Newton’un olağanüstü analitik zihni, kütleçekim yasalarını ortaya koymuş ve gezegenlerin hareketini açıklamıştı. Ancak onun hesaplama tutkusu yalnızca fizik ve matematikle sınırlı değildi.
Söz konusu dünyanın sonu olduğunda da Newton aynı kesinlik arayışıyla hareket etti. Kutsal metinler ve tarihsel kronolojiler üzerine yaptığı çalışmalarda, kıyametin 2060 yılından önce gerçekleşmeyeceği sonucuna vardı. Bu tarih, onun yorumuna göre Kutsal Roma İmparatorluğu’nun kuruluşundan 1260 yıl sonrasına denk geliyordu.

Yakın dönemde yayımlanan bir mektup, Newton’un bu hesabı nasıl yaptığını ve dünyanın sonuna dair düşüncelerini hangi tarihsel-dinsel çerçeve içinde ele aldığını gösterir.
Newton Bir Kâhin miydi?
Isaac Newton, yaşadığı çağın insanıydı. Bugün modern fiziğin kurucularından biri olarak görülse de kendisi yalnızca bir fizikçi değildi. Yaşamının önemli bir bölümünü, hatta belki de daha fazlasını simyaya adadı. O dönemin simyası, bugünkü anlamıyla kimyadan çok daha farklıydı. Metafizik düşünceler, eski usul deneyler ve laboratuvar çalışmaları iç içe geçmişti.
Newton’un simya çalışmaları, yalnızca onun düşünce dünyasını etkilemekle kalmadı. Aynı zamanda sağlığı üzerinde de iz bırakmış olabilir. Araştırmacılar, Newton’a ait olduğu düşünülen saç tellerini incelediklerinde bunlarda yüksek miktarda cıva kalıntısı buldular. Bu bulgu, onun yaşamının bazı dönemlerinde yaşadığı ruhsal çöküntüleri ve zihinsel dalgalanmaları açıklamak için kullanıldı.
Bu durum, Newton’un simya ile ne kadar yakından ilgilendiğinin de güçlü bir göstergesi sayıldı. Çünkü cıva, simya çalışmalarında sık kullanılan temel maddelerden biriydi. Elbette bu tek başına kesin bir kanıt oluşturmaz. Ancak Newton’un geride bıraktığı laboratuvar kalıntıları, geniş simya notları ve kitaplığı, onun bu alana duyduğu yoğun ilgiyi açık biçimde gösterir.
Newton’un bugün “sözde bilim” olarak adlandırabileceğimiz alanlara duyduğu yoğun ilgi, uzun süre kamuoyunun pek bilmediği bir konuydu. Bu durumun değişmesinde 1936 yılında Londra’daki Sotheby’s müzayedesi etkili oldu.
Ünlü ekonomist John Maynard Keynes, bu müzayedede Newton’a ait bazı defterleri satın aldı. Royal Society bu belgeleri uzun süre bilimsel açıdan önemli görmemişti. Ancak defterler, Newton’un düşünce dünyasının sanılandan çok daha karmaşık olduğunu gösteriyordu.

Newton’un simya üzerine bir milyondan fazla kelime yazdığı bilinir. Bu metinlerin hiçbiri onun yaşamı boyunca yayımlanmadı. Not defterlerinde, özel el yazmalarında ve benzer konularla ilgilenen kişiler arasında dolaşan metinlerde kaldı.
Newton Dünyanın Sonu İçin Bir Tarih Belirleyecekti
Newton’un fiziksel evren anlayışını yalnızca simya değil, teoloji de şekillendirdi. Döneminin yerleşik Hristiyan öğretisinden bazı noktalarda ayrılıyor, özellikle Mesih’in ilahi doğasına ilişkin geleneksel yorumları kabul etmiyordu. Bu nedenle Newton’un inanç dünyası, dışarıdan bakıldığında modern bilimin kurucusu imgesiyle kolayca yan yana getirilemeyecek kadar karmaşıktı.
Newton 1727 yılında vasiyet bırakmadan öldüğünde, kehanet hesaplarını ve alışılmışın dışındaki inançlarını içeren kişisel belgeleri uzak akrabalarına geçti. Bu belgeler daha sonra Portsmouth ailesine ulaştı. Aile, uzun süre bu metinleri kamuoyundan uzak tuttu. Newton’un teolojik ve simyasal çalışmaları, 1936 yılında belgelerin açık artırmaya çıkarılmasıyla yeniden görünür hale geldi.
Alıcılar arasında Kudüs doğumlu akademisyen Abraham Yahuda da vardı. Yahuda, Newton’a ait bu belgeleri daha sonra İsrail Ulusal Kütüphanesi’ne bağışladı. Bugün Yahuda Koleksiyonu olarak bilinen bu arşivde, Newton’un 2060 yılına ilişkin ünlü notları da yer alır. Bu belgeler, Newton’un yazıldıktan çok uzun süre sonra kamuoyunca tanınan daha az bilinen yönlerini ortaya koydu.
Newton’un dünyanın sonuna dair hesaplamaları çoğu zaman yanlış yorumlanır. Aslında Newton, kıyamet tahminleri konusunda oldukça temkinliydi. 2060’a ilişkin notunda amacının kesin bir tarih vermek olmadığını, “dünyanın sonunu sürekli tahmin eden hayalperestlerin aceleci yorumlarına bir son vermek” istediğini belirtmişti. Ona göre bu tür spekülasyonlar, kutsal metinlerin itibarını zedeliyordu.
Newton hesabını, Daniel Kitabı’ndaki “1260 yıl” yorumuna dayandırıyordu. Ona göre bu süre, tarihsel bir başlangıç noktasından itibaren hesaplanmalıydı.

Bu başlangıç için de M.S. 800 yılını, yani Kutsal Roma İmparatorluğu’nun oluşumuyla ilişkilendirilen dönemi esas aldı. Newton notlarında bu hesabı şöyle ifade etmişti: “Eğer üç kralın tamamen fethedildiği M.S. 800 yılından başlatılırsa, bu dönem M.S. 2060 yılında sona erecektir. Daha geç sona erebilir, ancak daha erken sona ermesi için hiçbir gerekçe görmüyorum.”
Newton’un dini yazıları üzerine çalışan tarihçi Stephen D. Snobelen’e göre Newton, bu tarihe yakın bir dönemde Mesih’in geri döneceğine ve dünyada evrensel bir barış krallığı kurulacağına inanıyordu.
Sonuç Olarak
Dolayısıyla Newton, 2060 yılını dünyanın fiziksel olarak yok olacağı kesin bir tarih gibi görmedi. Newton’un öngördüğü son, yozlaşmış kurumların ortadan kalktığı, hakikatin yeniden görünür hale geldiği ve Tanrı’nın iradesinin dünyada açık biçimde hüküm sürdüğü yeni bir düzen fikriyle bağlantılıydı.
Bu nedenle Newton’un 2060 hesabını, basit bir “dünyanın sonu” tahmini olarak okumak yanıltıcı olur. Onun zihnindeki son, yok oluştan çok yeniden kuruluş fikrine yakındı.
Kaynaklar ve ileri okumalar:
- The world will end in 2060, according to Newton; https://www.standard.co.uk
- George G. Szpiro; The Secret Life of Numbers: 50 Easy Pieces on. How Mathematicians Work and Think; ISBN: 0-309-65958-2
- For most of his life, the great lawgiver of physics was more obsessed with alchemy than apples; Bağlantı: https://pubsapp.acs.org/
Matematiksel
.



