

Belgelenen ilk kan naklini 1665’te İngiliz doktor Richard Lower yaptı. Richard Lower, bir köpeğin kanını neredeyse son damlasına kadar boşalttı ve ardından bu köpeğe başka bir köpeğin kanını aktardı. Bunun sonucunda İlk köpek iyileşti ama donör köpek öldü. Lower’ın deneyinin ardından, İngiltere ve Fransa’daki doktorlar prosedürü insanlar üzerinde denemeye hevesliydi.

Ancak herhangi bir donör için sonucun ölümcül olması muhtemel olduğu için ilk denemeler hayvanlar üzerinde oldu. Fransız doktor Jean-Baptiste Denis, 1668’de bir hastasını, ona bir kuzunun kanını naklettikten sonra kaybetti. Bu olayın bir skandal haline gelmesinin ardından da Londra’daki Kraliyet Cemiyeti kan naklini yasakladı.

Bir kuzudan bir insan yapılan kan nakli.

19. yüzyılın başlarında, doktorlar transfüzyonu yeniden incelemeye başladılar. John Henry Leacock, köpekler ve kediler üzerinde yaptığı deneyler neticesinde kan nakli vericisinin ve alıcısının aynı tür olması gerektiğini tespit etti. James Blundell, Leacock’ın deneylerini bir aşama daha ileri götürdü.

Yetişkin bir insan vücudunda yaklaşık beş litre kan vardır. Bu kanın önemli bir oranının kaybı ise organ hasarına ve ölüme neden olur. Bu durum yüzyıllar boyunca özellikle doğum sırasında anne ölümünün yaygın bir nedeniydi. İlk başarılı insandan insana kan nakli, İngiliz doğum uzmanı James Blundell’in doğum sonrası kanamayı tedavi etmeyi başardığı 1818 yılına kadar gerçekleşmedi. Ancak kan nakli 1901’de Avusturyalı doktor Karl Landsteiner üç kan grubu belirleyene kadar oldukça güvensizdi.

Kan Gruplarının Keşfedilmesi

Doktorlar, 20. yüzyılın başına kadar kan naklindeki başarısızlıkların nedenini tam olarak anlayamadılar. Bunun büyük ölçüde hastalıklardan kaynaklandığı kabul edildi. Avusturyalı doktor Karl Landsteiner 1901’de kan gruplarını sınıflandırmak için çalışmaya başladı. Bir hayvanın kırmızı kan hücrelerinin farklı bir hayvana verildiğinde bir araya toplandıklarını gösteren fizyolog Leonard Landois’in çalışmalarını inceleyen Landsteiner, insanlar arasında kan naklinde de benzer bir reaksiyonun meydana gelebileceğini düşündü.

Bu çizelge hangi kan gruplarının uyumlu olduğunu gösterir. O- tipi kan evrensel bağışçı olarak bilinir yani herkese kan verilebilir. Bununla birlikte, O- hastaları yalnızca O-kan grubuna sahip diğer kişilerden kan alabilirler. AB + tipine sahip kişiler evrensel alıcılardır yani herkesten kan alabilirler. Tabloda damla işareti uyumlu olduğunu göstermektedir.

Elde ettiği sonuçları 1901’de yayınlayan Landsteiner, insan kanını üç türe ayırdı. Antijenlerin kan grubuna göre farklılık gösterdiğini bulmuştu. Bir kişinin vücuduna kanı ile uyumsuz başka bir kan nakledildiğinde bu bağışıklık sisteminin tepki vermesine neden oluyordu. Alıcının bağışıklık sistemi yabancı kan hücrelerine saldırarak onları yok ediyordu. 1909’da A, B, AB ve O kan gruplarını sınıflandırdı ve çalışmaları nedeniyle 1930 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü aldı.

Kan Gruplarına Ne Sebep Olur?

Kanın inceliklerini kavramamız biraz zaman aldı, ancak bugün, yaşamı sürdüren bu maddenin aşağıdakilerden oluştuğunu biliyoruz:

  • Kırmızı kan hücreleri — oksijen taşıyan ve vücuttaki karbondioksiti uzaklaştıran hücreler;
  • Beyaz kan hücreleri — vücudu enfeksiyona ve yabancı maddelere karşı koruyan bağışıklık hücreleri;
  • Trombositler – kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan hücreler;
  • Plazma – tuzları ve enzimleri taşıyan bir sıvı.
kan grubu

Her bileşenin kanın işlevinde oynayacağı bir rol vardır, ancak kırmızı kan hücreleri farklı kan gruplarımızdan sorumludur. Bu hücreler, antijen adı verilen yüzeylerini kaplayan proteinlere sahiptir ve belirli antijenlerin varlığı veya yokluğu kan grubunu belirler.  A tipi kanda sadece A tipi, B tipi sadece B tipi, AB tipi kanda her ikisi de vardır. O tipi kanda ise antijen yoktur.

Kırmızı kan hücreleri, RhD proteini adı verilen başka bir antijene sahiptir. Mevcut olduğunda, bir kan grubunun pozitif olduğu, olmadığında ise negatif olduğu söylenir. A, B ve RhD antijenlerinin tipik kombinasyonları bize sekiz ortak kan grubunu verir (A+, A-, B+, B-, AB+, AB-, O+ ve O-).

Kan naklinin gerçekleşmesi için kan gruplarının uyumlu olması gerekir. Bunun nedeni ise antijenler ve antikorlardır. Örneğin, B kan grubu birinin kanında A kan grubuna karşı savaşan antikorlar yer alır. Bu nedenle A kan grubundan biri kan verdiği anda vücudun bağışıklık sistemi harekete geçer. Devamında bu kan hücrelerini yok etmeye başlar.

Ancak, 0 negatif kan grubuna sahip insanların kanında hiçbir antijen bulunmadığı için, hangi kan grubundaki insana kan verirlerse versinler, bir bağışıklık tepkisi oluşmaz. Aynı şekilde AB pozitif kan grubuna sahip insanların kanında da her antijen mevcut olduğu için, kimden kan alırlarsa alsınlar vücuda yabancı bir antijen girememiş olur ve bağışıklık tepkisi oluşamaz, bu yüzden de genel alıcıdırlar.

Altın Kan Neden En Nadir Bulunan Kan Grubudur?

Yukarıda da gördüğünüz gibi 8 yaygın kan grubu vardır. Ancak başta da dediğimiz gibi bu aslında sadece bir genellemedir. Kan gruplarının detayları yukarıda aktardığımızdan daha karışıktır. Daha önce bahsedilen RhD proteini, Rh sistemindeki 61 potansiyel proteinden yalnızca birine atıfta bulunur. Kan, Rh sistemindeki 61 olası antijenin tamamından yoksunsa Rh-boş olarak kabul edilir.

Bu durum kanı nadir yapmakla kalmaz ancak altın kadar da değerli hale getirir. Bu nedenle de bu kana halk arasında altın kan denir. Bu kan, Rh sistemi içerisinde nadir kan tipine sahip biri için ‘evrensel’ kan tipi şeklinde düşünülebilir. Bu yüzden muazzam bir yaşam kurtarma kabiliyeti bulunmaktadır.

Dünyadaki En Nadir Kan Grubu: Altın Kan; Bu tipin Rh sisteminde hiç antijen bulunmaz.

Bu tip o kadar nadir ki, dünyada sadece 43 kişide tespit edilmiş ve yalnızca dokuz aktif bağışçısı vardır. Bu yüzden de aslında altın kana sahip olmak riskli bir durumdur. Çünkü olası bir kan nakli ihtiyacı durumunda bu kişilerin seçenekleri son derece sınırlıdır.



Kaynaklar:

  • The Medicine Book; Dorling Kindersley Limited; ISBN-10 : 0744028361
  • Rhnull, the Rarest Blood Type on Earth, Has Been Called the “Golden Blood”; Yayınlanma tarihi: 1 Ağustos 2019; Bağlantı: https://www.discovery.com/
  • Golden blood: The rarest blood type in the world; Yayınlanma tarihi: 17 Ocak 2022; Bağlantı: https://bigthink.com/health/golden-blood/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir Yorum

  1. Evrensel kan verici veya evrensel kan alici diye grup yoktur. Her grup kendi grubundan kan alır. Bunu Kızılay.org.tr adresine girerek doğrulayabilirsiniz veya başka kaynaklardan. Nadir ve acil durumlarda diğer gruplarla kan alış verişi yapılabilir.

Başa dön tuşu