Günümüzde, uydu görüntüleri sayesinde kuşbakışı haritaları incelemeye alışığız. Peki, 1502 yılında bu nasıl mümkün olabilirdi? Leonardo da Vinci, Imola haritasıyla bunu başardı.

16. yüzyılın başlarında Leonardo da Vinci, Milano Dükü Ludovico Sforza’nın hizmetinde yaklaşık yirmi yıl geçirdikten sonra Floransa’ya döndü. Bu dönemde yaklaşık 50 yaşındaydı ve hem bilimsel çalışmaları hem de sanatsal başarılarıyla büyük bir ün kazanmıştı.
Papa VI. Alexander’ın oğlu Cesare Borgia, 1502 yılında Leonardo’nun yeni hamisi oldu. Leonardo’ya verilen ilk görevlerden biri, Bologna yakınlarındaki Imola şehrinin haritasını hazırlamaktı.
Borgia, 1499’da bu şehri ele geçirmişti ve bu, onun için önemli bir başarıydı. Ancak şehri kontrol altında tutmak için coğrafyasını, önemli noktalarını ve stratejik bölgelerini iyi bilmek gerekiyordu. Bu nedenle Leonardo’nun bilgi ve becerisine başvuruldu.
16. yüzyılda şehir haritaları genellikle sembolikti; çoğu zaman da efsanevi yaratıklarla süslenirdi. Görünüş olarak etkileyici olsalar da, özellikle askeri kullanım için yeterince açık ve doğru değillerdi.
Ayrıca şehir haritaları genellikle yamaçtan, yani kuşbakışı sayılabilecek eğik bir açıdan çiziliyordu. Bu tür panoramik çizimler estetik açıdan etkileyiciydi, ancak çoğu zaman ne yeterince doğruydu ne de tam bir bilgi sunuyordu.
Imola Haritası Rönesans’ı Müjdeleyen Bir Harita Oldu
Leonardo da Vinci ise Imola haritasında farklı bir yaklaşım benimsedi. Roma’lı mimar Vitruvius’un tanımladığı “ichnografik” yöntemi kullandı. Bu yöntem, kente doğrudan yukarıdan bakıyormuş gibi çizim yapmayı esas alır ve daha gerçekçi bir plan ortaya koyar.
Bu harita, Leonardo’nun hamisi Cesare Borgia’yı oldukça memnun etti. Çünkü geleneksel, daha çok görselliğe dayanan şehir tasvirlerine kıyasla çok daha doğru ve işe yarar askeri bilgiler sunuyordu. Ancak asıl önemli olan, bu yaklaşımın haritacılığı kökten değiştirmesiydi.

Leonardo, kentin sokaklarını adım adım dolaşarak ölçümler yaptı. Bu çalışmalarını, şehrin her bölgesi için hazırladığı notlu eskizlere kaydetti. Kentin merkezindeki Palazzo Comunale kulesinden yön ölçümleri aldı ve büyük olasılıkla genel planı, bugün kayıp olan bir çizim üzerinde geometrik hesaplarla oluşturdu. Nitekim mevcut haritada herhangi bir yardımcı çizgi bulunmaması, bu ihtimali güçlendirir.
Tüm şehir, sekiz rüzgâr yönüne bölünmüş bir daireye göre çizilmiştir. (Pusula yönlerinden ziyade rüzgâr yönleri esas alınır). Bu yönlerin her biri sekiz alt bölüme ayrılarak toplamda 64 dilim oluşturur. Tüm çizgiler kentin merkezinde birleşir; çünkü savunma düzeni bu merkezden planlanmıştır.
Haritada, kentin önemli savunma yapılarından herhangi birini öne çıkarma ya da yüceltme amacı yoktur. Bunun yerine, düşman saldırılarına karşı konumları ile güçlü ve zayıf yönleri nesnel bir biçimde değerlendirilir. Tüm yapılar, yukarıdan bakışla plan halinde gösterilmiştir.
Sonuç Olarak
Leonardo ayrıca haritanın kenarlarına, çevredeki şehir ve kasabalara olan mesafe ve yön bilgilerini not etmiştir. Örneğin, “Imola, Bologna’yı batıdan kuzeybatıya doğru beşte sekiz doğrultusunda, yaklaşık 20 mil (32 km) uzaklıkta görür” şeklinde bir ifade yer alır.
Leonardo da Vinci’nin haritasının ne kadar ileri bir bakış açısı taşıdığını görmek için onu Hanns Rüst’ün Mappa Mundi’siyle karşılaştırmak yeterlidir. Bu iki harita arasında yalnızca 22 yıl vardır; yani aslında aynı döneme aittirler. Ancak Rüst’ün haritası Orta Çağ zihniyetini yansıtırken, Leonardo’nun bilimsel yöntemlerle hazırladığı harita Rönesans’ın habercisi niteliğindedir.

Imola haritası, bugün sanatçının doğum yeri olan İtalya’nın Vinci kasabasındaki Leonardiano Müzesi’nde korunmaktadır. Haritanın etkileşimli bir sürümünü ise Google Arts & Culture üzerinden de inceleyebilirsiniz.
Kaynaklar ve İleri Okumalar:
- How Leonardo da Vinci Made a “Satellite” Map in 1502 (Video). Yayınlanma tarihi: 27 Haziran 2023. Kaynak site: Ancient Origins. Bağlantı: How Leonardo da Vinci Made a “Satellite” Map in 1502 (Video)
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



