
Birisi konuşurken söylediği kelimeleri zihninizde yazılı olarak görüyor musunuz? Ya da anlatılanları sanki zihninizde bir film oynuyormuş gibi canlandırıyor musunuz? Çoğumuz dünyayı algılama biçimimizin başkalarında da aynı olduğunu varsayarız. Oysa araştırmalar, insanların zihinsel imgeler konusunda oldukça geniş bir yelpazede yer aldığını gösteriyor.
Bazı insanlar zihninde son derece canlı görüntüler oluşturabilirken bazıları bunu neredeyse hiç yapamaz. Bir başkası müzik dinlerken şekiller görebilir, sayılara baktığında renkler algılayabilir. İşte duyuların ve zihinsel temsillerin bu sıra dışı biçimde birbirine bağlanmasına sinestezi diyoruz.
Sinestezinin ilginç türlerinden biri de “altyazı sinestezisi” olarak bilinen durumdur. Bu kişiler konuşma duyduklarında kelimeleri zihinsel bir altyazı gibi görür. Hatta bazıları kendi iç sesini ya da hayvan seslerini bile yazılı sözcükler halinde algılayabilir. Üstelik bu görüntüler kişinin isteğiyle ortaya çıkmaz; çoğu zaman kendiliğinden belirir.
2023’te yayımlanan bir çalışma, bu tür sinesteziye sahip 26 kişiyi inceledi. Katılımcıların çoğu başka sinestezi türlerine de sahipti. Bunlar arasında zamanı ya da sayıları zihinde belirli konumlarla ilişkilendirmek öne çıkıyordu. Çoğu kişi bu deneyimi okumayı öğrendiğinden beri yaşadığını söylerken, bazıları bunun ergenlikte başladığını belirtti.
Bu örnekler bize önemli bir şeyi gösteriyor: Beyin, duyulardan gelen bilgileri herkeste aynı biçimde işlemez. Bazı zihinlerde ses, renk, şekil, sayı ve yazı birbirinden daha az ayrı çalışır. Sinestezi de tam olarak bu farklılığın en dikkat çekici örneklerinden biridir.

Duyular neden birbirine bağlanıyor?
İnsan beyni farklı duyulardan gelen bilgileri sürekli birleştirir. Bu özellik yeni değil; atalarımız için de hayatta kalmanın temel araçlarından biriydi. Çalılıktan gelen bir sesi yalnızca duymak yerine aynı anda hareketi görmek ya da kokuyu almak, tehlikenin ne olduğunu daha hızlı anlamayı sağlıyordu. Beyin zaman içinde görme, işitme, koku ve diğer duyulardan gelen ipuçlarını birlikte değerlendirmede ustalaştı.
Bugün de aynı mekanizmayı kullanıyoruz. Gürültülü bir ortamda konuşulanları anlamakta zorlandığımızda karşımızdaki kişinin dudak hareketlerini görmek işi kolaylaştırıyor. Pandemi döneminde maskelerin iletişimi zorlaştırmasının nedenlerinden biri de buydu: Ses kulağımıza ulaşıyordu ama yüzün verdiği görsel ipuçlarının bir kısmını kaybediyorduk.
Zihinsel imgeler de benzer biçimde ek bilgi sağlar. Bir hikâyeyi dinlerken sahneleri gözümüzde canlandırmak, anlatılanları daha iyi anlamamıza ve hatırlamamıza yardımcı olabilir. Bu açıdan bakıldığında insanlar zihinsel görüntü oluşturma konusunda geniş bir yelpazeye yayılır. Bazıları son derece canlı görüntüler oluştururken bazıları zihninde hiç görüntü canlandıramaz.

Hatta beyin hasarı bu yetenekleri değiştirebilir. Bazı insanlar felçten sonra iç seslerini duyamaz hale gelirken yüksek sesle konuşmayı sürdürebilir. Başka vakalarda kişi görsel imgeler oluşturma becerisini kaybeder. Bu örnekler, zihnimizde “görmenin” ya da “duymanın” tek ve değişmez bir yetenek olmadığını; beynin farklı ağlarının birlikte çalışmasıyla ortaya çıktığını gösterir.
Sinestezi ise bu farklılıkların daha sıra dışı bir ucunda yer alır. Sinestezisi olan kişilerde bir duyusal ya da bilişsel deneyim, otomatik olarak başka bir deneyimi de harekete geçirir.
Ancak sinesteziyi yalnızca “duyuların karışması” olarak görmek eksik kalır. Asıl ilginç olan, beynin normalde ayrı tuttuğu bazı bilgi türleri arasında güçlü ve istemsiz bağlantılar kurmasıdır. Bu bağlantıların nasıl oluştuğu ise hâlâ araştırılmaktadır.
Sinestezi ile Yaşamak
Sinestezi bazen aynı ailede birden fazla kişide görülür. Bu da genetik etkenlerin işin içinde olduğunu düşündürüyor. Yine de araştırmacılar sinesteziyi tek bir gene bağlayabilmiş değil; büyük olasılıkla birkaç farklı gen ve beynin gelişim biçimi birlikte rol oynuyor.
Çoğu insan için sinestezi günlük yaşamı zorlaştıran bir durum değildir. Hatta bazı kişiler bu farklı algılama biçiminden yararlanır. Özellikle bellek ve zihinsel canlandırma gerektiren görevlerde avantaj sağlayabildiğini gösteren çalışmalar var. Ancak bu durum herkes için geçerli değil; sinestezi kişiden kişiye oldukça farklı yaşanıyor.
Belki de sinesteziyi asıl ilginç yapan şey tam olarak bu. Aynı sayı, aynı ses ya da aynı kelime herkesin zihninde aynı karşılığı bulmuyor. Kimi insan için bir harf yalnızca bir harftir; kimi insan içinse aynı harf belirli bir renkle, biçimle ya da başka bir duyumla birlikte gelir. Sinestezi, beynin dünyayı algılamak için tek bir yol kullanmadığını gösteren güzel örneklerden biri.
Kaynaklar ve İleri Okumalar:
- Hauw, Fabien & Soudany, Mohamed & Cohen, Laurent. (2022). Subtitled speech: Phenomenology of tickertape synesthesia. Cortex. 160. 10.1016/j.cortex.2022.11.005.
- Imagination is a spectrum – and 1% of people can’t mentally visualise things at all. Yayınlanma tarihi: 28 Şubat 2023. Kaynak site: Conversation. Bağlantı: Imagination is a spectrum – and 1% of people can’t mentally visualise things at all
- Rouw, Romke & Scholte, H.. (2007). Increased structural connectivity in Grapheme-Color Synesthesia. Nature neuroscience. 10. 792-7. 10.1038/nn1906.
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



