Bir Kara Deliğe Düşerseniz Ne Olur?

Neredeyse bir yüzyıldır astrofizikçiler bu soru üzerinde kafa yoruyorlar.

Kara deliğe düşülürse neler olabileceğini, insanın başına neler gelebileceğini tartışan bilim insanlarının konu hakkında oldukça çılgın fikirleri var 🙂

İnternette “kara delik” diye aratırsanız en fazla tıklanan sonuçlardan az biri, bir kişi bir kara deliğe düşerse ne olabileceği hakkında açılmış bir başlık olacaktır.

Ama size çok fazla zaman kaybettirmeden kısa, net ve dürüstçe söylemek gerekirse konu hakkında kimse gerçekten hiçbir şey bilmiyor!

Bilim adamlarının neler olabileceği konusunda akıl almaz fikirleri olsa da onlarda gerçekten hiçbir şey bilmiyorlar ama en azından bazı bilimsel temellere dayanan fikirleri var.

Bununla birlikte, onları anlamak için önce kara deliklerle ilgili bazı temel kavramları bilmemiz gerekiyor.

Kara delik ve onu tuhaf yapan nedir?

Yakınınızda bulunan kalem gibi küçük bir nesne alın. Tebrikler! Dünya gezegeninin tüm çekim gücüne karşı bir savaş kazandınız. Gökbilimci ve NASA astrofizikçisi Roopesh Ojha, “Çekim kuvveti doğadaki tüm güçlerin en zayıf olanıdır” diyor.

Olabildiğince zayıf olan çekim kuvveti yasaları tüm evreni yönetir. Eğer elinize aldığınız kalemi yeterince hızlı şekilde fırlatırsanız, oldukça hızlı bir şekilde size geri gelirdi. Ancak evrende bu çekimin Dünya’dan neredeyse sonsuz daha güçlü olduğu yerler var.

Bu yerler o kadar güçlü ki ışık bile bu çekim alanlarından kaçamaz!

Kara deliklerle tanışın 🙂

Yerçekimi kuvvetinin sonsuz güçlü olduğu bu uzay nesneleri yani kara delikler son derece yoğundur, kesinlikle hiçbir şey onların çekim kuvvetine karşı koyamaz.

Ojha, “Çocukken kara delikleri şu şekilde düşünürdüm: Onlar, yer çekimi o kadar güçlü olan nesnelerdir ki, yeterince yaklaşırsanız, sizi dışarı çıkarabilecek bir roket yoktur” diyor.

Bir kara deliğe çok yaklaşırsanız ne olur?

Dünya, vücudunuzun hangi kısmı yere daha yakın ise o kısmı daha güçlü şekilde çeker. Gelgit kuvveti olarak adlandırılan bu çekme kuvvetinin etkilerini hissedemez veya göremezsiniz, çünkü evrenin büyüklüğüne göre Dünya hiç de büyük değildir. Dolayısıyla, evrene oranla yer çekimi kuvveti de güçlü değildir.

Ancak kara delikler çok daha büyük olduğu için, gelgit kuvveti Dünya ile kıyaslanamayacak şekilde çok daha güçlüdür. “Önce ayak tarafınızdan kara deliğe doğru düşen bir astronot iseniz, ayaklarınızdaki çekme başınızdaki çekme kuvvetinden çok daha güçlü olacaktır, bu yüzden düştüğünüz yönde gelgit kuvvetlerine yakalanacaksınız” diyor, astrofizikçi Roopesh Ojha.

karadelik

Bu süreç için kullanılan astrofizik terimi: spagettifikasyon!

Spagettikasyondan sonra, kara deliğe giren her şey -yıldızlar, toz, gezegenler veya talihsiz astronotlar- olay ufku veya dönüşü olmayan nokta denilen görünmez bir engelden geçer. Bilim insanları bundan sonrasında sadece ne olacağına dair bilimsel temelli tahminler de bulabiliriz diyorlar.

Kara Delik Efsaneleri

Olay ufkunu geçtikten sonra tekillik olarak bilinen şey vardır: uzay ve zamanın bildiğimiz haliyle çözülüp durduğu sonsuz yoğun bir nokta. Uzay zamanında neredeyse sonsuz miktarda kütlenin yoğunlaştığı çok küçük bölgelerdir bunlar.

Harvard Üniversitesi Kara Delik Girişimi direktörü Avi Loeb, bu koşullar altında Einstein’ın yerçekimi bozulması için oluşturduğu denklemlerin geçerliliğini yitirdiğini söylüyor.

Tekillik gibi nesneler kuantum mekaniği ile açıklanmaktadır. Sorun, parçacıkların kuantum mekaniğinde davranış biçiminin, nesnelerin Einstein’ın genel görelilik kuramındaki davranışlarından son derece farklı olmasıdır.

Yani, bir kara deliğin içi bir çelişkidir: yer çekiminin son derece güçlü olduğu, ancak aynı zamanda sadece kuantum mekaniği ile anlaşılabilen bir yer. Bilim adamları bir asırdır “her şeyin teorisi”ni arıyorlar. Ojha’nın sözleriyle, “kara delikler şu anda Fizikteki en büyük soruların biridir.”

Harvard’dan kuantum yerçekimi profesörü olan Daniel Jafferis’e göre, mevcut hipotezler tüm bu çözümlerin gerçekte gerçekleştiği anlamına gelmez. Unutmayın! Elbette üretilen hipotezler bir noktanın ötesinde mümkün olabilir, ancak mutlaka doğru değildir.

Bir kara deliğe düşersem bu gerçekten benim sonum mu olur?

Mevcut fiziksel formunuzda evet!

Daha derin bir anlamda, belki de değil. Stephen Hawking sayesinde, kara deliklerin radyasyon yaydığını ve ortadan kaybolana kadar yavaşça büzüldüklerini biliyoruz.

Fakat kara delikler sonunda kaybolursa, kuantum mekaniği prensibini ihlal ederler, yani bir astronotun parçacıklarını bir yıldızdakilerden ayıran bilgi asla ortadan kalkmaz. Kara delikler nihayetinde ortadan kaybolacaksa, milyarlarca yıllık varoluş sırasında topladıkları bilgiler nereye gidiyor?

Daniel Jafferis ve ekibi, toplanan bilginin Hawking radyasyonu olarak bilinen şeyden kaçtığına inanıyorlar. Olay ufkunun yakınında (spagettifikasyondan sonra geri dönüşü olmayan görünmez nokta) nesneler son derece hızlı hareket ediyor, sıcaklıklar ve radyasyon seviyeleri yükseliyor.

Tam orada, kütle en temel durumuna indirgeniyorlar: kuantum parçacıklarına! Bu parçacıklar sadece çiftler halinde bulunuyorlar, kuantum düzeyde karmakarışık hale geliyorlar.

Bilgi paradoksunun bir çözümü, çiftin bir parçacığı kara deliğe düşse bile, diğer çift kaçabilir ve bilgiyi evrene geri taşıyabilir.

Bu teoriye göre, talihsiz bir astronot bir kara deliğe girerse, kuantum bilgilerinin bir kısmı sonunda Hawking radyasyonu şeklinde karadelikten dışarı atılır. Bu küçük parçacıkların her biri, kuantum düzeyinde, bilginin kara delikten kaçamayan kısmına sıkıca dolanır.

Jafferis, kavramı bir ateş ve bir kitapla açıklıyor. Bir kitabı yaktığınızı düşünün. Artık sayfalardaki bilgileri okuyamazsınız, ancak bilgiler başka bir biçimde mevcuttur: Dünya’ya ve gökyüzüne dağılmış kül ve duman haline gelmiştir. Ama hala varlar!

NASA’dan Ojha, “Bu çok hafif bir açıklama” diyor, ama yine de bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz.

Karadelikte neler olabileceğini açıklamak için başka hangi fikirler var?

Bazı bilim adamları, hepimizin bildiği üç boyutlu gerçekliğin, evrende bilgiyi depolamanın tek yolu olmadığını düşünüyor. Teorilerine göre, bir şey bir kara deliğe düşerse, hem tekillikte çarpılabilir (mekanın ve zamanın dengesizleştiği yerlerde) hem de radyasyon olarak olay ufkunun içinde kalabilir.

Bu perspektiften, bir karadeliğin olay ufku aslında evrenin görünüşte 3D olan bilgileri depolayan iki boyutlu bir düzlemidir.

Bilim adamları bunu açıklamak için bir hologram benzetmesini kullanıyorlar. Hologramlar, yalnızca iki boyutta var olan bilgilerin 3D bir temsilidir. Daha büyük ölçekte, bu teori hiçbir şeyin “içi” olmayabilir demek istiyor; başka bir deyişle, tüm evren bir hologram olabilir!

Bu zihin büken bir kavram ama daha garip olanlar bile var.

Başka bir teori, her kara deliğin sonunda beyaz bir delik, asla giremeyeceğiniz bir yer olabileceğini söylüyor. Beyaz bir delikte zaman geriye doğru gider ve kütle kütle olmaz, tam tersi olur.

Bu, yumurtaların kırılamayacağı bir yerdir – bilim adamlarının Evren’in hiçbir yerinde hiç görmediği, ancak teoride potansiyel olarak gerçekleşebileceğini düşündüğü bir varsayımdır.

Bazıları, hem beyaz delikler teorisi hem de holografik prensibin Einstein’ın solucan delikleri gibi diğer çözümlerini paylaştığı bazı temel fikirlerini ihlal ettiğini düşünüyor.

Ojha, “Sorun şu ki, genel görelilik denklemlerini kullanmaya devam ederseniz, temel olarak bu denklemleri ihlal edersiniz” diyor. Yani kabul etmediğiniz denklemleri kullanmaya devam ediyorsunuz.

Peki bu çözülebilecek mi?

Astrofizikçilere bu soru sorulduğunda asla bilemeyeceğimizi ya da çok uzun zaman alabileceğini belirtiyorlar. Harvard’dan Avi Loeb şöyle cevap veriyor: “Yüz yıl içinde kuantum mekaniğini ve yerçekimini birleştiremedik. Bu yüzden, geleceği tahmin etmenin en azından yüzlerce yıl alacağını düşünüyorum. ”

Konuyla ilgili hazırlanan kısa bir belgesel izlemek isterseniz…

Kaynak: https://www.popsci.com/story/space/inside-a-black-hole-space/

Matematiksel

Etiketler

Busra Meral

Okumak, araştırmak, yeni şeyler öğrenmek, bunlar üzerinde düşünmek, tartışmak ve paylaşmak benim için büyük keyif. Yazmak ise bambaşka bir dünya. Paylaştıkça her şeyin daha güzel olacağına gönülden inanıyorum."Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven ol. Sakın beşincisi olma, helak olursun." Nebiler nebisi Hz. Muhammed (sav)"Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." Francis Bacon
Başa dön tuşu