Günlük Hayatımızda Matematik

Hayattaki Seçimlerimiz ve Yüzde 37 Kuralı

Diyelim ki bir seçim arifesindesiniz; Yeni bir ev, yeni bir iş belki de yeni bir duygusal ilişki. Şanslısınız ve önünüzde seçenekler var. Bu seçeneklerin hepsini değerlendirmek içinde yeterli zamanınız yok. Her durumda, seçenekler size sırayla sunulur ve bir seçeneği reddettiğinizde, genellikle de bir daha sonra geri dönme şansınız olmaz. O zaman yüzde 37 kuralını bilmek işinize yarayabilir.

Yüzde 37 kuralı bir karar verirken toplam seçenek grubunuzun %37’sine bakmanızı ve baktıklarınızdan sonra gelen en iyi seçenekte karar kılmanız gerektiğini söyler. Yani eğer 100 tane seçeneğiniz varsa 37 tanesini değerlendirdikten sonra daha fazlasına bakarak zaman kaybetmeden kararınızı veriniz. Çünkü doğru karar almak için en mükemmel durumdasınız. Ne demek istediğimizi anlamadıysanız hemen örneklere geçelim.

Yüzde 37 Kuralı Ne Anlama Geliyor?

Yeni bir şehre taşındınız ve aradığınız kriterlere uygun bir ev arıyorsunuz. Birinci eve baktınız ve kriterlerinize hiç mi hiç uymadığını fark ettiniz. Bu yüzden bu evi elediniz ve ev arayışınıza devam ediyorsunuz. İkinci bir evi incelediniz ve bunun kriterlerinize daha uygun olduğunu düşündünüz . Ama daha bakabileceğiniz birçok ev var. Bu nedenle onu kiralamak için acele etmeyelim ve aramaya devam edelim. Dördüncü, beşinci, altıncı ev derken hiçbirini ikinci ev kadar beğenmediğinizi fark ettiniz. Bu nedenle hemen geri dönüp ikinci evi kiralamaya karar verdiniz. Ama artık çok geç. Çoktan başkası o evi kiralamış durumda.

Peki ama sorun nedir? Araştırma aşamasından karar verme aşamasına geçebileceğimiz en uygun zaman nedir? Yeterli düzeyde veri toplayıp en doğru kararı verme olasılığını maksimize edecek bir strateji var mıdır? Örneğimize tekrar geri dönelim. Başka biri ikinci evi kiralamaya bizden hızlı karar verdi. Biz de gerekenden fazla araştırma yaptığımız için en beğendiğimiz evi kaybettik. Hiç araştırma yapmasaydık ve direk ilk gördüğümüz evi kiralamaya karar verseydik bu da iyi bir strateji olmayacaktı. Bu durumda da daha ikinci evi görmeden kriterlerimize uymayan ilk evde oturmak zorunda olacaktık.

Durma Noktası %37’dir

İşte bu noktada karşımıza %37 kuralı karşımıza çıkmaktadır. Yüzde 37 kuralı bir karar verirken toplam seçenek grubunuzun %37’sine bakmanızı ve baktıklarınızdan sonra gelen en iyi seçenekte karar kılmanız gerektiğini söyler. %37 kuralının ortaya çıkışı sekreter problemi denilen ünlü bir matematik problemine dayanıyor. Bu problemde kısaca şu şekildedir.

Bir şirketiniz var ve işlerinizin yoğunluğundan dolayı yardımcı bir sekreter almak istiyorsunuz. Başvurular yoğun, siz de adaylar arasından en iyisini işe almak istiyorsunuz. Bunun için adaylar ile tek tek görüşüyorsunuz. Eğer bir adayı reddederseniz onu tekrar görüşmeye çağıramıyorsunuz çünkü başka bir iş bulmuş olma ihtimali yüksek. Peki bu durumda en iyi sekreteri işe alma olasılığınızı en yükseğe çıkarmak için adayların kaçıyla görüştükten sonra karar vermelisiniz?

Matematikçiler bu problem için en ideal çözümün 1/e oranı olduğunu bulmuşlardır. Hesap makinesi ile hesaplarsanız 1/e sayısının %37’ye çok yakın bir sayı olduğunu görebilirsiniz. Hayatımızda az evvel aktardığımız örneklerde olduğu gibi birçok problem ile karşı karşıya kalırız. Hatta kim ile yaşlanacağına karar vermek de bir seçimdir. İşin içine seçimlerimiz karıştığında da yüzde 37 kuralı işin içine girer. ( Olasılık hesaplamalarını merak ederseniz bağlantılara göz atabilirsiniz)

Matematik Duygusal İlişkilerde de İşinizi Kolaylaştırabilir!

Şimdi bu problemi biraz magazin boyutuna taşıyalım ve aynı oranı matematiksel anlamda ideal evlilik yaşını bulmakta kullanalım. Kulağa biraz duygusuz gelse de sayılar pek yalan söylemez. Diyelim ki toplum kurallarına uygun yaşamayı seven birisiniz. O zaman size dayatılan genelde 18-40 yaş arasında evlenmenizdir. Yani 22 sene içinde bir seçim yapmak zorundasınız.

Bu 22 sayısının %37 sini alıp 18’e eklerseniz 26,14 yapar. Bunun anlamı şu en ideal seçim yapacağınız yaş 26 yı biraz geçince. Bu yaştan önce karşılaşılan romantik partnerler arasında muhtemelen çok iyi olanlar da var ama teoriye göre bu zamandan sonra iyi opsiyonlar giderek ‘bulunamaz’ veya ‘uygun değil’ hale geliyorlar. Bu da mükemmel eş bulma şansını düşürüyor.

Evlilik Yaşı Formülü

Evlenmek İçin İdeal Yaş

Ne diyelim elbette bir teori ancak bu bilgiyi destekleyen başka bir çalışma daha var. New South Wales Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmanın sonuçlarına göre, evlenmek için en mükemmel yaş, 4 maddeli birkaç basit matematik işlemiyle bulunabiliyor. Çalışmalar sırasında formülü uygulayanların yüzde 40’ında doğru sonuç alındığı belirtildi.

  • Evlenmek istediğiniz en geç yaşı yazın ve bunu “n” harfiyle adlandırın. Örneğin n=39
  • İlk kez bir partneriniz için “Bu kişiyle evlenirim” dediğiniz yaşı yazın ve bunu “p” harfiyle adlandırın. Örneğin  p=20
  • Şimdi n’den p’yi çıkartın ve sonucu 0.368 ile çarpın. (39-20) x 0,368 Sonuç: 6.992
  • Elde ettiğiniz sayıyı, p’ye ekleyin. 20 + 6.992 Sonuç yaklaşık olarak 27
  • Bu arada 0,368 katsayısının hemen hemen %37 ye denk geldiğine dikkat edelim. Var bir hikmet bu 37’de.

Yüzde 37 kuralı vereceğimiz çoğu kararda bize en uygun çözümü sunar

Bahsettiğimiz gibi gündelik hayatta %37 kuralını uygulayabileceğimiz birçok problem ile karşılaşırız. Fakat her zaman bu stratejiyi uygulamamıza gerek olmayabilir. Bazı durumlarda önceden edindiğimiz bilgileri sömürmek daha iyi bir strateji olabilir.

Örneğin daha önceden 3 yıl yaşadığınız bir şehre kısa süreliğine geri geldiğinizi varsayalım. Bir öğlen vakti karnınız acıktı ve bir restorana gitmeye karar verdiniz. 3 yıl bu şehirde yaşadığınız için elbette ki bir favori restoranınız var. Peki, bu durumda yeni bir şeyler mi deneyeceksiniz yoksa favori restoranınıza mı gideceksiniz? Bu durumdaki en ideal çözüm favori restoranınıza gitmektir elbette. Şehirden kısa bir süre sonra ayrılacağınız için yeni şeyler deneyerek veri toplamak anlamsızdır.

Ev bulmak, birini işe almak gibi birçok problemde %37 kuralını strateji olarak kullanabilirsiniz. En uygun strateji ile bile mükemmel neticeyi garantilemeyebilirsiniz. Fakat uygulayabileceğiniz en iyi strateji de budur.


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Kamil Anıl

Cevaplardan çok sorulara merak duyan ve çok soru soran eğitim hayatını ODTÜ'de sürdüren bir talebeyim. Ayrıca bilim ve matematiğin uçsuz bucaksız olduğuna ve herkese ulaşabileceğine inanmaktayım. Yeter ki ne kadar zaman geçerse geçsin "hala öğreniyorum" diyebilelim.
Başa dön tuşu