Biyografiler

Kadere ve İnsanlara Direnmiş Bir Bilim İnsanı: Caroline Herschel

Bazı insanlar dünyaya geldikleri andan itibaren mücadele etmek zorunda kalır. Caroline Herschel bu insanlardan birisidir. Duygulandıran mücadelesi sonucu elde ettiği başarılar ise birçok insana güç verecektir cinstendir.

1750 yılında Almanya’da doğan Carolina Herschel, ailenin sekizinci çocuğuydu. 10 yaşında tifüs hastalığına yakalanması sonucu, gelişimi durdu ve boyu 1.30 metrede kaldı. Sol gözünde oluşan görme kaybı da buna eklenince annesi ondan umudunu kesti. Annesi bu noktadan sonra, onun bir hizmetçi olmasının en doğru seçenek olacağını düşünmeye başlamıştı. Neyse ki babası aynı görüşte değildi. Baba Isaac Herschel, kızına gizliden eğitim verdi ve erkek kardeşinin derslerine girmesini de sağladı. Isaac Herschel hem bir işçi hem de iyi bir müzisyen idi. Donanımlı bir kişiydi. Bu nedenle çocuklarının dil, müzik ve matematik eğitimleri alması için elinden geleni yaptı. Çocukları da onun ayak izlerini takip etti.

Caroline Herschel’in Başarısında Abisinin Payı Büyüktü

caroline herschel

Babasının ölümünden sonra da Caroline Herschel, abisinin yanına İngiltere’ye gitti. Abisinin desteğiyle eğitimine devam etti ve Bath şehri orkestrasının en başarılı sopranolarından biri oldu. Bu sırada abisi William Herschel’de aynı orkestrada müzik yapıyordu. İki kardeş bir yandan müzikle uğraşırken bir yandan da teleskop ile gökyüzünde kuyruklu yıldızların peşine düştüler. Abi William geçimini müzikten sağlıyordu ama asıl tutkusu astronomiydi. Ve yaptığı teleskoplar zamanın en güçlülerindendi.

1783’te Caroline ilk keşfini nebula (toz ve gazdan oluşan bulutsu yapılar) bularak gerçekleştirir. Devamında Andromeda Gökadasının uydusu Messier 110’u keşfetti. Nebulalara ve uydulara ek olarak sekiz adet kuyrukluyıldızı keşfeden Caroline, buluşlarıyla İngiliz Kraliyetinden maaş almaya başlar. İngiltere’de astronomi alanındaki çalışmaları için ücret ödenen ilk kadın olur.

Herschel Kardeşler ve Uranüs’ün Keşfi

İkili, 13 Mart 1781 gecesi bulanık bir yıldız fark etti. Önce bir kuyruklu yıldız gördüklerini düşündüler. Ama sonraki gecelerde bu cisim arka plandaki sabit yıldızların arasından ağır ağır ilerlerken, onun kuyruklu yıldızlar gibi çok uzun bir yörüngede değil, gezegen­ler gibi daireye yakın bir yörüngede hareket ettiğini fark ettiler. Bu antik çağda bilinmeyen ve­ teleskop çağında keşfedilen ilk gezegendi.

Herschel yaşamayı seçtiği ülke tarafından kabul görmeyi çok arzu ediyor­du. Bu yüzden yeni gezegene İngiltere Kralı III. George’un adını verdi. Bu isim benimsenmiş olsaydı, bugün gezegenleri Güneş’ten uzaklık sırasına Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn… ve George biçiminde sayacaktık. Neyse ki Alman astronom Johann Bode, Roma tanrısı Satürn’ün babasının adını önerdi: Uranüs. Bu isim kabul gördü.

Herschel Kardeşler

Herschel kardeşlerin çalışmaları William’ın evlenmesiyle birlikte azaldı. Bu durum, Caroline’i derinden etkilese de çalışmalarına devam etti. Abisinin ölümünden sonra, abisiyle yaptıkları tüm keşiflerini katalogladı. Çalışmalarıyla Caroline’e Kraliyet Astronomi Derneği ve Kraliyet İrlanda Akademisi’nin fahri üyeliği takdim edildi.. Prusya Kralı ise, başarıları için Caroline’e, Altın Bilim Madalyası verdi. Caroline Herschel 1848 yılında öldü. Ölümünden kırk yıl sonra keşfedilen küçük bir gezegene Caroline‘in astronomiye yaptığı katkıların bir sembolü olarak ‘‘LUCRETİA’’ ismi verildi. Hayattayken bu jesti kimse yapmaya cesaret edemezdi, çünkü kendi katkılarının abisinin katkılarının önünde anılmasından hiç hoşlanmazdı.

İlklerin kadını Caroline Herschel’in yaşamına tanıklık edince belki de mücadeleden kaçınmak, biraz da kendi tercihimizdir diye düşünmemek zor oluyor. Ne dersiniz?

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu