Tarih

536 Yılı Neden İnsanlık Tarihinin En Kötü Yılı Olarak Kabul Ediliyor?

2022 yılının ortalarına geldik ve en güzel günlerimizi yaşadığımızı iddia edemeyiz. Halen devam eden pandemi, üstüne eklenen Rusya – Ukrayna savaşı ve bunun ekonomik yansımaları derken bu yıl da beklentilerimizi boşa çıkarmış gibi gözüküyor. Aslında 2020’den beri geçen günlerimizin hiçbiri pek de iyi değildi. Peki bu yıllar acaba insanlık tarihinin en kötü zamanları mıydı?

Elbette, tarihin mutlak en kötü zamanı, kim olduğunuza ve nerede yaşadığınıza bağlıdır. Ve aslında dünyanın yüzleşmek zorunda kaldığı daha zor zamanları da olmuştu. Şu anda yeryüzünde yaşayan insanlar olarak tarihin görmediğimiz dönemleri hakkında çıkarımlar yapmamız çok zor. Ancak kimi bilim insanları bunu deniyor. Harvard Üniversitesi Ortaçağ Tarihi Profesörü McCormick’e göre 536 yılı, insanlık tarihinin en kötü dönemlerinden birinin habercisiydi.

536 Yılı Neden Bu Kadar Kötüydü? 536 Yılında Ne Oldu?

Michael McCormick’e göre MS 536 yılı, en kötü yıl değilse bile, yaşamak için en kötü dönemlerden birinin başlangıcı idi. Bu dönemde Avrupa, Ortadoğu ve Asya’nın bazı bölgeleri 18 ay boyunca 24 saat karanlıkta kaldı. Yaz sıcaklıkları 1.5-2.5 °C arasında düşerek mahsulün bozulmasına ve milyonlarca insanın açlıktan ölmesine neden oldu. Bunun nedeni bir ya da bir kaç volkanik patlama idi. Bu patlamalar sonucunda etrafa püsküren kül Kuzey Yarımküre’ye yayılarak bir yıldan fazla bir süre güneş ışığını engelledi.

Volkanik kış, olarak bilinmekte olan durum alt atmosfer tabakasının bir yanardağ patlaması sonucu soğuması fenomenidir. Kül ve kükürtlü gazlardan oluşan aerosollar ve sülfürik asit, büyük patlamayla stratosfere kadar fırlayarak sis gibi bütün Dünya’yı kaplar. Güneş ışınları böylece kısmen yutulur, kısmen de uzaya yansır.

Bizans tarihçisi Procopius, “Güneş, ay gibi tüm yıl boyunca ışığını parlamadan bize verdi.” diye yazmıştır yaşadığı bu anları. Ayrıca o zamanın Romalı bir politikacısı olan Cassiodorus, güneşin “mavimsi” bir renge sahip olduğunu, ayın parlaklığının olmadığını ve “mevsimlerin birbirine karışmış gibi göründüğünü” yazacaktı. Tüm bunlar da aslında bir kıtlığa yol açacaktı.

Karanlık günler aynı zamanda bir soğukluk dönemini de beraberinde getirdi. 536 yılının yaz aylarına gidildiğinde hava sıcaklıkları anormal şekilde düştü. Çin’de bile kar yağışları baş göstermişti. Devamında son 2300 yılın en soğuk on yılı başladı. Bu ise mahsullerin tahribatına ve dünya çapında açlığa yol açtı. Ancak etkileri sadece bu kadar da değildi. Yaşanan tüm bu sorunlar başka sorunlara aslında gebe idi.

600’lerde artan okyanus buz örtüsü (volkanik kışın bir geri besleme etkisi) ve derin bir güneş minimumu (Güneş’in 11 yıllık güneş döngüsünde en az güneş aktivitesini içeren düzenli dönem), küresel soğumanın bir yüzyıldan fazla devam etmesine neden oldu

Kıtlığın Devamında Gelen Veba Salgını

İnsanlar günlerini çok zor şartlar altında geçiyirolardı. Mahsul sorunu özellikle Britanya ve Kuzeybatı Avrupa’da çok ciddi seviyelere gelmişti. Yiyecek yemek bulamayan insanlar arasında bundan dolayı açlık ve hastalık riski oldukça artmıştı.

541’de felaketlere uygun bir ortam bulan hıyarcıklı veba da da duruma dahil oldu. İlk olarak Mısır’daki Roma limanı Pelusium’dan yayılan ve Justinianus Vebası olarak adlandırılan hastalık, Doğu Roma İmparatorluğu’nun nüfusunun yarısından fazlasının ölümüne neden oldu. Bu da Roma imparatorluğunun çöküşünü hızlandırdı. Üst üste yaşanan volkanik patlamalarla ve aynı dönemde baş gösteren veba salgını, Avrupa’yı ekonomik durgunluğa soktu ve bu dönem 640 yılına kadar yaklaşık 100 yıl devam etti.

Aklınıza tüm bunları nasıl bildiğimiz soru muhtemelen gelecektir. Aslında, tarihçiler uzun yıllardır, altıncı yüzyılın ortalarında çok uzun süren, dünyanın günışığından mahrum kaldığı karanlık bir dönem yaşandığını biliyorlardı. Ancak bu gizemli sis perdesinin nereden geldiği ise bilinmezliğini koruyordu.

541 Yılı Hakkında Bu Bilgileri Nerden Biliyoruz?

Ancak araştırmacılar tüm bu bulguları 536 yılının baharında oluştuğu bilinen buz parçasına bakarak yaptı. Bu buz parçacığında, iki adet mikroskobik volkanik cam parçacığı bulundu. Bu da İzlanda veya Kuzey Amerika’da meydana gelen büyük bir volkanik patlamanın küllerinin kuzey yarıküreye yayıldığı tezini gündeme getirdi.

Araştırmacılar, buzulda donmuş şekilde bulunan ve havayla taşınan kurşun düzeyinin arttığını tespit etti ve bu da 500’li yılların sonunda düşüş göstermeye başlayan gümüş madenciliğinin yeniden toparlanmaya başladığına işaret ediyordu. Kurşun düzeyinde ikinci bir artış da 660 yılında görülüyor. Bu da ekonomik faaliyetlerde gümüşün daha sık kullanılmaya başlandığı anlamına geliyordu. Kısacası bir buzuldan elde edilen bilgiler, bilim insanlarının Batı medeniyetinin en karanlık dönemlerinden birinin bilinmezleri üzerindeki sis perdesini kaldırmasına da yardımcı oldu.

İnsanlık Tarihindeki Diğer Kötü Yıllar:

  • 1349 yılı, Kara Veba veya diğer adıyla Kara Ölüm ‘ün Avrupa nüfusunun yarısını öldürdüğünü gördü.
  • 1520’de çiçek hastalığı Amerika’yı mahvetti ve kıtanın yüzde 60 ila 90’ını öldürdü.
  • 1918’de İspanyol Gribi 50 milyondan fazla insanın ölümüne neden oldu.
  • 1933’te Hitler’in yükselişinin modern tarihte dönüm noktası olduğu iddia ediliyor.

Yine de tarihçiler seçimlerinde hemfikirdirler. Tarihteki en kötü yıl unvanını, MS 536 yılı olarak akıllarda kalıyor.


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir Yorum

Başa dön tuşu