Nöroplastisite: Beyin Zamanla Bazen İyi Bazen de Kötü Biçimde Değişir!

“Beyin karmaşık bir yapıdır!” gibi cümleleri hepimiz duyduk. Beynimiz ile ilgili bir çok bilgiyi okuyup öğrenmeye çalıştık. Ancak bu esnada bazılarımızın gözden kaçırdığı önemli bir bilgi daha olabilir. İnsanlar sabit bir beyin potansiyeline sahip olduklarını düşünseler de yanılıyorlar. Beyin her zaman değişir, kendini iyi ve kötü yaşam deneyimlerine adapte eder. Sinirbilimciler bu durumu nöroplastisite olarak adlandırırlar. Bu nedenle bu makaleyi okumayı bitirdikten sonra beyninizin farklı olacağını garanti ediyoruz!

Yeni bir şey öğrendiğimizde nöronlarımız arasında yeni bağlantılar kurarız. Yeni koşullara uyum sağlamak için beynimizi yeniden düzenleriz. Bu günlük olarak gerçekleşir, ancak aynı zamanda teşvik edebileceğimiz bir şeydir. Nöroplastisite genellikle sorunlarla başa çıkmamıza yardımcı olsa da bazen işler ters gider. Bunun sonucunda da ve nöroplastisitenin ürettiği değişiklikler kişiye zarar verebilir. Bu yazıda, biri olumlu ve biri zararlı olmak üzere iki nöroplastisite vakasını ele alalım. Ancak önce en baştan başlayalım.

Nöroplastisite Nedir?

Nöroplastisite, iki terimin birleşimidir: nöro ve plastisite. Beyinle ilgili bir şeyden bahsederken, nöro ön ekini kullanırız. İkinci terim olan plastisite beynin esnek bir yapıda olduğu gerçeğine atıfta bulunur. Biriyle tanıştığınızda veya yeni bir gerçeği öğrendiğinizde bu durum beyniniz yapısını ve işlevini değiştirir. Bazı olaylar, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma şeklini etkiler. Bu da beynin olayları nasıl yorumladığını şekillendirir. Tüm bu değişiklikler de davranışlarımızı değiştirir.

Bağlantılı olsalar da nöroplastisite ve nörojenez farklı iki kavramdır: Nöroplastisite, beynin yeni bağlantılar ve yolaklar oluşturabilmesi ve devrelerini değiştirebilmesi iken, daha inanılmaz olan nörojenez, beynin yeni nöronlar oluşturabilmesidir.

Nöroplastisite” terimi ilk olarak 1948’de Polonyalı sinirbilimci Jerzy Konorski tarafından nöronal yapıda gözlemlenen değişiklikleri tanımlamak için kullanıldı. Ancak bu terim 1960’lara kadar fazla dikkat çekmedi. 1960’larda, travmatik bir olaydan sonra nöronların “yeniden organize olabildikleri” keşfedildi. Daha sonra yapılan araştırmalar stresin sadece beyin fonksiyonlarını değil beynin yapısını da değiştirebildiğini gösterdi.

Barbara Arrow Smith
Barbara ArrowSmith-Young beynini değiştiren kadın olarak bilinir. Bunun nedeni yapısal ve fonksiyonel bozuklukları olduğu teşhis edilen beynini nöroplastisite kavramı ile tanışması sonucunda çeşitli bilişsel egzersizler ile zorlayarak geliştirmesidir. İlerleyen yıllarda Barbara ArrowSmith üniversiteyi bitirmiş, yüksek lisansını tamamlamıştır. Kendisi şu an da Merkezi Kanada’da bulunan ve öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin eğitim gördüğü ArrowSmith eğitim kurumlarının kurucusudur.

Nöroplastisite yaşla birlikte değişir. Yaşlandıkça, beyin yeni şeyler ve durumlarla başa çıkmak için farklı yollar bulmaya devam eder. Bunu yapabilme yeteneği beynin sağlığı ile ilgilidir. İşte bu nedenle, egzersiz yapan ve çok sayıda ilgi çekici kitap okuyan yaşlı insanlar bir şeyleri daha az unutur. Ancak dikkate almamız gereken ikinci konu, bazı nöroplastik olayların bize yardımcı olmayabileceği ve hatta aşırı derecede zararlı olabileceğidir! Bu durum ise uyumsuz plastisite olarak bilinmektedir.

Sosyal Deneyimler ve Nöroplastisite İlişkisi

Hayatımızda öğrenme ve beyin gelişiminin güçlendiği belirli zaman dilimleri vardır. Bu yüksek plastisite anlarına kritik dönemler denir. Nöroplastisite için de kritik dönemler vardır. Son kanıtlar, 15-20 yaşları arasında beynin kendini dönüştürme potansiyelinin zirvesinde olduğunu göstermektedir. Ergenlik, sosyal yeteneklerimizin gelişmesinde önemli bir dönemdir çünkü arkadaşlar ve yetişkinlerle daha yakın etkileşime girmeye başladığımız zamandır. Beynimiz bu dönemde çok fazla sosyal bilgi ile uğraşmak zorunda kalırken, nöronlarımız, bir kişinin sosyal dünyada gezinmesine yardımcı olmak için kendi aralarında karmaşık sinir devreleri oluşturmaktadır.

Beyin, nöron adı verilen birçok sinir hücresinden oluşur. Beynin hemen her bölgesinde, nöronlar miyelinasyona uğrarlar. Miyelinasyon, bir aksonun etrafında miyelin üretimi anlamına gelir. Miyelin, elektrik tellerinin kauçuk kılıfı gibi işlev görür ve bilginin bir nörondan diğerine geçme hızını arttırır. Miyelinizasyon, beynin çalışmasının verimliliğini büyük ölçüde artırır. Beynin, medial prefrontal korteks (mPFC) olarak adlandırılan, duyguları, hafızayı ve sosyal bilgileri anlamlandırmamıza yardımcı olan kısmı, miyelinli son bölgelerden biridir. MPFC’nin miyelinasyonu ergenlik döneminde gerçekleşir.

Sorun şu ki, bu tür etkileşimlere hazır doğmayız. Beyin hücreleri ve devrelerin hepsi orada olmasına rağmen, öncelikle bu devreleri iyileştirmemiz ve işlevlerini optimize etmemiz gerekir. Bunun için yapılması gereken şey aslında basittir. Sosyal etkileşimde iyi olmak istiyorsanız, önce etkileşime girmelisiniz! Ergenlik sırasında bir genç sosyal deneyimlerle meşgul olmaz ise bu durum gerekli devrelerin gelişimini engelleyeceğinden ergenlik sonrası da tüm yaşamı etkilenecektir. Araştırmacılar, yavru bir farenin sosyal temastan yoksun kalması durumunda diğer farelerle etkileşimden kaçınacağını göstermiştir. İzole edilen hayvan daha sonra başka farelerle birlikte bulunsa da normal davranışını geri kazanamamıştır. Dolayısıyla, uygun sosyal deneyimlerin eksikliği varsa, sosyal davranış sonsuza kadar değişir.

Uyumsuz Plastisite Örneği: Hayalet Uzuv Sendromu

Savaşlar ve hastalıklar, bir uzvun kesilmesi de dahil olmak üzere birçok korkunç sonuca neden olabilir. Uzuvları kesilen bazı insanlar, kesilen parçanın hala var olduğuna dair fiziksel bir duyuma sahiptir. Bu duruma hayalet uzuv sendromu denir.

Bu nedenle çoğu hasta ampütasyon sonrasında vücudundaki kaybedilen bölgenin hala orada olduğunu düşünür. Bazı durumlarda bu bölgelerde karıncalanma hatta kaşıntı hissiyatına sahip olduğundan yakınır. Hayalet uzuv sendromu on altıncı yüzyıldan beri bilinmesine rağmen bu durumun nöroplastisite ile ilgili olduğunun düşünülmesi 1990’lar civarında gerçekleşmiştir. Ancak bu durum uyumsuz plastisite ile ilgilidir.

Beynin, dünyayı dokunma duyusu yoluyla yorumlamaktan sorumlu olan somatosensoriyel korteks (SSC) adı verilen bir kısmı vardır. “Yüzey pürüzsüz mü?” ve “Zemin soğuk mu?” gibi soruları bu bölge cevaplar. SSC ayrıca propriyosepsiyon adı verilen bir şeyden de sorumludur. Bu kelimenin ne anlama geldiğini açıklamadan önce şu deneyi yapın. Gözlerinizi kapatın ve işaret parmağınızın ucuyla burnunuzun ucuna dokunmaya çalışın. Yapabildiyseniz bu süper gücünüz için kendinizi tebrik edebilirsiniz. İşte bu propriosepsiyondur. Yani gözlerimiz kapalıyken bile vücudumuzun ve bölümlerinin pozisyonunu biliyoruz.

Hayalet Uzuv Sendromu Neden Kaynaklanır?

Bir uzvu kaybedersek, o uzuvdan sorumlu SSC içindeki bölge işlevini yavaşlatır, ancak bazen işler ters gider ve eksik uzuvdan sorumlu beyin bölge hiperaktif hale gelir. Örneğin, bacak amputasyonu vakalarında, nöroplastisite, uyluktan sorumlu olan gibi SSC’deki komşu bölgelerin eksik bacak bölgesinin kontrolünü ele geçirmesine izin verir. Olası bir açıklama, uyluk bölgesindeki aktif nöronların, komşu bir bacak bölgesinin aktif olmadığını “keşfetmesi” ve bazı liflerini aktif olmayan nöronlara bağlanmak için uzatmasıdır. Bu durumda uyluk derisini uyaran bir şey olduğunda her ikisi de aktive olur. Böylece, uyluğa bir dokunuş, eksik bacakta bir dokunma hissini tetikler. Başka bir deyişle, beyin (veya en azından SSC), kayıp uzvun hala orada olduğuna inanarak duyusal deneyimi yanlış anlar.

Genel olarak, bu iki örnekten, beynin statik olmadığını, sürekli olarak zorluklara yanıt verdiğini görebilirsiniz. Beynimizin büyüleyici kabiliyetlerini günlük hayata uygulayabilmemiz nöroplastisiteyi teşvik etmeye istekli olmamıza ve hayata bakış açımıza bağlıdır.



Kaynaklar ve İleri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir Yorum

  1. Öğrenme güçlüğü çekenler ve aileleri için aydınlatıcı bir yazı.

Başa dön tuşu