Dünya’mızın yörüngesinde casusluk yapmak için bulunan ve sürekli bizi gözetleyen bir uzaylı uydusu olabilir mi? Kara Şövalye Uydusu ( Black Knight Satellite) adı verilen gizeminin özündeki soru budur. Ayrıca Her gizemli olayda olduğu gibi Nikola Tesla adı da bir biçimde bu konu ile ilişkilidir.
Komplo teorisyenlerine göre Kara Şövalye uydusu, uzaylılar tarafından yapılmış yapay bir uydudur ve yaklaşık 13.000 yıldır Dünya’nın yörüngesinde dolaşmaktadır.

Bu iddiaya göre NASA ve diğer uzay ajansları uydunun varlığından haberdardır. Ancak başka uygarlıkların varlığının halkta paniğe yol açmasını önlemek için bunu gizlemektedir. Hatta uzay mekiği Endeavour tarafından çekilmiş en az bir net fotoğrafının bulunduğu bile öne sürülür.
Kara Şövalye Uydusu İle Nasıl Tanıştık?
Kara Şövalye efsanesinin başlangıcı genellikle Nikola Tesla’ya dayandırılır. İddiaya göreTesla, 1899’da yaptığı deneyler sırasında uzaydan geldiğini düşündüğü garip bir radyo sinyali yakalamıştı. Sinyal düzenli aralıklarla tekrarlanan tıklamalardan oluşuyordu. Bu kadar düzenli olması, Tesla’ya bunun doğal değil, bilinçli bir kaynaktan gelmiş olabileceğini düşündürdü. Ancak o dönemde kimse bu sinyalin ne olduğunu bilmiyordu.
Yıllar sonra, 1928’de Norveçli bilim insanları kısa dalga radyo deneyleri yaparken “uzun gecikmeli yankılar” adı verilen bir olguyla karşılaştı. Bazı araştırmacılar, bu yankıların yörüngedeki bir cisimden yansıyor olabileceğini öne sürdü.

1954’te hikâye bir kez daha gündeme geldi. Bazı gazeteler, ABD Hava Kuvvetleri’nin Dünya yörüngesinde en az iki yapay uydu tespit ettiğini yazdı. Fakat bu iddia da kısa sürede çöktü. Haberin, bir UFO kitabını tanıtmak isteyen bir yazar tarafından uydurulduğu ortaya çıktı. ABD Hava Kuvvetleri böyle bir açıklama hiç yapmamıştı.
1960’ta gazeteler, yörüngede kimliği belirsiz başka bir cismin bulunduğunu yazdı. Bu cisim, Dünya’nın kuzey ve güney kutuplarına tam hizalı olmayan, eliptik ve yarı kutupsal bir yörüngede hareket ediyordu. Bir turunu ise yaklaşık 104,5 dakikada tamamlıyordu.
Tesla’dan Sonra: Black Knight Uydusu Komplosu Gelişiyor
1963’te astronot Gordon Cooper, Mercury-Atlas 9 görevi sırasında telsizden garip, yeşilimsi bir cisim gördüğünü bildirdi. NASA daha sonra Cooper’ın karbondioksit seviyelerinde sorun yaşadığını ve halüsinasyon görmüş olabileceğini açıkladı.
Ancak komplo teorisyenlerine göre işin şüpheli tarafı şuydu: Avustralya’nın Perth kenti yakınlarındaki Muchea Takip İstasyonu’nda görevli yaklaşık 100 kişi de aynı cismi radar ekranlarında görmüştü. Ancak NASA gerçeği gizlemişti.

