Dünyanın En Büyük Bilim İnsanı: Isaac Newton

Sir Isaac Newton, fiziğin ve matematiğin temelini atarak tüm zamanların bilinen en büyük bilim insanlarından biri olma ünvanına erişmiştir.

Peki bugünkü bilimi “bilim” yapan Isaac Newton’u ne kadar tanıyoruz?

Bilimin öncülerini tarih sürecinde bir dizi yıl­dız olarak düşünürsek, dizide ikisi öne çıkar: Newton ve Einstein. Yaklaşık iki yüz yıl arayla dünyaya gelen bu iki dahi fiziğin en temel sorunlarını ele alarak vardıkları sonuçlarla dünyaya bakışımızı kökten değiştirmişlerdir.

Elbette onlarda bu sıçrayışları kendi başlarına ortaya koymamışlardır, bilgi durağan değil süreklidir sonuçta. Kabaca söylemek gerekirse Newton Galileo ile Kepler’in; Einstein, Newton ile Maxwell’in omuzlarında yükselmiştir.

Klasik fiziğin en önemli temsilcisi olan Isaac Newton, 1642 yılının Noel günü, Lincolnshare Woolsthrope’da doğdu. Babası o doğmadan üç ay önce ölmüştü. Annesi ikinci evliliğini yaptığında henüz 3 yaşında olan Newton, evde daha fazla istenmediğinden dolayı 4 yıl kadar anneannesi tarafından büyütüldü. Ancak annesi tarafından istenmemenin verdiği travma onun kişiliğini derinden etkiledi. Newton tüm hayatını çalışmalarına verdi, hiç bir hobi edinmedi, evlenmedi, her zaman yalnızlığı tercih etti ve annesini asla affetmedi.

İlkokulu Woolsthrope’a on kilometre mesafedeki Grantham kasabasında tamamladı. Bedensel olarak zayıf ve cılız biri olduğundan arkadaşları ile oyun oynamaya cesaret edemez, sürekli tek başına yaptığı oyuncaklarla oynardı.

Daha okul çağlarında, hatta okul öncesi çağlarda dehalarını ortaya koymuş bir çok kişi vardır. Annesinin yoğun çabaları sonucu okula devam eden Newton’un okulda aldığı dereceler hiçbir zaman ortalamanın üstüne çıkmamıştır.

Sürekli gökyüzünü inceleyen, durmadan okuyan ve notlar alan bir çocuktan öğretmenleri dikkatsizli­ğinden dolayı hep şikayet etmişlerdir. Fakat Newton’un dehasını işaret eden ipucu, çocukluğundaki icat yeteneğidir.

King’s School’u bitirdikten sonra Cambridge’deki Trinity College’e kaydoldu. Okul süresince hep Kopernik ve Kepler’in teorilerini inceledi, felsefeyle ilgilendi.

Cambridge’in Newton’un entelektüel yönünün oluşmasında olağanüstü bir etki yaptığı elbette tartışılmaz, ancak burada Isaac Barrow ile tanışması ise onun için gerçek bir şanstır.

Cambridge’de matematik profesörü olan ve aynı zamanda Lucasian Matematik Kürsüsü başkanı olan Barrow, onun iyi yetişmesini sağladığı gibi, kısa bir süre sonra kürsü başkanlığını da ona bırakarak öğrencisinin bilimsel kariyerine güçlü bir şekilde başlamasını sağladı.

Newton 1664 yılında Cambridge’den mezun oldu, ancak kısa süre sonra veba salgını dolayısıyla üniversite kapatılınca, Woolsthrope’a geri dönmek zorunda kaldı. Burada, doğanın içinde geçirdiği iki yıl onun en verimli çalışma zamanı oldu.

Çiftliğe kapandığı bu dönemde kütle çekimi ve integral/diferansiyel hesaplarının temelini atan çalışmalarını sürdürdü. Bir yandan da ışığın karakteristik özelliklerini bulmaya çalışıyordu.

Einstein, “Bilim insanı başarıya otuz yaşından önce ulaşamamışsa, daha sonra bir şey beklemesin!” demişti. Newton tüm bunlar ile uğraşırken henüz yirmibeş yaşındaydı.

1669 yılında Cambridge Üniversitesi tekrar açıldı ve Newton geri döndü. İki yıl sonra Lucasian Matematik Profesörü ünvanını kazandı. Kökeni 1209 yıllarına dayanan Cambridge üniversitesinde Newton bu ünvanı kazanan 2. kişi oldu. Dersleri öğrenciler arasında fazla rağbet görmese de 30 yıl kadar bu üniversite de hocalık yaptı.

Çalışmalarının hepsi bir deha ürünüydü. Fakat Newton bu başarısını asla tek başına üstlenmedi. Onun başarısının ardında, Dekart, Kepler ve Galileo’nun daha önceki çalışmaları vardı. Bir keresinde, alçak gönüllülükle “Eğer ben diğerlerinden biraz daha ilerisini gördüysem, bunun nedeni benim bu devlerin omuzları üzerinde durmamdır” de­mesi manidardır…

Newton, temel düşüncelerini ve matematiksel kanıtlarını geliştirdiği deneysel araştırma ürünü bu çalışmalarının sonuçlarını iki temel yapıtında kaleme almıştır. Önce mekaniğin ve kozmolojinin sorunlarını tartıştığı ve bilim dünyasında kısaca Principia olarak tanınan büyük yapıtı Philosophiae Naturalis Principia Mathematica’yı (Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri, 1687), ardından da gün ışığının bize beyaz görünmesine karşın, aslında pek çok rengin karışımından oluştuğunu belirten buluşunun yer aldığı Opticks (Optik, 1704) adlı kitabını yayımladı.

Bu iki kitap 17. yüzyıl biliminin gelişimini doğrudan etkileyen temel bilim eserleridir. Öyle ki Newton bu kitaplarında hem fizik bilimine doğrudan katkı getirmiş, hem de bilimin ne tür bir araştırma süreciyle ilerleyebileceği konusunda yetkin örnekler vermiştir.

Her ne kadar tartışmadan kaçınmak istese de Newton hayatı boyunca birçok tartışmanın merkezinde buldu kendisini. Kitaba konu olan düşüncelerini kaleme almaktaki çekincesi de birazda bu tartışmalardan dolayı kırılan özgüveni idi. 

Robert Hooke evrensel çekim yasasında kendisinin de payı olduğu savındaydı. Leibniz kalkülüsü ilk kendisinin bulduğunu iddia ediyordu. Anlayacağınız işi çok da kolay değildi o sıralarda…

newton_cambridge

Newton eşsiz yapıtlarıyla bilim dünyasını adeta büyüledi, çevresindekiler onu ilah yerine koymaya başladılar. 1696 yılında kendisine Kraliyet Darphanesi Müdürlüğü teklif edildi, Newton kabul ederek Londra’ya yerleşti.

Bu işini çok ciddiye aldı ve sahte paraların basılmasını engellemeye yönelik ciddi çalışmalar başlattı. 1703 yılında ise üyesi olduğu Royal Society’nin (Birleşik Krallık’ın Bilimler Akademisi) başkanlığına getirildi ve ölümüne kadar bu göreve devam etti. 1705 yılında ise Kraliçe Anne tarafından şövalye ilan edildi. Isaac Newton, şövalye ünvanını alan ikinci bilim adamıdır. İlki ise Francis Bacon’dır.

Yaşamının sonlarına doğru teoloji ve simya konularına da ilgi göstermiş olan Newton, 1727’de 85 yaşında öldü ve Westminster katedraline gömüldü.

Eş zamanlı olarak diferansiyel ve integral hesaplarını bulduğu Leibniz onun ardından “Dünyanın başlangıcından Newton’un yaşadığı zamana kadar ki matematik ele alınırsa, Newton yarıdan çoğunu başarmıştır” diyecekti.

Kendine olan özgüveni öylesine yüksekti ki, bir çok bilimsel buluşu hiç acele etmeden yıllarca elinin altında tutabilir ve başka birinin kendisinden önce bulabileceğine ihtimal vermezdi. Bu nedenle en önemli yasalarından biri olan kütle çekimi yasasını 1665 yılında oluşturduğu halde, ancak 1687 yılında yayınlamıştır.

Başarısının sırrının aklı değil çok çalışması sonucunda olduğunu kabul eder ve çevresine anlatırdı Newton. Bir gün kendisine dahi dendiğinde şu sözleri söylemiştir.

“Biz bilim insanları kumsalda çakıl taşları arayan çocuklar gibiyizdir. Eğer ben, arkadaşlarımdan biraz daha fazla, biraz daha renkli çakıl taşları toplayabildiysem bunun nedeni dizlerime kadar suya girmeye cesaret edebilmiş olmamdır.”

Geçimsizliği, dalgınlığı, yaptığı işi önemsememesi gibi olumsuz özellikleri olsa da kuşku götürmez ki, Isaac Newton tüm zamanların en büyük bilim insanı olarak kabul edilebilir.

Sibel Çağlar

Kaynaklar:

Matematiğin Aydınlık Dünyası – Sinan Sertöz

Cemal Yıldırım – Bilimin Öncüleri

Meşhur Matematikçiler – Benson Stonaker

Matematiksel

Etiketler

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu