
Kendinize “İnsan varlığını tehdit eden en büyük tehlike nedir?” diye sorsanız, muhtemelen aklınıza nükleer savaş, küresel ısınma ya da büyük ölçekli bir salgın hastalık gelir. Peki, bu tür zorlukların üstesinden gelebildiğimizi varsayarsak gerçekten güvende olur muyuz?
Mavi küçük gezegenimizde yaşamak, uzayda nelerin gizlendiğini fark edene kadar güvenli görünür. Aşağıdaki kozmik felaketler, insanlığın ciddi biçimde tehlikeye girmesine, hatta tamamen yok olmasına yol açabilecek yollardan yalnızca birkaçıdır.
1.) Asteroit/kuyruklu yıldız çarpması
Büyük asteroitlerin Dünya için oluşturduğu tehlikeyi dinozorların yok oluşuyla ilişkilendirilen çarpışmadan biliyoruz. Güneş Sistemi’nde Dünya’nın yakınından geçen çok sayıda gök cismi bulunuyor.
Bilim insanları küçük ve orta büyüklükteki asteroitlerin yörüngesini değiştirecek yöntemler üzerinde çalışıyor. Ancak çok büyük bir asteroidin Dünya’ya yönelmesi durumunda mevcut teknoloji yetersiz kalabilir.

Böyle bir çarpışma Dünya’yı parçalamasa bile dev tsunamiler çıkarır, büyük yangınlar başlatır ve atmosferi uzun süre tozla kaplar. Toz bulutları Güneş ışığını kesince tarım çöker. Ardından başlayan kıtlık, insan uygarlığının sonunu getirir.
2.) Gama ışını patlamaları

Bir başka olası kozmik felaket türü gama ışını patlamasıdır. Bu olaylar, çok büyük yıldızların çökmesi ya da bazı nötron yıldızlarının birleşmesi gibi son derece enerjik süreçler sonucunda ortaya çıkan kısa süreli elektromanyetik ışınım patlamalarıdır. Süreleri birkaç milisaniyeden birkaç dakikaya kadar değişir.
Gama ışını patlamaları evrende sanıldığı kadar nadir değildir. Gözlemevleri, gökyüzünün farklı bölgelerinde ortalama olarak günde yaklaşık bir patlama tespit eder. Bununla birlikte bu olayların çoğu, Dünya’dan milyarlarca ışık yılı uzakta gerçekleşir.
Yeterince yakın bir gama ışını patlamasının ışınım jeti doğrudan Dünya’ya yönelirse gezegenimizdeki yaşam ciddi biçimde etkilenir. Gama ışınlarının büyük bölümü atmosfer tarafından soğurulsa da bu süreç atmosfer kimyasını bozar ve ozon tabakasında ciddi incelmeye yol açar. Bunun sonucunda Güneş’ten gelen zararlı morötesi ışınlar yeryüzüne daha yoğun ulaşır. Devamında ise geniş çaplı biyolojik kayıplar ortaya çıkar.
3. Yakındaki süpernovalar
Bir yıldız ömrünün sonuna ulaştığında meydana gelen süpernova patlamaları, Samanyolu’nda ortalama olarak her 100 yılda bir ya da iki kez gerçekleşir. Bu patlamaların, yıldız yoğunluğunun daha fazla olduğu galaksi merkezine yakın bölgelerde ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Dünya ise Samanyolu’nun merkezinden dış kenarına uzanan mesafenin yaklaşık üçte ikisinde yer alır. Bu konum, görece güvenli sayılabilir.

Peki, yakın gelecekte Dünya’ya yakın bir süpernova beklemeli miyiz? Orion Takımyıldızı’nda bulunan Betelgeuse, yaşamının sonuna yaklaşmış bir kırmızı süperdevdir ve Dünya’dan yaklaşık 460 ila 650 ışık yılı uzaklıktadır. Her an süpernovaya dönüşebileceği gibi bu olayın gerçekleşmesi bir milyon yılı da bulabilir.
Neyse ki gökbilimcilerin tahminlerine göre bir süpernovanın yaydığı ışınımın ozon tabakasına ciddi zarar vermesi için patlamanın Dünya’ya yaklaşık 50 ışık yılından daha yakın bir mesafede gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle Betelgeuse’un gezegenimiz için ciddi bir tehdit oluşturmadığı düşünülmektedir.
4.) Genişleyen güneş
Bazı kozmik felaketlerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyoruz. Ancak Güneş’in bir gün ömrünü tamamlayacağını kesin olarak biliyoruz.
Güneş yaşlandıkça yapısı değişecek ve kırmızı dev adı verilen çok büyük bir yıldıza dönüşecek. Dış katmanları genişleyerek önce Merkür ve Venüs’ü yutacak. Dünya başlangıçta bu genişlemenin dışında kalsa bile artan sıcaklık gezegenimizdeki okyanusları buharlaştıracak ve yaşamı çok daha önce sona erdirecek.
Milyarlarca yıl sonra da dış katmanlarını uzaya bırakacak ve geriye beyaz cüce adı verilen yoğun bir yıldız kalıntısı bırakacak. Dünya’nın ise genişleyen Güneş’in dış katmanlarına sürüklenerek tamamen erimesi bekleniyor.
5.)Güneş Sistemi’ne Yaklaşan Yıldızlar

Samanyolu’nda ilerleyen bir yıldız, gelecekte Güneş Sistemi’nin dışındaki Oort Bulutu’na yaklaşabilir. Bu bölgede çok sayıda buzlu gök cismi ve kuyruklu yıldız bulunur.
Yakından geçen yıldızın kütleçekimi, bu cisimlerin yörüngelerini bozabilir. Bunun sonucunda bazı kuyruklu yıldızlar Güneş Sistemi’nin iç bölgelerine yönelir ve Dünya için çarpışma riski oluşturur.
Güneş de Samanyolu içinde hareket ederken farklı yoğunluktaki gaz bölgelerinden geçer. Şu anda çevresine göre daha seyrek bir bölgede ilerliyor. Güneş rüzgârının oluşturduğu heliosfer ise bizi yıldızlararası ortamdan gelen parçacıklara karşı kısmen koruyor.
Ancak tahminlere göre, yaklaşık 20.000 ile 50.000 yıl içinde bu seyrek bölgeden çıkacak. Daha yoğun bir ortama girdiğinde de bunun iklimi ve yaşamı nasıl etkileyeceğini henüz bilmiyoruz.
Yaşam Devam Ediyor
Dünya’daki insan yaşamının sonsuza kadar devam etmeyeceği açık. Ancak bu gerçek, gökyüzüne yalnızca korkuyla bakmamız gerektiği anlamına gelmiyor.
Yıldızları doğuran, gezegenleri şekillendiren ve yaşam için gerekli elementleri oluşturan kozmik süreçler aynı zamanda yıkıcı olaylara da yol açıyor. Evrenin güzelliği ile tehlikesi birbirinden ayrı değil. Bu nedenle gece gökyüzüne baktığımızda bizi hangi felaketin yok edeceğini düşünmek yerine evrenin büyüklüğünü ve karmaşıklığını anlamaya çalışabiliriz.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- 5 Killer Events From Space That Could Wipe Out Human Life On Earth. Yayınlanma tarihi: 25 Mart 2019. Kaynak site: Big Think. Bağlantı: 5 Killer Events From Space That Could Wipe Out Human Life On Earth
- Tuthill, P., Monnier, J. & Danchi, W. A dusty pinwheel nebula around the massive star WR104. Nature 398, 487–489 (1999). https://doi.org/10.1038/19033
Matematiksel



