Sosyoloji

Kimse Beni Dinlemiyor Diyorsanız Aslında Haklısınız!

Çoğu insan gibiyseniz, insanlar sizi dinlemediğinde sinirlenir ve kendinizi kötü hissedersiniz. Ancak ne yazık ki farkında bile olmadan, muhtemel benzer bir davranışı siz de sergilersiniz. Peki birini gerçekten dinlemek ne anlama geliyor? Dinleme becerisi nedir ve biz de neden eksiktir? İlginç bir şekilde insanlar, birini neyin kötü bir dinleyici yaptığını, birini iyi bir dinleyici yapan şeylerden daha kolay bir şekilde tanımlayabilir.

Dinleme eylemi bize oldukça basit görünmektedir. Duyma sorununuzun olmadığını esas alırsak aslında bu ses dalgalarının kulağımıza erişmesi ve beynimizin bunları yorumlaması olarak tanımlanabilir. Ancak gerçek dünyada durum genellikle çok daha karmaşıktır. İlk olarak, mesajı zihinsel olarak işleyebilmek için, konuştuğumuz kişiye dikkat etmek gereklidir. Dışsal dikkat dağıtıcı şeyler – arka planda ağlayan bir bebek ya da televizyon – zihni sözcüklerden uzaklaştırmakla kalmaz, aynı zamanda düşünceleri de yanlış yönlendirebilir.

Neden Dinleme Becerisine Yeterince Sahip Değiliz?

Sıradan bir günümüzün uyanık olduğumuz saatlerin yüzde 70 ila 80’ini çevremizle etkileşim biçiminde geçiriyoruz. Bu sürenin yaklaşık yüzde 9’unu yazmaya, yüzde 16’sını okumaya, yüzde 30’unu konuşmaya ve yüzde 45’ini dinlemeye harcıyoruz. Gördüğünüz gibi en çok zaman ayırdığımız eylem dinleme olmasına rağmen araştırmalar, çoğumuzun zayıf ve verimsiz dinleyiciler olduğumuzu ortaya koyuyor. Üstelik dinleme, en sık kullandığımız iletişim becerisi olsa da, en az eğitim aldığımız beceridir. Yazma ve konuşma becerilerimizi geliştirmek için fırsatlar sunan atölye çalışmaları ve konferanslar bulmak mümkünken dinleme becerilerini geliştirmek için benzer eğitim programları bulmak zordur.

Düşünme Hızımız Konuşma Hızımızdan Daha Fazla

Çoğumuz dakikada yaklaşık 125 kelime hızında konuşuyoruz. Bununla birlikte, dakikada 400 kelime hızında konuşan birini anlayacak zihinsel kapasiteye sahibiz. Konuşma hızı ile düşünce hızı arasındaki bu fark, ortalama bir konuşmacıyı dinlediğimizde zihinsel kapasitemizin yalnızca yüzde 25’ini kullandığımız anlamına gelir. Bu durumda geriye kalan yüzde 75 ise başka şeyler arasında gider gelir. Bu, dikkatlice dinlemek ve zihinsel kapasitemizin daha fazlasını dinleme eylemine odaklamak için gerçek bir çaba sarf etmemiz gerektiği anlamına gelir. Konsantre olmazsak, çok geçmeden zihnimizin başka fikirlere yöneldiğini görürüz.

Verimsiz Dinleyicileriz

Çok sayıda çalışma, verimsiz dinleyiciler olduğumuzu doğruluyor. Araştırmalar, 10 dakikalık bir sözlü sunumu dinledikten hemen sonra, ortalama bir dinleyicinin söylenenlerin yüzde 50’sini duyduğunu ve anladığını göstermiştir. 48 saat içinde, bu yüzde 50’lik oran yüzde 25 civarına düşüyor. Başka bir deyişle, duyduklarımızın yalnızca dörtte birini anlıyor ve saklıyoruz.

Yaşlandıkça Dinleme Becerisi Azalıyor

En iyi dinleyiciler ilkokula yeni başlayan çocuklardır. Birinci sınıftan liseye kadar öğretmenler işbirliği ile yürütülen bir çalışma, başlarda yüzde 90 civarında olan dinleme becerilerinin, ortaokul sıralarında yüzde 44’e, lise de ise yüzde 28’e düştüğünü ortaya çıkarmıştır.

Dinleme Becerilerinizi Geliştirmek İçin

  • Konuya Önyargılı Yaklaşmayın: Kimi zaman anlatılan konunun sadece başlığına bakarak dinlemeye değer olmadığına karar verebiliriz. Bu durumda zihinsel kapasitenizin o boş yüzde 75’ini kullanmaya başlarız. Öte yandan, iyi bir dinleyici dinlediği şeye dikkatini vererek harcadığı zamanı avantaja çevirmeye çalışacaktır. Önyargılı yaklaşma yanı zamanda konuşmacının görüntüsü ya da tonlaması gibi konularda da düşülen bir yanılgıdır. Oysaki odaklanmamız gereken şekil değil aktarılmak istenen şeyler olmalıdır.
  • Yargılamadan Önce Dinleyin: Bir konuşmacı ile aynı fikirde olmadığımız zaman beynimiz hemen karşı argümanlar geliştirmek için çalışmaya başlar. Konuşmacıya soru sormak ya da söylemlerini çürütmek için harcadığımız zihin enerjimiz bizi konuşmadan koparır. Bu nedenle, onu yargılamadan önce konuşmacıyı önce dinlemeyi öğrenmeliyiz.
  • Dikkat Dağıtıcıları Devre Dışı Bırakın: Telefon, tablet, televizyon… unutun gitsinKonuşan kişiye verdiğiniz dikkati başka şeylerin bölmesine izin vermeyin.
  • Karşınızdaki Kişinin Lafını Bölmeyin: Konuşan kişinin sözünü kesmeyin. Birçok tartışma programında görmüşsünüzdür, konuşan kişi lafını tamamlamadan araya girerler, konuşma iyice çorba olur. Yapmanız gereken öncelikli şey dinlemek, lafı bitince konuşmaya başlayın.
  • Zordan Kaçınmayın: Anlaşılması kolay şeyleri dinleme ve daha zor olan şeylerden kaçınma eğilimindeyiz. Oysa ki izin verirsek bize zor gelen şeyler hakkında da becerilerimizi geliştirebiliriz.

Bir sonraki toplantı da ya da konferansta canınız sıkılıp telefonunuzu çaktırmadan elinize aldığınızda bu söylemleri hatırlamanız dileğimizle…

Göz atmanız için

Kaynak: Listening: Our Most Used Communications Skill; https://extension.missouri.edu/

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler