Sinirbilim

Sinestezi: Sesleri Koklamak, Şekilleri Duymak Mümkün mü?

Duyularımız dünyaya açılan pencerelerimizdir ve tüm deneyimlerimizi onların sayesinde ediniriz. Ancak bazı kişilerde duyular birbirine karışır, birleşir. Bu kişilerde duyma, dokunma, tad alma, görme, işitme iç içedir. İşte buna sinestezi ya da diğer adıyla birleşik duyu denir. Sinestezi, yani Yunanca syn (birlikte) ve aesthesis (algı/his/duyum) kelimelerinin birleşmesiyle ortaya çıkan “synaesthesia”, beynin herhangi bir algı modalitesini uyarmasıyla, diğer duyuların da harekete geçip birden fazla kanalda uyarılma oluşumuna verilen tıbbi isimdir. Bu bir hastalık ya da psikolojik bir sorun değildir. Sadece bir algı farklılığıdır. Bu kişiler yazıları okurken, kelimelerin yanında parıldayan renkler görebilir. Ya da Beethoven’ın konçertolarından biri onlar için bir havai fişek gösterisine dönüşebilir. Aslında kulağa pek de fena gelmiyor…

Sinestezi Neden ve Nasıl Oluşur?


Sinestezi bazen etkilen duyular ile kategorize edilmektedir. Renk grafem sinestezisi, rakam formu sinestezisi, ses renk sinestezisi, ses dokunma sinestezisi gibi gruplara ayrılmaktadır. Hastalıkta sadece duyular değil, algılarda birbirine karışabilir. Örneğin Grafem.-renk sinestezisi sonucunda kişiler harfleri renklerle ilişkilendirir. Bir başka sinestezi türünde ise insanlar sayıları bireyselleştir, a cinsiyet atar, hatta kişilik ve karakter özellikleri verebilir. Görsel Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/

Sinestezi; gelişimsel, sonradan kazanılmış veya farmakolojik olarak üç tipe ayrılır. Bunların arasında en sık rastlananı kalıtımsal olabileceği yönünde bulgular bulunan gelişimsel sinestezidir. Sonradan kazanılan sinestezi ise başka bir hastalığın varlığında oluşur. Örneğin, epilepsi hastalarında, koklama, görme, işitme, duyma, dokunma arası duyu geçişlerinde gözlemlenebilir. Farmakolojik sinestezi de, bazı kimyasalların kullanımı ya da beyindeki orta temporal lobun hasarı sonucunda ortaya çıkar. Ortalama iki bin kişide bir görülen sinestezinin kadınlarda görülme oranı, erkeklerden üç ila sekiz kat daha fazladır. Sinesteziklerin çoğu solaktır ya da çift el kullanır. Bu duruma herhangi bir ruhsal veya beyinsel rahatsızlık eşlik etmez, sağlıklıdırlar. Daha iyi bir hafızaya sahiptirler, bir şiirin dizelerini renklerle benimseyebilirler. Ancak kimi durumlarda, matematiksel ve mekânsal algı fonksiyonları zayıf olabilir. Bir kısmı hesap yapmakta zorlanır, sağ ve sol taraflarını karıştırır.

Bazı İnsanlar Renkleri Nasıl Duyabilir?

Sesleri renk olarak görmek. Kaynak: Nataliya/ Shutterstock

Sinestezinin kökenleri için evrensel olarak kabul edilen somut bir nörolojik teori yoktur. Bununla birlikte, sinestetik bir deneyime yol açabilecek beynin işleyişine dair bir fikir vermeyi başaran teoriler vardır. Çapraz etkileşme teorisi bunlardan bir tanesidir. Adından da anlaşılacağı gibi, bu teori, iki duyusal modalite arasındaki nöral bağlantılar arttığında sinestezi meydana geldiğini iddia eder. Bu, iki duyunun işlendiği alanlar beyinde birbirine yakın olduğunda meydana gelir. Bu teori, bu bağlantıların bir sonucu olarak sinestezi olan kişinin beyninin, olmayandan anatomik olarak farklı olduğunu varsaymaktadır. Bir diğer teori de bunun tam tersini söyler. Genellikle, birden fazla bölgeden gelen girdiler, bilgilerin birbirine bağlanması için merkezi bir işlem alanında birlikte işlenir. Merkezi işlem merkezindeki bir hata, girişin başlatılmadığı alana istenmeyen geri bildirim gönderilmesine neden olabilir. Bu teori, beynin anatomisinde bir sorun olmadığını söyler. Sorun geribildirim mekanizmasındadır.

Anlayacağınız sinir bilim ve psikolojideki tüm gelişmelere rağmen sinestezi gizemini hala korumaktadır. Araştırmacılar, bu gizemin çözüldüğünde sinir sistemi ve algı arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasında da büyük bir adım atılmış olacağını söylüyorlar. Gelecekte beyin yapısı ve sinir yollarının daha iyi anlaşılmasının yanı sıra gen haritalamasındaki ilerlemeler, türümüzün en gizemli ve merak uyandıran fenomenlerinden birinin kökenlerini ortaya çıkaracaktır. Bilim insanları işin nedenlerine kafa yorarken birçok sinestezik kişi, özel durumunu bir tür hediye gibi görerek sanatsal alanlarda başarının kapılarını zorluyor. Öyle ki dünyanın saygın heykeltıraş, müzisyen, ressam ve şairleri arasında bu hastalıkla yaşamış pek çok örnek var. Ressam Wassily Kandinsky, yazar Vladimir Nabokov, besteci Duke Ellington, Franz Liszt, Nikolai Rimsky Korsakov, fizikçi Richard Feynman ve şair Arthur Rimbaud ile Charles Baudelaire verilecek örneklerden bir kaç tanesi olabilir.

 Avrupa’da soyut sanatın öncülüğünü yapmış olan Wassily Kandinsky’nin çalışmalarından bir örnek. Resimde duyuların birbiriyle karışmasından ötürü bizlere garip gelen kavram karmaşaları sinestezik kişiler için normal olarak algılanmaktadır.

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu