Bize Evrensel Bir Cetvel Veren Henrietta Leavitt İle Tanışın

Astronomi tarihinden söz ederken, bir çok kişinin aklına gelen bazı ortak isimler vardır. Örneğin Hubble, Herschel, Galileo ve diğerleri… Kuşkusuz hepsinin astronomiye çok şey önemli katkıları vardır. Ama tanınmayan, çoğu zaman katkılarından dolayı takdir edilmeyen başka isimleri de bilmemiz gerekir. Bunlar arasında belki de en önemli isimlerden biri de Henrietta Swan Leavitt olacaktır.

Evreni olduğu gibi anlamak için gökyüzünün üç boyutlu bir resmine ihtiyacımız var. Kopernik devrimi bir değişimi başlatsa da, evrenin ölçeğinin ve düzeninin doğru bir şekilde anlaşılması 20. yüzyıla kadar sürdü. Bu konuda en büyük anahtarlardan birini sağlayan ise, saatte 30 sent kazanan sağır bir kadın oldu. Henrietta Swan Leavitt, Harvard Üniversitesi’nde çalışan ve geçen yüzyılın başlarında yıldızları kataloglayan birçok kadın “bilgisayardan” biriydi. Çalışmaları, Amerikalı astronom Edwin Hubble’ın 1920’lerde galaksi mesafelerini ölçmesine yardımcı oldu. Bunun sonucunda da evrenin sabit olmadığını ve durmadan genişlediğini fark edebildik.

Henrietta Swan Leavitt, bir yıldızın parlaklık döngüsünün süresi ile mutlak büyüklüğü arasında bir ilişki keşfetti. Keşif, yıldızların Dünya’dan uzaklıklarını hesaplamayı mümkün kıldı; (Görsel: Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi)

Kısaca Henrietta Leavitt

Leavitt, 4 Temmuz 1868’de Lancaster, Massachusetts’te doğdu. Gençliğinde Oberlin Koleji ve Kadın Koleji Eğitimi Derneği’nde (daha sonra Radcliffe Koleji oldu) okudu. 1892’de yüksek lisans derecesi ile mezun oldu. Üniversitenin son yılında, büyük heyecanla çalıştığı bir astronomi dersi aldı. Ancak aynı dönemde ciddi bir hastalık geçirdi. Bunun sonucunda da duyma yetisini yitirdi. Ama içindeki astronomi sevgisi hiç sönmedi.

19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başları kadın astronomlar için pek de keyifli zamanlar değildi. Kadınların teleskopları kullanmasına izin verilmiyordu ve çoğunlukla kendilerini erkeklerin ayak işlerini yaparken buluyorlardı. 1893’te Leavitt, Harvard College Gözlemevi’nde Amerikalı astronom Edward Pickering yönetiminde çalışmaya başladı. Pickering’in çabası, çok az kadının ev dışında çalıştığı bir çağ için kayda değer olsa da, fotoğraf plakalarını analiz etmek uzun ve sıkıcıydı. Üstelik maaş bir erkeğe teklif edilenden çok daha azdı.

Bu ekipteki her kadına kataloglamak ve analiz etmek için farklı bir veri seti verilmişti. Leavitt görevi ise parlaklığı zaman içinde değişen, ancak işleyişi tam olarak anlaşılmayan değişen yıldızları incelemekti. Çalışmalarında Macellan Bulutlarında binlerce değişen yıldız buldu. Ve genel olarak, daha parlak yıldızların daha uzun periyotları olduğunu fark etti. Bir yıldız ne kadar parlaksa, değişkenliği arasında geçiş yapması o kadar uzun sürüyordu. Elde ettiği sonuçları 1908’de Harvard College Gözlemevi yıllığında yayınladı. Odaklandığı yıldızlar, çok parlak bir değişen yıldız sınıfı olan Sefeid değişenleriydi. Parlaklıkları ve periyotları arasındaki basit ilişki ile Leavitt, gökyüzünün iki boyutlu bir resmini 3 boyutlu bir resme dönüştürdü.

RS Puppis Samanyolu gökadasında bilinen en parlak sefe değişen yıldızlarından biridir (fotoğraf: Hubble Uzay Teleskobu)

Leavitt’in Keşfi Astronomide Bilinen Her Şeyi Değiştirdi

Bu keşif, astronominin her alanında muazzam bir etkiye neden oldu. Periyot- parlaklık ilişkisi, Sefeid’lerin astronomide bir uzaklık belirteci (standard candle) olarak kullanılmasını sağladı. Diğer yöntemlerle hesaplanamayacak kadar uzak olan nesnelerin mesafelerinin tespiti için inanılmaz derecede yararlıydılar. Bunun tam olarak ne anlama geldiği konusunda kafası karışanlar için bir örnek verelim. Bir adım öteden bir arkadaşınızın yüzüne bir el feneri tutarsanız, muhtemelen ne düşündüğünüzü soracaktır, çünkü el feneri çok parlaktır. Aynı el fenerini bir futbol sahasının karşısından yüzüne doğru tutarsanız, daha az rahatsız olur. Çünkü el feneri daha az parlak görünür. El fenerinin kendisinin parlaklığı değiştirmez, ancak mesafe görünür parlaklığını çok daha az belirdin yapar. Şimdi hikayemize geri dönelim.

Evrenin Gerçek Boyunu Anlama Sürecimiz

1920’lerde Amerikalı gökbilimci Edwin Hubble, Leavitt’in bilgilerini, kullanarak Andromeda Gökadası olarak bilinen, Dünya’ya en yakın gökadaya olan mesafeyi 2,5 milyon ışıkyılı uzaklığı olarak hesapladı. Bu da galaksinin Samanyolu’nun sınırlarının çok dışında olduğunu açıkça ortaya koydu. Başka bir deyişle, Hubble evrende bizimkine benzer başka galaksilerin olduğunu belirledi. Daha sonra Hubble, uzaklaşan yıldızların “kırmızıya kaymasını” ölçerek evrenin genişlediğini anladı. Sonunda, evrendeki yüz milyarlarca galaksiden birinin içinde yaşadığımızı öğrenmiş olduk. Benzer bir şekilde, astronom Harlow Shapley, Sefeid değişenlerini kullanarak Güneş’in galaksinin merkezinde değil, dış bölgelerinden birinde yer aldığını keşfetti.

Sefeid değişkenleri, astronomik nesnelere olan mesafeyi anlamamıza yardımcı olmak için bugün hala kullanılmaktadır. 

Leavitt hiçbir zaman kendi yaşamı boyunca ün kazanmadı, daha sonra da adı süslü bir teleskopla adaş olmadı. Hak ettiği saygıyı ve övgüyü göremeden 1921 yılında kansere yenik düştü. 1925’te İsveçli bir matematikçi, Gosta Mittag-Leffler, Leavitt’i Nobel Ödülü’ne aday göstermeye çalıştı. Ancak Leavitt dört yıl önce hayatını kaybetmişti. Bundan sonra gece gökyüzüne bakarken, üç boyutlu bir gökyüzü haritasına sahip olmamızın nedeninin bir parçası olarak Henrietta Leavitt adını hatırlamanız dileğimizdir.


Göz atmak isterseniz

Kaynaklar ve ileri okumalar için

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz