Geçen Yüzyılın Ardından Tunguska Olayı Hakkında Ne Öğrendik?

30 Haziran 1908’de, sabah 7’den kısa bir süre sonra, Sibirya’daki tanıklar, gökten inen ve parlak bir kuyruğu olan mavi-beyaz bir ateş topu gözlemlediklerini bildirdi. Ateş topu, yoğun ormanlık, seyrek nüfuslu bir alanda, Tunguska Nehri Vadisi’nin üzerinde patladı. Sonraki süreçte yapılan araştırmalar, bu patlamanın 10 hidrojen bombasına eşdeğer 10 megaton TNT gücüne sahip olduğunu gösterecekti. Bu patlama tarihe Tunguska Olayı olarak geçti.

Olaya yakın birkaç tanık olmasına rağmen, patlamanın sesleri yüzlerce kilometre öteden duyuldu. Ayrıca patlama dalgası Avrupa’daki meteorolojik kayıt alanlarında kaydedildi. Muazzam bir hava patlaması 2000 km2′den fazla ormanın dümdüz olmasına ve yanmasına neden oldu. Yıkılan bölge New York şehrinin iki katından daha fazlaydı.

Patlamanın olduğu yerdeki bir çoban, bu yıkıma tanık olan birkaç kişiden biriydi. Kulübesi patlamayla birlikte tamamen dümdüz olmuştu. Ayrıca patlamadan birkaç on kilometre ötedeki diğer tanıklar patlama esnasında ayaklarının yerden kesildiğini bildirdiler. Kimileri ise bilinçlerini kaybettiklerini söyledi. Uyandıklarında duman ve yanan ağaçlar ile karşılaşmışlardı.

1908’de Sibirya’daki Tunguska olayının yaklaşık yerini gösteren harita,

Dünyanın dönüşü göz önüne alındığında, eğer bu olay sadece birkaç saat sonra gerçekleşmiş olsaydı, St. Petersburg’u tehdit edecekti. Daha da kötüsü, ateş topu Londra, Paris veya Tokyo gibi büyük bir metropolde patlasaydı, milyonlarca insan ölecekti. Şimdi asıl önemli soruya geçelim.

Tunguska Olayı’nda devrilen veya radyasyon yanıkları görülen ağaçların ve orman yangınlarının yüzey alan karşılaştırması. Kaynak: ScienceDirect

Tunguska Vadisinde Ne Oldu?

Patlama sırasında, Rusya siyasi çalkantıların ortasındaydı. Sonuç olarak, Tunguska olayıyla ilgili hızlı bir yanıt veya soruşturma yapılmadı. 1924’te bölgede çalışan jeologlar hayatta kalan tanıklarla görüştüler. Patlamanın en az 1 milyon km2’lik bir alanda duyulduğunu belirlediler. Ayrıca, ateş topunun yüzlerce insan tarafından gözlendiğini de buldular.

Rus bilim insanları bu durumun sebebinin bölgeye çarpmış olan bir asteroit olduğunu düşündü. Bir kanıt ya da çarpma kraterini bulmayı umarak 1927’de bölgeye gittiler. Şaşırtıcı bir şekilde, hiçbir krater bulamadılar.

Bunun sonucunda da bu patlamanın yaklaşık 7 km yükseklikte gerçekleştiğine kanaat getirdiler. Daha sonraki hesaplamalar, patlamadan sorumlu asteroitin boyutunun yaklaşık 25 ila 50 metre çapında olduğunu tahmin etti. Ancak bu tahminlerin ötesinde konu ile ilgili birbirinden ilginç teoriler de ileri sürülmüştü.

Tunguska olayının merkez üssüne yakın bir alan

Tunguska Olayı İle İlgili ilginç Teoriler

Örneğin kimilerine göre bu olay, atom altı bir parçacığın karşıt yükteki ilgili antiparçacığıyla çarpışması ve muazzam miktarda enerji üretmesi sonucunda gerçekleşmişti.  Antimadde teorisi, gözlemlenen ışık olaylarını ve bölgede neden hiçbir asteroit veya kuyruklu yıldız kalıntısı bulunmadığını açıklamaktaydı. Ancak, bu kadar büyük antimadde yığınlarının varlığı teorik olarak imkansız kabul edilmektedir. Bir başka spekülatif hipotez, 1908 Sibirya patlamasının küçük bir kara delikten kaynaklandığını öne sürdü. Ancak ek başka kanıt olmadığı için bu teori de geçersiz olarak nitelendirilecekti.

1921-1929 yılları arasında patlama bölgesine yapılan keşiften fotoğraflar. Tunguska’nın gördüğünüz herhangi bir fotoğrafı, büyük olasılıkla birçok düzleştirilmiş ağaç gövdesinin siyah beyaz resimleridir.

1956 yılında Rus bilimkurgu yazarı Alexander Kazancev, patlamanın gerçek nedenini kendi açıklamasıyla birlikte “Patlama” adlı kısa romanını yayınladı. Hikayenin kendi versiyonuna göre, Tunguska olayına dünya dışı bir uzay gemisinin devasa nükleer patlaması neden oldu. Bu hipotez, Uluslararası UFO Ağının direktörü Valery Uvarov tarafından daha da genişletilecekti. İşin içinde artık gizemli metalik nesneler de vardı.

Binlerce yıldır bölgede yaşayan Evenki kabilesinin şamanlarına inanacak olursak da, Tunguska olayına Şimşek Tanrısı Agda neden olmuştu. Ayrıca bu patlamaya Nikola Tesla’nın ölüm ışını denemelerinin neden olduğunu iddia edenler de mevcuttu. Bunlardan nispeten daha mantıklı olan bir başka açıklama ise patlamanın sebebinin Dünya’ya çarpan bir kuyruklu yıldızla ilgili olmasıydı. Kuyruklu yıldızların büyük bir çoğunluğun buzdan oluştuğunu biliyoruz. Buna göre, buz Dünya atmosferine girdiğinde erimiş olmalıydı.

Tunguska Olayı Tarihte Kaydedilen En Büyük Patlama idi

Tunguska olayının gizemli yönü, hiçbir kraterin bulunamamasıdır. Ancak, bir krater olmasa bile, bilim insanları bu olayı yine de bir çarpma olayı olarak sınıflandırmaktadır. Ancak başta da dediğimiz gibi bu cismin dünyamıza çarpmadığı bunun yerine atmosferde patladığı düşünülmektedir. Aslında gerçek tüm teorilerden daha ürkütücüdür. Çünkü bu gerçek, olayın tekrar gerçekleşmesi ihtimali olduğunu ortaya koyar.

Aslında, Tunguska olayını anlamamız da onun küçük ölçekli bir benzerinin ileriki yıllarda yeniden gerçekleşmiş olmasıdır. 15 Şubat 2013’te , Rusya’nın Chelyabinsk kentinde daha küçük olmasına rağmen benzer bir hava patlaması meydana geldi. Bu olay modern zamanlarda gerçekleştiği için iyi belgelendi. Aslında bize Tunguska’da olanları anlamamıza yardımcı olacak birçok veri verdi. 

30 kilometre yükseklikte gerçekleşen ilk patlamada 500 kiloton TNT’ye eşdeğer bir enerji açığa çıktı. 

Chelyabinsk Meteoru Bize Ne Öğretti?

Chelyabinsk, yaklaşık 20 metre çapında ve yaklaşık 12.000 ton ağırlığında kayalık bir meteordu. Isı ve aerodinamik kuvvetler onun patlamasına neden oldu. Böyle bir patlama, eğer yeterince büyükse ve yere yeterince yakınsa, yapıları, ağaçları ve yüzeydeki diğer şeyleri yok edebilecek bir şok dalgası yaratır. Chelyabinsk, kabaca 500 kiloton TNT’ye eşdeğer bir güçle patlamıştı.

Patlayan nesnenin büyük bir kısmı atmosferde yansa da bir kısmı dünyaya ulaştı. Parçalardan biri Çebarkul gölüne düşerek 7 metre genişliğinde bir çukur açtı. Buna sebep olan parça 570 kg. ağırlığındaydı. Gökbilimciler patlayan cismin 17-20 metre genişliğinde, 10.000 ton ağırlığında bir asteroit olduğu sonucuna vardılar.

Buna karşılık, Tunguska’da gerçekleşen patlama bundan çok daha büyüktü. Patlamanın Chelyabinsk’in yirmi ila kırk katı civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ek olarak, Tunguska Chelyabinsk’ten daha hızlı bir biçimde dünyaya yaklaşmış ve yere daha yakın patlamıştı. Tunguska daha büyük olmasına rağmen, parçaları yumuşak, bataklık bir zemine düşmüşlerdi. Bu nedenle de bu parçaların çoğunun bulunması mümkün olmamıştı.

Bu olaya ithafen Birleşmiş Milletler, 30 Haziran 2016’da “Uluslararası Asteroid Günü” ilan etmiş ve uzayda gök cisimlerinin oluşturduğu Dünya ile çarpışma tehdidine karşı farkındalık yaratmayı amaçlamıştır.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu