Tutum, Neden ‘Zeka’dan Daha Önemli?

Varoluşun en büyük problemlerinden birisi ‘ben dünyaya ne için geldim?’ sorusudur.

İnsanlar, sahip oldukları imkanlara bakarak bu sorunun kendileri için olağan cevaplarını tahmin etmeye çalışır.

Genel kanıya göre sahip olunan faktörler yaşam kalitesini, başarıları, mutlulukları şekillendirir. Çoğu insan da bu faktörlerin doğuştan geldiğine inanır. Doğuştan gelen zenginlik, zeka, yetenek ve benzeri gibi..

Kimileri de sahip olmadıkları faktörlere inat, zihinsel olarak sahip oldukları güç ile sınırları zorlamayı tercih edip o faktörleri adeta kendi elleri ile yaratırlar.

Zihinsel olarak sahip olunan bu güç, ‘bakış açısı’ dır.

**

Yukarıdaki faktörlerden zeka ve bakış açısı kıyaslamasını ele alırsak, Stanford Üniversitesi’nden yeni araştırmalar yüksek IQ’nun başarıda kaçınılmaz bir etken olduğuna dair fikrinizi (ve tutumunuzu) değiştirecektir.

Psikolog Carol Dweck tüm kariyerini tutum ve performans üzerinde çalışarak geçirdi ve son araştırması, tutumunuzun IQ’nuzdan daha iyi bir başarı göstergesi olduğunu gösteriyor.

Dweck, insanların temel tutumlarını iki kategoriye ayırmış: sabit bir zihniyet ya da büyüme (gelişme) zihniyeti.

Sabit bir zihniyette, olduğunuz kişiyi değiştiremeyeceğinize inanırsınız.

Bu inanış, zorlandığınız zaman sorun yaratır çünkü ele alabileceğinizden daha fazla görünen herhangi bir şey, kendinizi umutsuz ve bunalmış hissetmenize neden olur.

Büyüme zihniyetine sahip insanlar ise, çabalarıyla gelişebileceklerine inanırlar.

Daha düşük bir IQ’ya sahip olsalar bile, sabit bir zihniyete sahip olanlardan daha iyi performans gösterirler çünkü zorlukları kucaklar ve zorlukları yeni bir şeyler öğrenme fırsatları olarak değerlendirirler.

Çoğunlukla zeki olmanın, insanın kendine güvenini sağlayacağı düşünülür. Öyle olabilir elbet, ama sadece kendine güvenmeyi sadece zekaya bağlamak da kolaya kaçmak oluyor.

Hayattaki belirleyici faktör, aksaklıkları ve zorlukları nasıl ele aldığınızdır.

Büyüme zihniyetine sahip insanlar, zorlukları ve aksaklıkların hedefe giden yolun kaçınılmaz bir parçası olduğunu bilir ve bunları engel olarak düşünmez. Onlar için bu süreçler bir sınav, gelişmek için bir adımdır.

Dweck’e göre de hayattaki başarı, başarısızlıkla nasıl başa çıkacağınla ilgili. Bu şekilde gelişim (veya büyüme) zihniyetine sahip insanların başarısızlığa yaklaşımını şöyle anlatıyor:

Hata bilgidir. Hatayı başarısızlık olarak etiketleriz, ama daha çok şunun gibidir: “ Bu işe yaramadı ve ben bir sorun çözücüyüm, bu yüzden başka bir şey deneyeceğim. ”

Davranışsal olarak sabit zihniyetli insanların mücadeleden kaçtığı yani kolayca vazgeçtiği görülürken büyüme zihniyetliler mücadeleyi sahiplenir ve aksaklıklarla yüzleşerek çözüm yolu ararlar.

Yine sabit zihniyetli insanlar efor sarf etmenin nafile olduğunu düşünür bu inanışları doğrultusunda. Büyüme zihniyetliler ise efor sarf etmeyi ilerlemenin yolu olarak görür.

Olumsuz eleştiriler sabit fikirli insanlar tarafından dikkate alınmazken büyüme zihniyetindeki insanlar tarafından öğrenme olarak algılanır.

Ancak ne tarafta olursanız olun değişiklikler yapabilir ve büyüme zihniyetini geliştirebilirsiniz.

Bu araştırmaya göre, büyümeye odaklı olmanıza yardımcı olacak bazı stratejiler:

Çaresiz kalmayın. Çaresiz hissettiğimiz anlar hepimizi vurur. Burada testimiz, bu duyguya yani çaresizlik hissine nasıl tepki verdiğimizdir.

Ya çaresizlikten ders çıkarıp ileriye doğru hareket edebiliriz ya da bizi aşağıya sürüklemesine izin veririz. Çaresizlik duygularına boyun eğmemiş ve mücadele etmiş sayısız başarılı insan var. Bu insanlar gelişme, büyüme zihniyetli olmasalar reddedilme ve umutsuzlukta vazgeçerlerdi.

Gelişim zihniyetine sahip insanlar başarılı olabilmeleri için, başarısız olmaya da istekli olur ve sonra tekrar sıçramaları gerektiğini bilirler.

Tutkulu olun. Güçlenmiş insanlar tutkularını aralıksız sürdürür. Her zaman, daha doğal yetenekli birileri olacak, ama yetenek eksikse bile, bunu tutku ile telafi edebilirsiniz.

Warren Buffet, 5/25 tekniği ile en doğru tutkularınızı bulmanızı önerir: En çok önemsediğiniz 25 şeyi yazın. Ardından, alttan 20’sini silin. Geri kalan 5 gerçek tutkunuzdur. Diğer her şey sadece dikkat dağıtıcıdır.

Harekete geçin. Büyüme zihniyetine sahip insanlar korkularını aşabiliyorlar çünkü bizden daha cesurlar.

Korku ve endişenin, duygularını felç ettiğini biliyorlar ve bu felci aşmanın en iyi yolu harekete geçmek.

Büyüme zihniyetine sahip insanlar, ilerlemek için gerçekten mükemmel bir an diye bir şey olmadığını bilirler. Harekete geçmek, tüm başarısızlık endişelerinizi ve kaygınızı pozitif, odaklanmış enerjiye döndürür.

Ekstra bir mil (ya da iki) ileri gidin. Güçlenmiş insanlar, en kötü günlerinde, zamanlarında bile her şeyleri ile vardır ve her şeylerini verirler ilerleme yolunda.

Yapabileceğiniz şeylere, fiziksel veya başka bir şeye sınırlar koyarsanız, hayatınızın geri kalanına yayılır. İşinize, ahlakınıza, tüm varlığınıza yayılacak. Sürekli seviyesinizi aşmaya odaklanın çünkü  her gün biraz daha iyi olmuyorsanız, muhtemelen daha da kötüye gidiyorsunuz.

Sonuçları bekleyin. Büyüme zihniyetine sahip insanlar, zaman zaman başarısızlığa uğrayacaklarını bilirler, ancak çabaladıkları sonucu beklemeyi engellemelerine asla izin vermezler. Sonuçları beklemek sizi motive eder ve güçlendirmenin döngüsünü besler. 

Esnek olun. Herkes beklenmedik sıkıntılarla karşılaşır. Büyüme odaklı bir zihniyete sahip olan insanlar, sıkıntıları onları geri tutan bir şeyin aksine,  iyileştirme aracı olarak benimserler.

İşler yoluna gitmediğinde şikayet etmeyin. Şikayet, sabit bir zihniyetin bariz bir göstergesidir. Büyüme zihniyeti her şeyde fırsat arar, bu yüzden şikayete yer yoktur. Ders çıkarma, fırsata çevirme vardır daha ziyade.

**

Biz insanlar çoğunlukla olumsuz düşüncelerin etkisini daha çok hissetmeye eğilimliyiz. Ancak bununla baş etmek de bizim elimizde.

Olumluya odaklanalım değil bu mesele kesinlikle. Kişisel gelişimde sürekli olumluya odaklanmak saçmalığı gerçek hayatla pek bağdaşmıyor.

Evet, gerçek hayatta zorluklar var, olumsuzluklar bolca var, haksızlık var, rekabet var, torpil var, savaş var, kavga- kaos var, yalan var.

Hele ki Türkiye’de son yıllarda ipin ucu bu konularda baya kaçtı. Ancak bizim mücadele bilincini oluşturacak şekilde irademizi güçlendirme ve pes etmeme yükümlülüğümüz de var.

Olumsuzluklara teslim olmak, ‘böyle gelmiş böyle gider’ sabit zihniyetini oluşturacaktır.

Ancak değişim, hayata anlam katma, varoluşsal cevaplarınıza erişme de gelişme eğilimindeki bir zihnin eseri olabilir.

Kapital çağın zirvesinde olduğumuz şu sıralar buna odaklanmak da biraz zorlaşmış olabilir elbet.

Çünkü tüm sistem kendi varoluş hedefimizi sadece ‘şöhret’ ile tanımlatıyor bizlere medya aracılığıyla. Kendi şöhretini yaratma kavgası her günün kavgası oluyor haliyle.

Bu da zihni gelişme evresine sokmamızı engelleyip, aslında çoğu bize ait olmayan sadece kanıksatılmış hedefler peşinden koşmamıza sebep oluyor.

Dolayısıyla dikkat dağınıklığının ve özgünlük kaybının yetişkinlerde ve özellikle gençlerde had safhada olması şaşılacak bir durum olmuyor.

İşte bu süreçte formül belki de zihnimizi ağlardan kurtarıp kendimizi gerçekten tanımaya, anlamaya, bulmaya çalışmak olabilir.

Yani yine bakış açımızı, tutumumuzu revize ederek bu döngüde kaybolmaktan kurtulabiliriz. Böylelikle gerçek tutkularımıza, amaçlarımıza odaklanabilmek kolaylaşır.

Farkındalığımızı artırarak hem bu süreci daha rahat ele alabiliriz hem de zihnimizin yapay değil, gerçek sesine kulak verebiliriz.

Ceren Demir

Kaynak Makale:

http://www.talentsmart.com/articles/Why-Attitude-Is-More-Important-Than-IQ-982658569-p-1.html

Matematiksel

Paylaşmak İsterseniz

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın

Zihinsel Dayanıklılığı Yüksek İnsanların 7 Alışkanlığı

Zihinsel dayanıklılık geliştirilebilen bir özelliktir… Önce zihinsel dayanıklılığı tanımlayalım: “Çok çalışabilme ve başarısızlık ya da …

2 Yorumlar

  1. Elif Nur Özer

    Kendime şöyle bi baktım da sonuna kadar sabit fikirli insan modeliyim. Esnek bir insan olmayı çok isterdim fakat bunun için önce tutkularımı tekrar canlandırmam gerek. Yoksa bu halimle esnek olamayacak kadar çok güçsüzüm…

  2. Merhaba Sevgili Elif.. Ben de dönem dönem herkes gibi tutkularımın ateşinin söndüğünü hissediyorum zorluklar karşısında..
    Ama dediğiniz gibi bu ateşi yine biz körükleyebiliriz iç ve dış etkenlere teslim olmazsak..
    Gücümüz azalır, umudumuz kırılır hayatın akışında. Ama nefes aldıkça kapanan tüm kapılara inat yeni kapılar inşa etmeye çabalamalıyız.. Çünkü umut gelince tutku da gelecektir..
    Sevgi ve saygılarımla..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');