Kara Şövalye anlatılarında adı sık geçen bir diğer kişi de İskoç araştırmacı Duncan Lunan’dır. Lunan, 1973’te uzun gecikmeli yankıların kaynağını araştırmaya başladı. Norveç verilerini incelerken, yankıları bir grafiğe döktüğünde ortaya yıldız haritasına benzeyen bir şekil çıktığını fark etti. Bu harita onu Çoban takımyıldızındaki çift yıldız Epsilon Boötis’e götürüyordu.
Lunan’a göre haritadaki yıldızlardan biri olan Arcturus, bugünkü konumunda değil, 12.600 yıl önceki konumundaydı. Böylece Kara Şövalye’nin 12.600 yıl önce Epsilon Boötis’ten geldiği iddiası doğdu.
Kara Şövalye hikâyesinin son parçası ise uzay mekiğinden çekildiği söylenen fotoğraflardı. Endeavour 1998’de fırlatıldıktan sonra, astronotlar bir uzay yürüyüşü sırasında tuhaf bir cisim gördüklerini bildirdi. Cismin çok sayıda net fotoğrafı NASA’nın internet sitesinde yayımlandı.
Ancak iddiaya göre fotoğraflar sitede çok kısa bir süre kaldıktan sonra gizemli biçimde kaldırıldı. Daha sonra farklı bağlantılarla yeniden yayımlandı. Bu kez açıklamalarında cismin uzay çöpü olduğu yazıyordu.
Fakat komplo teorisyenleri için artık çok geçti. Geriye yalnızca birkaç soru kalıyordu: NASA neden Kara Şövalye’nin varlığını inkâr ediyordu? Bu cismin gerçek amacı neydi? Ve onu yapan uzaylı uygarlık kimdi?
Kara Şövalye Uydusu Aslında Neydi?
Kara Şövalye uydusu hikâyesi, birbiriyle pek uyuşmayan olayların sonradan aynı anlatıda birleştirilmesine dayanır. Hatta “Kara Şövalye” adının bile bu olaylarla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu isim büyük olasılıkla internet çağında hikâyeye eklenmiştir.
İlk iddia Nikola Tesla’ya dayanır. Tesla, 1899’da düzenli ve tekrarlı radyo sinyalleri yakalamıştı. O dönemde bu sinyallerin kaynağı bilinmiyordu. Bugün ise bunların pulsarlarla açıklanabileceğini biliyoruz. Bu nedenle Tesla’nın gözlemi, uzaylılara ait bir uyduya işaret etmez.
1928’de keşfedilen uzun gecikmeli yankılar da Kara Şövalye için kanıt sayılmaz. Bu yankıların Dünya’nın iyonosferindeki etkilerle ilişkili olduğu düşünülür. Yapay bir uydunun varlığına ya da konumuna bağlı olduklarını gösteren bir kanıt yoktur.
1960’ta yörüngede görüldüğü söylenen cisim de daha sonra tanımlandı. ABD Hava Kuvvetleri, bunun Discoverer VIII fırlatmasından kalan bir parça olduğunu açıkladı.
Duncan Lunan’ın çalışması da iddiayı desteklemez. Lunan, uzun gecikmeli yankıları uzaylılara ait bir araçla ilişkilendirmedi. Ayrıca daha sonra çalışmasında hatalar buldu ve görüşünü geri çekti.
Gordon Cooper’ın 1963’te yeşilimsi bir cisim gördüğü iddiası da güvenilir değildir. Cooper, bu hikâyenin UFO meraklıları tarafından uydurulduğunu söyledi. Avustralya’daki takip istasyonunda 100 kişinin aynı cismi radarda gördüğünü doğrulayan resmî bir kayıt da yoktur.

Son olarak Endeavour fotoğrafları vardır. Bu fotoğraflar gerçekten çekildi, ancak görüntülerdeki cisim gizemli bir uydu değildi. Uzay yürüyüşü sırasında kopan bir termal battaniye parçasıydı.
Sonuç Olarak;
Kısacası Kara Şövalye hikâyesi ilgi çekicidir, ancak bu uydunun gerçekten var olduğunu ya da NASA’nın bunu gizlediğini gösteren güvenilir bir kanıt yoktur.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- The Truth About the Black Knight Satellite Conspiracy Theory. Yayınlanma tarihi: 3 Mayıs 2021; Bağlantı: The Truth About the Black Knight Satellite Conspiracy Theory/
- The Black Knight Satellite; Yayınlanma tarihi: 4 Haziran 2013; Bağlantı: https://skeptoid.com/episodes/4365
Matematiksel



