Ayakkabılar ayağına nasıl oturuyor? Parmak uçlarında dar mı, topukta bol mu? Tahmin yürütmeyi bırak ve doğru numarayı bilimsel bir yaklaşımla bulmak için Foot-O-Scope’un başına geç!

1958 yılında, küçük bir kız çocuğu bir doktorun karşısında huzursuzca kıpırdanıyordu. Henüz sekiz yaşındaydı; ayakları yere bile değmiyordu. Son dört ay içinde bu hastanın her iki ayağı da ikişer kez kırılmıştı. Kırılgan kemik hastalığından şüphelenmişti, ancak yapılan tüm testler normal çıkmıştı.
“Ayaklarına bir şey mi oldu?” diye sordu. Küçük kız tedirgin bir şekilde annesine baktı. Doktor kadına döndü: “Hanımefendi, bir anlığına dışarı çıkabilir misiniz?”
Kadın odadan ayrılınca doktor çocuğa yöneldi. “İyi davrandığımızda bize bozuk para verirlerdi,” dedi kız. “Evet…” diye teşvik etti doktor. “Caddelerden geçmemize izin vermezlerdi ama arka sokaklardan geçebilirdik.”
Doktor sabırsızlanmaya başlamıştı. “Sonra?” diye üsteledi. “Bir ayakkabı dükkânı vardı. Paralarımızı alır, makineye atar ve ayaklarımıza bakardık.” Doktorun daha fazlasını duymasına gerek kalmadı; hastasının sorununu anlamıştı.

Floroskopi Çağı Nasıl Başladı?
Floroskopi, X-ışınları kullanarak vücudun iç yapılarının gerçek zamanlı ve hareketli görüntülerini elde etmeyi sağlayan bir tıbbi görüntüleme yöntemidir. Doktorlar bu yöntemle organların hareketini, kan akışını veya bazı tıbbi işlemlerin ilerleyişini anlık olarak izler.
Genellikle sindirim sistemi incelemeleri, damar görüntüleme (anjiyografi) ve kateter gibi cihazların vücut içinde doğru konumlandırılmasını takip etmek için kullanılır. Ancak bir zamanlar çok farklı bir amaca da hizmet etmekteydi.
Alman mühendis ve fizikçi Wilhelm Röntgen, çoğu maddeden geçebilen ve bir nesnenin iç yapısının hayaletimsi görüntüsünü bırakan gizemli bir ışığı tesadüfen keşfettiğinde, muhtemelen aklında ayakkabılar yoktu. Aslında bu ışığın ne olduğunu bile bilmiyordu; bu yüzden ona “X-ışınları” adını verdi. Buradaki “X”, bilinmeyeni temsil ediyordu.
İnsan vücudunun içini görmeyi sağlayan bu olağanüstü ışık, kısa sürede popüler basında da geniş yankı buldu. Marie ve Pierre Curie’ye benzer şekilde Röntgen, insanlığın bu yeni keşiften faydalanabilmesi için herhangi bir patent almayı reddetti. Bilim insanları, mühendisler ve doktorlar X-ışınları üzerine araştırmalara hızla yöneldi.
Araştırmacılar kısa sürede X-ışınlarının hem sabit görüntüler (radyografiler) hem de hareketli görüntüler üretebildiğini fark etti.

Röntgen’in keşfinden bir yıldan kısa süre sonra, doktor William Morton ve elektrik mühendisi Edwin W. Hammer, The X-Ray; or Photography of the Invisible and Its Value in Surgery adlı kitabı yayımladı. Bu kitap, radyografilerin elde edilmesi için gerekli cihazları ve yöntemleri açıklıyordu. Kitaptaki çok sayıdaki görselden biri, bir kadının çizme içindeki ayağının X-ışını görüntüsünü içeriyordu.
I. Dünya Savaşı sırasında ordu, floroskopinin pratik kullanım alanlarını genişletti ve bu teknolojinin ayakkabı uyumunda kullanılmasının önünü açtı. Boston’lu doktor Jacob J. Lowe, yaralı askerlerin ayaklarını botlarını çıkarmadan incelemek için floroskopiden yararlandı. Savaşın ardından Lowe, bu yöntemi ticari bir fırsata dönüştürdü.
Foot-O-Scope Ve Benzerleri Nasıl Çalışıyordu?

Bunu kısa sürede seri üretim izledi. Şirketler ayakkabı uyumuna özel floroskoplar geliştirdi ve mağazalara yerleştirdi. Bu makinelerde müşteri ayaklarını kapalı bir bölmeye yerleştiriyor, cihaz X-ışınlarıyla hem ayak kemiklerini hem de ayakkabının iç yapısını aynı anda gösteriyordu. Üst kısımdaki birden fazla gözlem penceresi sayesinde müşteri, satış görevlisi ve çoğu zaman bir ebeveyn ya da refakatçi görüntüyü eş zamanlı olarak izliyordu.
Devamında da, 1920’lerden 1950’lere kadar, Kuzey Amerika ve Avrupa’daki binlerce ayakkabı mağazası, müşterilerin ayaklarının X-ışını görüntülerini üreten ayakkabı uyum floroskoplarını tanıttı.
Öte yandan bu cazip deneyimin görünmeyen bir bedeli vardı. Cihazlar kullanıcıları doğrudan X-ışınına maruz bırakıyordu. Tek bir kullanım genellikle yaklaşık 20 saniye sürse de, müşteriler çoğu zaman birden fazla deneme yapıyordu ve mağaza çalışanları gün boyu tekrar eden maruziyete uğruyordu.

Daha sonra yapılan araştırmalar, bu kontrolsüz maruziyetin cilt hasarı, katarakt ve hatta kanser gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkili olabileceğini ortaya koydu.
Sonuç Olarak
Ancak II. Dünya Savaşı ve atom bombalarının kullanılmasının ardından, Amerikalıların radyasyon içeren her şeye duyduğu ilgi azalmaya başladı. Ayakkabı uyum floroskopları da bu değişimden kaçamadı.
1946’da yayımlanan resmi yönergeler ve önde gelen tıp dergilerindeki uyarılar, cihazların risklerine dikkat çekti. Bunun üzerine birçok eyalet, bu makinelerin yalnızca lisanslı doktorlar tarafından kullanılmasını şart koştu; 1957’de Pennsylvania tamamen yasakladı. Ancak bu süreç yavaş ilerledi ve 1970’e kadar bazı eyaletlerde kullanım devam etti. Zamanla bu cihazlar tamamen ortadan kalktı ve bazıları müzelerde sergilenen tarihsel nesnelere dönüştü.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- The Era of the Shoe-Fitting Fluoroscope and the Radiation It Caused. Yayınlanma tarihi: 7 Ağustos 2019. Bağlantı: https://interestingengineering.com/
- When X-Rays Were All the Rage, a Trip to the Shoe Store Was Dangerously Illuminating. Yayınlanma tarihi: 30 Ekim 2020; Bağlantı: https://spectrum.ieee.org/
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



