Psikoloji

Kompulsif Biriktirme Hastalığı Diğer Adıyla İstifçilik

Nesne biriktirmeyi sever misiniz? Eski yadigârlardan ayrılmakta güçlük çekiyor musunuz? Başkalarının duygusal ya da maddi değer vermedikleri nesnelere değer atfeder misiniz? Bir şeyleri asla atamaz mısınız? Evinizin içinde hareket etmekte güçlük çekiyor musunuz? Eğer bu sorulara cevabınız evet ise yazımızı okuyabilirsiniz. Çünkü kompulsif biriktirme ( Dispozofobi) diğer adıyla istifçilik sendromundan mustarip olabilirsiniz.

1990’lı yıllardan itibaren akıl sağlığı literatürümüze girmiş olan istifçilik çok miktarda eşya, alet, giysi toplamak ve gereksiz olanları ayıklamayı reddetmek ile ilgilidir. Başlarda bir tür obsesif kompulsif bozukluk (OKB) olarak kabul görse de günümüzde kendi başına bir hastalık olarak değerlendiriliyor. İstifçilerin daha çok çöp ve işe yaramaz eşya topladığı doğru değil. Bir istifçi için her şey toplanmaya değerdir. İstifçiler daha çok kendilerini koleksiyoncu olarak isimlendirdikleri için istiflemeyi rahatsızlık olarak kabul etmezler. Ancak bir şeylerin koleksiyonunu yapmak ile kültürel bir birikimi yansıtmayan, insanlarda görmek için merak uyandırmayan bir şeyleri biriktirmek elbette farklıdır.

İstifçilik Neden Oluşur?

İstifçilik bozukluğu, yaşantımız esnasında yaşanan stresli bir olayıyla başa çıkmanın bir yolu olarak başlar. Kişi, yıpranmış eşyalarını, onlara tekrar ihtiyaç duymaktan veya herhangi birinden ayrılırsa başına kötü bir şey gelmesinden korktuğu için elden çıkaramaz. Kişi eşyalarına duygusal anlam yüklemiştir ve bu eşyaları atmanın duygusal ihtiyaçların karşılanmasını engelleyeceğine inanırlar. Küçücük bir şeyi dahi gözden çıkarmak istifçilerde derin bir üzüntü yaratır. İleride ihtiyaç duyabilecekleri bir şeyi çöpe atmanın vereceği huzursuzluğu çok iyi bildiklerinden biriktirmeye devam ederler. Nihayetinde de evlerindeki eşya yığınları çığ gibi büyür.

Bir İstifçinin Beyni

İstifçilik bozukluğu olan kişi, gereksiz postaların, faturaların, makbuzların ve kağıt yığınlarının birikmesine bile izin verir. Bu nedenle ortaya çıkan dağınıklık bir sağlık ve güvenlik riski oluşturabilir. Bu durum kendisini ve etrafında bulunan diğer kişilerin yaşantısını etkiler. Bu, izolasyona ve diğer insanlarla bozulmuş veya zor ilişkilere neden olur. Görsel kaynak: https://www.abc.net.au/

Görüntüleme tekniği sayesinde elde edilen bulgulara göre istifçilerin beyinlerindeki iki bölgede (anterior singulat kortekste ve insulada) gerçekleşen elektriksel etkinlik normal insanlardan daha farklıdır. Bu iki bölge, kişi korktuğunda ve hoşa gitmeyen bazı duyguların işlenmesinde etkinleşmektedir. Bu etkileşim insanların söz konusu eşyanın ya da nesnenin önemli olduğu konusunda bir varsayım geliştirmelerine neden olur. Tüm bunlar olurken de beynin anıların saklanmasında ve geri çağrılmasında etkin olan hipokampus adlı bölgesi, o nesneyle ilgili anıları çağırmaya başlıyor. İstifçiler için bu noktadan itibaren karar almak giderek zorlaşıyor. Öte yandan, istifleme bağımlılığı olmayan insanlar bir nesne üzerinde bu kadar çok düşünmedikleri için karar vermeleri çok daha kolaydır.

İstifçilik Nasıl Tedavi Ediliyor?

İstifçiliği tedavi etmek zordur. Bunun nedeni kişinin bu durumu temelde bir sorun olarak görmemesidir. Sorun olarak görse bile durumundan rahatsız olduğu için yardım istemek konusunda da çekingen davranabilmektedir. Yapılmaması gereken ilk şey şu bir kompulsif biriktirme hastasının eşyalarını çöpe atmaktadır. Bu durum kişinin aşırı bir öfkeye kapılıp ağır bir umutsuzluğa sürüklenmesine neden olacaktır. İstifçilik, OKB, şiddetli depresyon veya psikotik bozukluklar gibi diğer bozuklukların bir parçası olabilir. İstifleme davranışını sürdüren ve uyarlanabilir veya esnek alternatiflerin ortaya çıkmasına izin veren düşünceleri incelemek ve zayıflatmak için bilişsel davranışçı terapi düşünülebilir.

Uzmanlar istifçilik tedavi sürecinin hızlı değil adım adım yaşaması gerektiğini vurguluyor. Örneğin gereksiz nesnelerden birer birer kurtulmak gerekiyor. Araştırmacılar her ne kadar kompulsif biriktirme bağımlılığını daha çok ileri yaşlardaki kişilerde gözlemlese de, belirtilerin daha küçük yaşlarda ortaya çıkabildiğini de söylüyorlar. Eşyaları değil anları biriktireceğiniz bir yaşam biçimi kurmanız dileğimizle…

İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.