Astronomi

Mars’taki Yüz İnsanların Hayal Gücünü Neden ve Nasıl Şekillendirdi?

Astrobiyolojinin amacı, Dünya dışındaki yaşamı keşfetmektir. Bu nedenle bilim insanlarının, evrenin bir köşesinde olası bir yaşam izine dair önce duyuru yapması, ardından da bu keşfin yanlış olduğunu kanıtlaması şaşırtıcı değildir. Ancak işin içine insan hayal gücü girdiğinde, bazı iddialar uzun yıllar varlığını sürdürebilir. Bunun çarpıcı örneklerinden biri, 1970’lerde görüntülenen ve “Face on Mars” yani “Mars’taki Yüz” olarak bilinen oluşumdur.

Kızıl gezegende göğe bakan dev bir taş yüzün bu­lunduğu Cydonia adlı bir yer var. Bulunduğu yer birçok alçak tepenin ve rüzgar aşındırması ile garip şekillerin olduğu bir bölge. Göktaşı izlerinin sa­yısı, bölgenin yüzlerce milyon yaşında olduğunu gösteriyor.

Dünya’nın Mars’tan gelen yağmacı bir yaratık ordusu tarafından istila edilebileceği fikri, artık ancak eski tarz bilimkurguya yakışan bir sahnedir. Modern teknolojinin ortaya çıkması ve bilgimizin artmasıyla birlikte, yaratıcı yazarlarımız bile ilerledi. Zeki yaşam formlarının Dünya’ya bu kadar yakın bir yerde yaşadığı düşüncesi, artık kurgu için bile fazla inandırıcılıktan uzaktır.

Ama evren hakkında daha fazla şey öğrendikçe, zekâmız eski ve yerleşik inançlarla çelişiyor. Acaba geleneksel kabuller gerçekten yanlış olabilir mi?

Mars’taki Yüz Aslında Neydi?

1976’da Viking Orbiter 1, Mars’ın yüzeyini taramak üzere gönderildi. Araç, gezegenin arazisini fotoğraflamak ve gelecekte gerçekleştirilecek Viking Landing 2 görevi için uygun bir iniş alanı bulmak amacıyla tasarlanmıştı.

Fotoğrafları inceleyen araştırmacılar, Mars’ın Cydonia bölgesine ait görüntüler arasında, insan yüzü biçiminde görünen ve yaklaşık bir mil genişliğinde olan bir tepe fark etti. NASA bunun yalnızca ışığın yarattığı bir yanılsama olduğunu söyledi ve görüntüyü “Mars Yüzü” adıyla yayımladı.

Ancak birçok meraklı, fotoğrafların dikkatle incelenmesinin bazı oluşumların doğal değil, yapay olduğunu gösterdiğine inandı. Kimi insanlar bu yüzün zeki bir yaşam formunun eseri olduğunu öne sürdü. Kimileri de yüzün yakınındaki üçgen biçimli tepelerin aslında piramitler olduğuna inandı.

1998 ve 2001 yıllarında Mars Global Surveyor, Cydonia bölgesinin yeni fotoğraflarını çekti. Bu görüntüler, “Mars Yüzü”nün ve diğer coğrafi şekillerin aslında çok daha masum olduğunu gösteriyordu. Bu sadece büyük bir kaya oluşumuydu. Aşağıda 2007 yılında çekilen bir başka fotoğrafı görüyorsunuz.

Mars Keşif Yörünge Aracı tarafından 2007’de çekilen Mars’taki yüz fotoğrafı. Bu fotoğraflarda, “insan yüzünün” bir gölge oyunu olduğunu kanıtladı.

Ancak daha da şaşırtıcı biçimde, “Mars Yüzü” meraklıları bu yeni görüntülerin bölgede dev bir buzulun altında donmuş halde duran bütün bir şehri gösterdiğini iddia etti.

İnsan yüzüne benzer oluşum, pek çok teoriyi beraberinde getirdi. Bu ve bunun gibi kitaplarda insanların bu teorilere olan inançlarını güçlendirdi.

Neden Her Yerde Yüzler Görüyoruz?

Mars’taki yüzün gerçek olduğuna inananlar, “pareidolia” adı verilen psikolojik bir olgunun etkisine kapılmıştı. Pareidolia, beynimizin görsel uyaranlarda tanıdık desenler görme eğilimidir. Aslında hepimiz bu eğilime sahibiz.

Yüzler, pareidolinin en yaygın sonuçlarından biridir. İnsanlar yüzleri ahşap dokularında, yiyeceklerde ve gündelik hayattaki birçok nesnede görür. Beyin, yüzleri algılayacak şekilde çalışır. Bu durum şaşırtıcı değildir çünkü insanlar başkalarını tanımak için öncelikle yüzleri kullanır.

Ancak bu özellik, gerçekte var olmayan yüzlerin de algılanmasına neden olur. En basit örnek klasik gülen yüzdür. Bu şekil iki nokta ve bir eğri çizgiden oluşur. Bu kadar basit bir geometrik yapı olmasına rağmen, insanlar onu bir yüz olarak görür. Bu algıyı engellemek neredeyse imkânsızdır. Araştırmacılar Mars’ta da gülen yüz benzeri şekiller gözlemlemiştir.

NASA’nın Mars Reconnaissance Orbiter (MRO) adlı aracı, Mars’ta bir yüzün fotoğrafını daha çekti. Ancak bu sefer görüntü bir insan yüzünden ziyade bir ayıya ait gibi gözüküyordu.

Belirsiz görsel uyaranlar, pareidolia için son derece elverişli bir zemin oluşturur. Gaz bulutları ve galaksiler, beynimizin desen tanıma yeteneğini harekete geçirecek kadar belirgin yapılar içerir. Gökyüzündeki yıldızlar da tanıdık şekilleri andıran düzenler sunar. Bu nedenle takımyıldızlar ortaya çıkmıştır. Teleskobun icadından bu yana, gözlemlediğimiz gök cisimlerine verdiğimiz adlarda pareidolia önemli bir rol oynamıştır.

En ikonik örneklerden biri Atbaşı Bulutsusu’dur. Bu bulutsu, adını doğrudan görünüşünden alır. Yandan bakıldığında, bir sonraki hamlesini bekleyen kozmik bir satranç taşını andırır.

Atbaşı Bulutsusu, Avcı (Orion) takımyıldızında yer alır. Orion Moleküler Bulut Kompleksi’nin bir parçasıdır.

Sonuç Olarak

Bilim, hayal gücünden beslenir. Ancak gerçekte var olmayan şeyleri görme yanılgısına düşmemek için bu hayal gücünün kontrolden çıkmasına izin vermemek gerekir. Bir gün kendinize, “Acaba başka bir gezegende devasa bir insan başı heykeline mi bakıyorum, yoksa sadece engebeli bir tepe mi görüyorum?” diye sorarsanız, pareidolia kavramını bilmek, gördüğünüz ‘yüzü’ doğru değerlendirmeye yardımcı olacaktır.


Kaynaklar ve ileri okumalar


Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bunlar da ilgini çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir