İnsanlar Gözleri Kapalıyken Neden Düz Yürüyemez?

Gözlerinizi kapatıp, düz yürümeye çalışın. Bir kaç adım bu biçimde atabilseniz bile uzun bir mesafeyi bu biçimde yürümeyi denerseniz aslında bunun çok da kolay olmadığını fark edeceksiniz. Aslında benzer bir durum yoğun kar yağışı veya sisli havalarda da geçerlidir. Eğer elinizde bir navigasyon cihazı ya da etrafınızda tanıdığınız, referans olarak kullanacağınız ( Ay, Güneş ya da binalar) noktalar yoksa, düz bir çizgide yürüdüklerine ikna olan insanlar her zaman daireler çizerek dönerler. Peki ama düz yürümek neden bu kadar zor?

Çok yakın zamana kadar bu tuhaf etki, bacaklarımızdan birinin diğerinden daha güçlü olduğu ve böylece bir süre sonra daha zayıf olan bacağımıza doğru yön değiştirme eğiliminde olduğumuza dair pek inandırıcı olmayan teoriyle açıklanıyordu. Bilim insanları, bu çok eski soruyu yanıtlamada ancak son zamanlarda kazanımlar elde etmeye başladılar.

Filmlerde görmeye aşina olduğumuz bir sahnedir. Çölde veya ormanlık bir arazide kaybolan bir grup insan, yolu bulabilmek için uzun bir süre çabalar. Sonra da belli bir zaman sonra aslında ilk başladıkları noktaya geri döndüklerini fark ederler. Bu olay sadece senaryo gereği filmlerde gerçekleşmez. Gözü kapalı insanlar da aynı eğilimi gösterirler; dış referans noktaları olmazsa, düz yürüdüklerine inanmalarına rağmen, çapları 20 metre kadar olan çemberlerin etrafında dönerler.

Düz Yürümede Gerçekten Başarılı Sayılmayız

Düz yürümenin zorlayıcı bir eylem olduğunu aslında 1920’lerde fark ettik. Konu ile ilgili ilk araştırmalar 1928’de Asa A. Schaeffer tarafından yapıldı. Schaeffer bir dizi deneyde gözleri bağlı insanlardan, yürüme, yüzme, kürek çekme veya araba kullanma gibi bir dizi aktivite esnasında düz bir çizgide hareket etmelerini istedi. (Araba sürmeleri esnasında gözleri bağlı sürücülerin yanında güvenlik için yardımcılar vardı). Bunun sonucunda da ilginç bir sonuca vardı. Yüzme ve kürek haricindeki eylemlerde hiç kimse düz gidememişti. Aksine bir döngüye girmişler ve spiraller oluşturmuşlardı.

Konu uzun zaman bilim insanlarının ilgisini çekti. İlerleyen süreçlerde de insanların benzer eğilimler sergilediğini anladık. Ancak burada cevapsız kalan kısım işin arka planındaki neden kısmı oldu. Sonunda 2009 yılında Tübingen’deki Max Planck Biyolojik Sibernetik Enstitüsü tarafından yürütülen araştırma bunun nedenini açıkladı. Hatalı olanın bacaklarımız değil, beynimiz olduğunu gösterdi.

Gönüllüler, Güney Tunus’taki Sahra’nın özellikle boş bir kısmına veya güneybatı Almanya’daki yoğun, düz Bienwald Ormanı’na bırakıldı. Bu esnada da kendileri GPS (Küresel Konumlandırma Uydusu) aracılığı ile yürürken takip edildi. Güneş ya da ay mevcutken herhangi bir sıkıntı yoktu. Herkes, düz bir çizgide mükemmel bir şekilde yürüyebiliyorlardı. Ancak referanslarımız yok olur olmaz gönüllüler, farkında olmadan birkaç kez kendi yollarının kesiştiği daireler çizerek yürümeye başladılar. Başka bir gönüllü grubunun gözleri bağlandığında, etki daha da açık ve ani oldu: yürüdükleri dairenin ortalama çapı ise sadece 20 metre idi.

Gördüğünüz gibi dün yürümek söz konusu olduğunda çok da başarılı olduğumuz söyelenemez.

Neden Düz Yürüyemiyoruz?

Araştırmanın ilk olarak kanıtladığı şey önceki bilgilerimizin yanlış olduğu idi. Daireler çizerek yürümek ile uzuvlarımız arasında herhangi bir ilişki yoktu. Ayrıca sağ veya sol taraf hakimiyeti ile yürüyüşçülerin yön değiştirmeleri arasında da bir bağlantı bulunamadı. İkinci kanıtladığı şey, ise herhangi bir görsel referans noktasından yoksun bırakılan insanların içgüdüsel bir yön duygusuna sahip olmadığıdır. Görme, tüm insan duyularının açık ara en önemlisidir. Görsel bilgiyi işlemek, beyin aktivitesinin yüzde 30’unu oluşturur.

Çoğu memelinin yön bulma amaçlı kullandığı koku ise sadece yüzde 1’ini oluşturur. Yön bulmak için görme yeteneğine bizim kadar bağımlı olan bir tek kuşlar vardır. Ancak onlarınki de Dünya’nın manyetik alanları algılama yeteneği olan “Manyetoresepsiyon” ile gerçekleşir. Beyinlerinde, manyetit adı verilen demir bazlı bir mineralin kristalleri gömülüdür. İnsan burunlarının kemikleri de manyetit izleri içerir. Bu da bir zamanlar bizim de manyetoresepsiyona sahip olabileceğimizi, ancak bunu nasıl kullanacağımızı unuttuğumuzu düşündürür. Şimdi konumuza geri dönelim.

Attığımız her küçük adımda, yukarıda da belirttiğimiz gibi belli bir noktayı referans almaz isek düzlük algımızda çok küçük bir sapma oluşur. Ancak bu küçük sapmalar, zaman içinde hareketimizin bir eğri oluşturmasına neden olur. Bunun nedeni ise görsel ipucu azlığında arızalanan iç kulaktır. Günlük hayatta bize oldukça basit gelen düz bir hat üstünde yürümek, vücudumuzun denge ve mekansal algı sistemlerini yöneten vestibüler sistem ve vücut uzuvlarımızın pozisyonunu kavramımıza yarayan proprioseptif sistemin koordine bir şekilde çalışması sonucu gerçekleşiyor.

Bu iki yönetim merkezi arasındaki iletişimsizlik de ufak sapmaların sorumlusudur. Herhangi bir görsel ipucu alamayan beynimiz içkulak tarafından yanıltılarak kendini düz bir çizgide yürüyor varsayar. Bazı insanların normal şartlarda bile düz çizgide yürümeye imkan vermeyecek oranda şiddetli vestibüler (denge) rahatsızlıklarına sahip olduklarını da hatırlatalım. Ayrıca surumun görme engelli bireyler boyutunda nasıl işlediğine dair süreç hala gizemini koruyor.

Kaynaklar ve ileri okumalar için

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu