Sinirbilim

Fotoğrafik Hafıza Diye Bir Şey Var mıdır?


Bazı insanlar yıllar önce okuduğu bir şiirin tüm dizeleri, ya da ortaokul sınıf arkadaşlarının tüm isimlerini hatırlarken bazıları da hatırlayamaz. Bu biçimde etkileyici ezberleme yeteneğine sahip olan kişilerin genellikle fotoğrafik hafızaya sahip olduğu söylenir. Fotoğrafik hafıza dendiğinde, bu yeteneğe sahip insanların tıpkı bir fotoğraf gibi görsel anlık görüntüler kaydedebilecekleri izlenimi oluşur. Bu kişiler ihtiyaç duyunca anlık görüntüyü hafızadan alabilir. Ayrıca farklı kısımları yakınlaştırıp uzaklaştırabilirler.

Peki, beyin gerçekten gözün gördüğü fotoğrafa benzeyen görüntüleri alıp depolayabilir mi? Bilim insanlarına göre bu kavram yaygın olarak kullanılsa da fotoğrafik hafıza diye bir şey yoktur. Fotoğrafik hafıza iddiasının temeli 1970 yılında Charles Stromeyer tarafından yapılan bir çalışmaya dayanır. Ancak bu çalışmayı izleyen başka çalışmalar yapılmamış, bu iddiaya dayanana testlerde bilim insanlarının gözetiminde uygulanmamıştır.

Hafıza bir fotoğraftan çok bir yapbozdur.

Gözlerimiz bir dereceye kadar lens gibi çalışabilir, ancak hafızamız her ayrıntıyı yakalayan bir fotoğraf makinesine benzemez. Hatırlayacağımız şeyler, çok dikkat ettiğimiz şeylerdir. Seçici dikkat, sadece önemli kısımlara odaklanmamızı ve kaydetmemizi sağlar. Daha sonra, hatırlama esnasında, zihin boşlukları doldurur.

Fotografik hafıza olarak adlandırılan şey daha doğru bir şekilde “görsel bellek” olarak tanımlanabilir. Görsel hafızası olan insanlar, gördüklerinin birkaç dakikaya kadar zihinsel bir görüntüsünü oluşturabilir ve devamında bu görüntüyü alışılmadık düzeyde doğruluk ve ayrıntıyla tanımlayabilirler.

Görsel hafıza, esas olarak beyindeki arka paryetal korteks tarafından kontrol edilir. Bu, beynin görsel uyaranların işlendiği ve görüntülerin saklandığı bölümüdür. Çoğu insan için burada bulunan görüntüler, atılmadan veya kısa süreli belleğe aktarılmadan önce yalnızca birkaç kısa saniye saklanır.

Bu noktada hatırlama yeteneği ile dikkat çeken istisnai insanlar elbette vardır. Örneğin Teddy Roosevelt sanki önünde oturuyormuş gibi bütün gazete sayfalarını ezbere okuyabiliyordu. Kim Peek okuduğu 9000 kitabın her kitabın her kelimesini ezbere biliyordu. Arturo Toscanini, görme yeteneği notaları okuyamayacak kadar zayıfladıktan sonra ezberden operalar yönetti. Çin’den Lu Chao’da ezberleme tekniklerini kullanarak pi’nin ilk 67.890 hanesini okudu. Ancak aslında bu olağanüstü zihinlerin arka planında biraz genetik, biraz da eğitim yoluyla edinilmiş olağanüstü ezberleme becerisi bulunmaktadır. Bu kişilerin de hafızaları hafızaları kamera işlevi görmez.

Lu Chao gibi insanlar, bilgileri kaydetmelerine yardımcı olmak için anımsatıcı teknikler kullanırlar. Doğru sırayla 67.000 rakamı hatırlayabilse de, Chao bir dahi değildir. Lu’nun büyük miktarda bilgiyi kodlama konusunda doğuştan bir yeteneği yoktur. Yine de telafi etmek için iyi bir numara bilmektedir. Binlerce basamağı hatırlamak için Lu, lokus adı verilen bir hafıza tekniği kullanmıştır. Hafıza sarayı yöntemi olarak da bilinen yöntem, öğrenmeye ve hafızaya yardımcı olmak için uzamsal veya çevresel ipuçları kullanır.

Görüntü ve gerçekleri hatırlama becerisi kişiseldir. Bu beceri genlerimize, beynin gelişim düzeyine ve yeni bir haber karşısında sahip olduğumuz dikkat seviyesine bağlıdır. Hafızamı hangi etkenler şekillendiriyor olursa olsun, hafızamız asla zihinsel fotoğraflar oluşturmaz. Bunu yapmayı fotoğraf makinelerine bırakmak daha yerinde olur.

Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu