Psikoloji

Gözlerimizi Kapatınca Neden Düz Çizgide Yürüyemiyoruz?

Görsel işaretler ortadan kalktığında düz yürüdüğümüzü düşünsek bile yönümüzü korumakta zorlanırız.

Filmlerde sıkça karşılaştığımız bir sahnedir: Çölde ya da ormanda yolunu kaybeden bir grup, saatlerce yürüdükten sonra başladığı noktaya geri döndüğünü fark eder. Bu durum yalnızca senaristlerin gerilimi artırmak için kullandığı bir kurgu değildir. İnsanlar, yönlerini belirlemelerini sağlayacak ipuçlarından yoksun kaldıklarında gerçekten de farkına varmadan daireler çizebilir.

Bunu küçük bir deneyle görmek mümkündür. Gözlerinizi kapatıp düz bir çizgide yürümeyi deneyin. Birkaç adım boyunca yönünüzü koruyabilirsiniz; ancak mesafe uzadıkça sağa ya da sola sapmaya başlarsınız.

Kar fırtınası, yoğun sis veya karanlık gibi çevrede sabit bir referansın bulunmadığı koşullarda da benzer bir durum yaşanır. İnsanlar düz ilerlediklerini düşünürken zamanla geniş yaylar çizer, hatta başladıkları yere yaklaşabilirler. Peki görsel bir işaret bulunmadığında düz bir doğrultuyu korumak neden bu kadar zordur?

Düz Çizgide Yürümek
Attığımız her küçük adımda, belli bir noktayı referans almaz isek düzlük algımızda çok küçük bir sapma oluşur. Ancak bu küçük sapmalar, zaman içinde hareketimizin bir eğri oluşturmasına neden olur.

Güçlü Bacak Teorisi

Uzun yıllar boyunca bu durum, insan bedeninin simetrik olmamasıyla açıklanmaya çalışıldı. Buna göre bacaklarımızdan biri diğerinden biraz daha güçlü ya da uzundu. İki bacak arasındaki bu küçük fark, her adımda aynı yöne doğru hafifçe sapmamıza yol açıyordu. Sapmalar zaman içinde birikince de yürüyüşümüz geniş bir çembere dönüşüyordu.

Bu açıklama ilk bakışta mantıklı görünür. Ancak önemli bir sorunu vardır: İnsanlar her zaman aynı yöne sapmaz. Dolayısıyla hareketi yalnızca bacakların fiziksel özellikleriyle açıklamak yeterli değildir.

Tübingen’deki Max Planck Biyolojik Sibernetik Enstitüsünde çalışan araştırmacılar, 2009 yılında bu soruyu deneysel olarak inceledi. Araştırmacılar gönüllüleri, Tunus’un güneyindeki Sahra Çölü’nün oldukça ıssız bir bölgesinde ve Almanya’nın güneybatısındaki sık ve düz Bienwald Ormanı’nda yürüttüler. Bu süreçte yürüyüş rotaları GPS cihazlarıyla kaydedildi.

Sonuçlar dikkat çekiciydi. Güneş ya da Ay görünür durumdayken katılımcılar genel olarak doğrultularını koruyordu. Fakat bulutlar gök cisimlerini kapattığında veya çevrede güvenilir bir yön işareti kalmadığında rotaları kıvrılmaya başladı. Bazı katılımcılar kendi yollarını birkaç kez kesmelerine rağmen bunu fark etmedi.

Düz yürümek söz konusu olduğunda çok da başarılı olduğumuz söylenemez.

Gözleri bağlanan katılımcılarda sapma çok daha kısa sürede ortaya çıktı. Bazıları çapı 20 metreden daha küçük çemberler çizdi. Üstelik aynı kişi her seferinde aynı tarafa dönmüyordu. Bu sonuç, sorunun güçlü ya da uzun bir bacaktan kaynaklanmadığını gösteriyordu.

Düz Yürümek Neden Göründüğünden Daha Zordur?

Düz yürümek yalnızca bacaklarımızı sırayla ileri atmaktan ibaret değildir. Beynimiz hareket ederken farklı kaynaklardan gelen bilgileri sürekli karşılaştırır. Gözlerimiz çevredeki sabit noktaları izler; iç kulağımız başımızın hareketi ve dengemiz hakkında bilgi verir; kaslarımızdan ve eklemlerimizden gelen sinyaller ise bedenimizin konumunu anlamamıza yardımcı olur.

Bir bina, ağaç, dağ, yıldız veya Güneş gibi sabit bir referans gördüğümüzde yönümüzdeki küçük değişiklikleri fark ederiz. Beynimiz yürüyüşümüzü buna göre düzeltir. Ancak görsel işaretler ortadan kalktığında yalnızca iç kulaktan ve kas-eklem sisteminden gelen bilgilere güvenmek zorunda kalırız.

Bu sistemler oldukça etkili olsa da kusursuz değildir. Her adımda yön algımızda küçük ve rastgele hatalar oluşabilir. Normal koşullarda gözlerimiz bu hataları fark etmemizi ve düzeltmemizi sağlar. Görsel bir referans bulunmadığında ise hatalar zamanla birikir.

Kişi gerçekte birkaç derece sağa ya da sola dönmüş olsa bile hâlâ düz ilerlediğini düşünebilir. Beyni yanlış yönü yeni “düz karşı” olarak kabul eder. Bir sonraki adımlarda oluşan yeni hatalar da buna eklenince yürüyüş giderek eğrisel bir rota hâline gelir.

Bu nedenle insanlar kusursuz geometrik çemberler çizmez. İzledikleri yollar çoğu zaman düzensiz, kıvrımlı ve kendi üzerine kapanan rotalardır. Dairesel yürüyüş, tek bir sabit fiziksel kusurun değil, yönümüzü hesaplayan sistemdeki küçük belirsizliklerin sonucudur.

Ek Okuma: Yürürken ve Koşarken Kollarımızı Neden Sallarız?


Kaynaklar ve ileri okumalar için

  • Why Do Humans Walk in Circles?; Yayınlanma tarihi: 5 Ağustos 2011; Bağlantı: https://www.livescience.com/
  • A Mystery: Why Can’t We Walk Straight?; Yayınlanma tarihi: 22 Kasım 2010; Bağlantı: https://www.npr.org/
  • Uetake T. Can we really walk straight? Am J Phys Anthropol. 1992 Sep;89(1):19-27. doi: 10.1002/ajpa.1330890104. PMID: 1530060.

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir